Kitaplar Özellikler İletişim İndir
ARAYIÅž
Genel

ARAYIÅž

3BeÄŸeni
15Okunma
1 Bölüm
5,941Kelime
30 dkSüre
11.03.2026Tarih
Arayış, kaybolmuşluk ve kendini bulma temaları etrafında şekillenen, içsel ve toplumsal bir hesaplaşma romanıdır. Hikâye, Morbelde adlı kasvetli şehirde güvenlik görevlisi olarak çalışan İbrahim’in yaşadığı ağır geçim sıkıntıları, borçlar ve geçmişten kalan yaralarla başlar.

İbrahim’in dünyası sadece ekonomik sıkışmışlıkla değil, aynı zamanda çocukluğundan taşıdığı acılarla da kuşatılmıştır. Babasının ölümü, annesinin sessiz direnişi ve özellikle ağabeyi Eren’in şiddet dolu gölgesi, onun hayatında derin izler bırakmıştır.
Roman boyunca İbrahim’in hayat hikâyesi, ağabeyleri Eren ve Ali’nin yan hikâyeleriyle birlikte örülür.

Roman, okuru İbrahim’in içsel yolculuğuna davet eder. Kaybolmuşluk hissiyle başlayan bu yolculuk, geçmişle hesaplaşma, aile bağları ve yaşam mücadelesiyle derinleşir. İbrahim sonunda yalnızca kendi kimliğini değil, insanın varoluşunu anlamlandırmanın evrensel arayışını da sorgular.

Bölüm 1: Başlangıç ve Geçmişin Hayaletleri

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH’IN ADIYLA

Canımdan çok sevdiğim eşime.

I

Gece nöbeti sessiz ama zihnimde bir fırtına kopuyor. Etrafımda yankılanan derin bir sessizlik var ama zihnimde bin bir ses, bin bir düşünce birbirine karışıyor. Elimdeki fener güçsüz bir ışık yayıyor. Bu ışık çaresizce titriyor. Sanki o da vazgeçmek üzere. Pilin bitmek üzere olduğunu hissediyorum. Işığın her an sönebileceğini bilmenin verdiği endişeyle yoluma devam ediyorum.

Güvenlik işi insanın hayatını çalıyor. Uykusuz geceler, düzensiz vardiyalar ve karanlıkta yalnız başına beklemek... Her nöbet ruhuma bir yük daha ekleniyor.

Devriye atıyorum… Her adımda farklı bir sahne, farklı bir yüz, farklı bir zaman gözlerimin önünde canlanıyor. Çocukluk, kayıplar, pişmanlıklar... Hepsi bu soğuk Morbelde gecesinde, nöbetin sessizliğinde karşıma çıkıyorlar. Karanlık sadece dışarıda değil aynı zamanda içimde de. Bu karanlık hem büyüyor hem de derinleşiyor. Nöbetimde yalnızca geceyi değil aynı zamanda kendimi, geçmişimi ve içimdeki sessiz fırtınayı bekliyorum.

Bir anda acı bir sahne gözlerimin önüne geliyor: Babamı yürürken görüyorum. Peşinden koşuyorum ama asla yakalayamıyorum. Babam çoktan kaybolmuş bir zamanın çoktan kaybolmuş bir adamı. Bir zamanlar güçlü ve sarsılmaz bir figürdü ama şimdi sadece uzak bir gölge. Sislerin arasında yitip gitmiş bir siluet. Kaybolmuş zamanın kaybolmuş adamı... Geçmişin derinliklerinde saklanan ve de bir türlü unutulmayan bir yüz.

Gidişiyle hayat durmuştu. Sanki tüm dünya nefes almayı bırakmış gibiydi. Gökyüzü bulutlarla kaplı, rüzgâr ıssız sokaklarda ıslık çalıyor ve ufuk gün ışığının asla ulaşamayacağı kadar uzak görünüyordu. Hava bile donuktu. Hiçbir şey ısınmıyordu. Hiçbir şey eskisi gibi hareket etmiyordu. Sanki yaşam o gidişle birlikte bir tabloya dönüşmüştü. Buz gibi, durağan ve umutsuz bir tablo...

Derken bir başka anı… Yıllar önce bir yaz gecesi gözümde canlanıyor. Sokakta elektrikler kesilmiş, her yer karanlığa bürünmüştü. Babam elime bir battaniye tutuşturup beni apartmanın bahçesine çıkarmıştı. Gökyüzü yıldızlarla doluydu. Daha önce onları hiç bu kadar parlak görmemiştim. Babam battaniyeyi yere serdi. Yan yana uzandık. “Yıldızları dinle.” Dedi. “Onlar sessizce konuşur ama dikkat edersen anlatacak çok şeyleri vardır. Biri düşerse bil ki hikâyesi tamamlanmıştır. Geriye kalanlarsa parlamaya devam ederler. İşte biz de o geriye kalanların güzel ışıklarını görmek için buradayız.”

Sude... Kırılgan ama büyüleyici. Işığına yaklaşıyorum ama dokunsam tuzla buz olacakmış gibi. Yaydığı ışığın ısısını hissetsem de kendisi erişemeyeceğim kadar uzak.

Ve işte… İlk devriyeyi bitiriyorum ve nöbet kulübeme geri dönüyorum. Nöbet kulübesinin o plastik kokusu ciğerlerime dolarken bir bardak kahve dolduruyorum.

Sonra bir devriye daha, sonra bir başka soru daha... “Kaçtığını sanıyorsun ama dönüp geldiğin yer kendi benliğin.” Joyce’un bu cümlesi zihnimde yankılanıyor. Nereye gidersem gideyim her devriyede, her adımda, aslında hep

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play