Kitaplar Özellikler İletişim İndir
ANAHTAR
Fantastik

ANAHTAR

5Beğeni
32Okunma
3 Bölüm
6,442Kelime
32 dkSüre
27.03.2026Tarih
Büyünün kadim gölgesiyle mühürlenmiş bir diyar... Ve bu diyarı lanetten arındırmak için yemin etmiş, gücünü büyüye karşı bileyen kadim Silahşorlar. Onların prensi, kalbi nefretle mühürlenmiş genç bir savaşçı. Geçmişinden taşıdığı karanlık bir sır, onu büyülü her şeye düşman etmiş.
​Ancak kaderin cilvesi, onu asla dokunmaması gerekenle yüzleştirir: Bebekken lanetlenmiş bir prensesle. İmkansız bir bağla örülen yazgıları, bu iki düşmanı bir araya getirir. Lanetin tek çözümü, nefretin en derin olduğu yerdedir: Silahşor Prens'in dudaklarında. Fakat o, büyünün esiri olan bu kıza duyduğu nefreti nasıl yenecek?
​Şimdi, bu beklenmedik ikili, tüm inançlarına ve duygularına karşı koyarak, büyünün sürgün edildiği, adı bile fısıltıyla anılan Uğursuz Topraklar'a doğru tehlikeli bir yolculuğa çıkıyor. Orada onları bekleyen sadece büyünün en kadim sırları değil, aynı zamanda **"Anahtar"**ın kendisi.
​Peki, nefretle dolu bir kalp aşkın kapısını aralayabilecek mi?

Eve Dönüş

Toprak yolda ilerleyen araba, irili ufaklı taşlardan ara sıra sarsılıyor ama hızla gitmeye devam ediyordu. Henüz batmaya başlayan akşam güneşi; arabaya eşlik eden muhafızların gözlerini yakıyor, iyice serinleyen hava derin bir sızıyla yüzlerini yalıyordu. Solda; Balo dağlarına vuran güneşin kızıllığı göz kamaştıran güzellikler sergiliyordu. Bir atlı birliği ve Kraliyet arabasından oluşan bu kafile, azalan yollarını karanlık iyice çökmeden tamamlamak istiyorlardı. Pencereden dağların eşsiz manzarasını seyreden genç kızın, yüzündeki ışık oyunlarını izleyen Orman Kralının dalgınlığını irice bir taşla sarsılan araba bozdu. İstemsizce yerinde zıplayan yolcular artık bıkkınlıkla iç çektiler.

"İyi misin Leyla?"

Kral, anlayışlı ama soran gözlerle kıza bakıyordu. Son mola yerinden sonra bu genç hanım hiç konuşmamış, hatta son yarım saat kıpırdamadan camdan dışarıyı izlemişti. Kral, bu duruma alışıktı. Bu her seferinde böyle olurdu. Bir sürgünde yaşayan Leyla, evini ziyaret edeceği her zaman türlü sevinçlere bürünür ama oraya yaklaşınca daha şimdiden geldiği için pişman olurdu. Şimdi bile genç kızın zoraki gülümsemesi, Kralı buna emin kılıyordu.

"İyiyim. Sadece biraz yoruldum." Bakışlarını tekrar dışarı çevirmişti. Eve her yaklaştığında içini kaplayan korku ve huzursuzluk hissi onu tekrar ele geçirmiş, şimdiden geri dönüş hayalleri kurmaya başlamıştı.

Yanında oturan halası, günler süren bu yolculuktan pek hoşnutsuz sık sık iç çekiyordu. Leyla, göz ucuyla halasını yokladı. Bu melekler kadar güzel ama bir o kadar da duygusuz ve ifadesiz kadın; Leyla, onlarla yaşamaya başladığından beri aslında birçok şeyden hoşnutsuzdu. Özellikle Kral Alpaslan'ın, kendi oğullarıyla bile mesafeli bir ilişkisi varken, yeğenine takındığı neredeyse sevecen tutum, onu hayal kırıklığına uğratıyordu. Neyseki Leyla; yarı sihirli kandan yarı insan olan oğlunun insani yönünü besliyor, onunla arkadaşlık ediyordu. Bu nedenle Kraliçe Zara, rahatsızlığına karşın çoğu zaman sessiz kalıyordu.

Gerçekten de Kral Alpaslan, Leyla'ya tabiatından beklenmeyecek bir yakınlık duyuyordu. Bunun en büyük nedeni; Leyla'nın kişilik özelliklerine hayran oluşuydu. Alpaslan, önceleri babasına verdiği sözü yerine getirebilmek için gayret etmiş, daha sonraları bu gayret ikisi arasında derin bir dostluğa dönüşmüştü. Kral, Leyla bilmese bile bunun onu ülkesine son götürüşü olduğunu biliyor, gerçekten derin bir üzüntü duyuyordu. Üzüntüsünden daha ağır basan şey ise; Leyla için duyduğu korku ve endişeydi.

Orman bitmiş; ara sıra evlerle, ahırlarla, dükkanlarla karşılaşmaya başlamışlardı. Bunlar, şehre yaklaştıklarının ilk işaretleriydi. Az sonra şehrin ihtişamı, kızıl güneş ışıklarının arasında bir dağ gibi yükselmişti. Yeşil tabiatının içinde muntazam yapılı, irili ufaklı, uzunlu kısalı yapılar, renkli çiçekler gibi baş gösteriyordu. Geniş ve temiz sokaklar, şimdilerde işinden eve dönen insanların koşuşturmasıyla hareketleniyordu. Güneş ışınlarının silindiği yerlerde şehir, griye boyanmaya başlıyordu. Sokakları hızla geçen bu kafileye; bazıları kuşkuyla, bazıları memnuniyetle bakıyor, çocuklar geçen atlılara

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play