Kitaplar Özellikler İletişim İndir
Adrese Teslim 'İLK AŞK'
Aşk/Romantizm

Adrese Teslim 'İLK AŞK'

2Beğeni
5Okunma
2 Bölüm
3,017Kelime
15 dkSüre
13.06.2026Tarih
Masum, saf bir sevgi. Mahalleye yeni taşınan genç adam ile hayatı monoton olmaktan oldukça uzaklaşmaya başlarken, ilk aşkının güçlü vurgusu, yüreğini dağlayacaktı.

-1- Eline Düştüm Elimle...

BİR ARKADAŞ

BÖLÜM 1


Son beyin kırıntılarımı da girdiğim irsaliyeler üzerine kaybederken, excelde oluşturduğum tabloya bir bakış attım.

Biz bunun için mi iki sene eğitim gördük şimdi? Ümitsiz bakışlarım hoşnutsuzluğumu çok net etrafa gösterirken, başıma giren ağrılarla geriye yaslandım. Ofiste benden hariç duran iki kişi dünyadan bağımsızlaşmış gibi bilgisayara gömülmüşken, hayatsızlıklarını sorguladım bir süre. Size kolay gelsin dostlar! Benden bu kadar! 

Seçtiğim bölüme lanet okurken sessizce ittirdim tekerlekli sandalyemi geriye. Sigara içmem lazımdı ve tabi ki de bunu işten kesinlikle kaçmak için istemiyordum! 

Balkon demirine yaslanmış bedenim, çarşının gürültüsü ile kasıldı. Allah'tan pencereleri kapatınca gürültü sesleri girmiyordu ofise. Dudaklarımın arasından süzülen ince gri duman rüzgarın esintisi ile gözüme kaçmış, yanan gözüm hızlıca sulanıp kendini kapatmıştı.

"Hay içeceğim sigaraya!" Gözlerimi ovamıyordum çünkü makyajım vardı. Fakat göz kalemimin yavaşça göz altıma aktığına inancım tamdı. 

Ben stajerdim tamam mı? Lüks makyaj malzemeleri alacak param yoktu ki, ileride kanser olma garantili ürünler, küçükken cips paketinden çıkan dövmelerden daha kalıcıydı. En azından şimdilik güzeldim. Yani sanırım...

Sigaramın izmaritini balkondaki küllükte söndürürken, ayaklarımı sürüyerek içeriye geçtim. Saate kayan bakışlarım, ızdırabımın bitmesine daha iki saat olduğunu gösteriyordu.

Esnedim ve hızlıca bilgisayara oturdum. Yapılacak bir işlem kalmadığından dolayı boşta durduğumu belli etmemek için, kendi kendime sürekli pivot tablo oluşturup siliyordum. Ve bu şekilde saatin geçmesini ummaktan başka bir çarem yoktu.

Sonunda paydos saati geldiğinde, çarpılmış gibi hızlıca yerimden kalktım. Evet dostlar gereksiz samimiyetin yerlerde olduğu bu ofisten tamamıyla ayrılıyordum artık. Yarına kadar tabi...

İş yerim çarşının merkezinde olduğu için, çıktığım gibi takı tokacıya uğramayı ihmal etmedim. Yarın benimle olacak o şahane küpeleri bulmam gerekiyordu. 

Minik bir alışverişin ardından, dolmuşta da biraz ezildikten sonra, sonunda evime varabilmiştim. Kapıyı tabiri caizse öküz gibi çalarken, kendimi yatağa atmak için saniyeleri sayıyordum ve dakika olmak üzereydi. Ayakkabılarımı insan gibi düzleyip köşeye koyduktan sonra sabırsızca beklemeye başladım. Tahmini iki dakikanın ardından kapıyı açan saçlarını boyamış ve dakikasını bekleyen, üstünde havlu ile karşılaştığım kadın, benim annemdi.

" Allah için kapıyı bir kere anahtarınla açsan ölecek misin kızım sen?" Elimi hızlıca dudaklarıma götürüp annemi içeriye ittirdim ve kapıyı kapattım. 

" Anne bu halde kapıyı mı açıyorsun sen?" Üstünü düzeltti umursamadan.

" Sen olduğunu gördüm delikten o yüzden açtım. " Gözlerimi kısıp doğruluğunu sorgulasam da boşverip odama ilerledim. Bilgisayar başında oturmaktan boynum ağrımış, belim tutulmuştu. Beynimin yorgunluğunu saymıyordum keza o yerinde yoktu. Üniversitenin ilk günü sınıfı gördüğü andan itibaren 'Adios!' deyip aramıza veda etmişti. Çabucak üstümü değiştirip salona ilerledim. Koltuğa uzanıp bacağımı üst kısımdan arkaya atarken televizyonun belimin arkasında kalan kumandasına uzandım. Burnuma şehriye çorbasının kokusu dolmuştu ve ben acımdan geberiyordum. 

"

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play