Kitaplar Özellikler İletişim İndir
AŞK FIRTINASI
Aşk/Romantizm

AŞK FIRTINASI

7Beğeni
7Okunma
9 Bölüm
24,173Kelime
2 saat 1 dkSüre
22.04.2026Tarih
Aşk acıdır.
Ne onunla yapabilirsin, ne de onsuz
Önce yanar kalbin, ardından donar.
Sonra bir bakmışsın, nefes almak yetmez olmuş. Sadece görmek yetmez olmuş. Aslında yaşamak bile anlamsız olmuş. Doruk için de öyle olur.
Aşkı ve acıyı tadan kalbini sevdiği kız ile toprağa gömmesinin onu tüm acılardan kurtaracağını sanmıştı, ta ki o okyanus mavisi gözler, kalbinden ruhuna işleyene kadar.
Aşk güzeldi
Sevmekti, sevilmekti
Önce kalbinden hissedip, ardından tüm benliğini teslim ettiğin bir duyguydu. Kalbi aşkı hiç tatmayan İpek için de öyleydi, ta ki pır pır çarpan kalbi, buz tutmuş bir kalbe çarpana kadar. İşte o zaman öğrendi aşkın acı olduğunu, parçalanmak olduğunu kanamak olduğunu.
Yaşadığı acılara ek bir kayıp daha vermek istemeyen ve bundan korkan İpek Salman,
kalbinden asla vazgeçmeyen Doruk Demir…
Yaşanan büyük kayıplara rağmen
Aşkın yakasını bırakmadığı iki kalbin hikayesi

BIRAKMA

Müzik insanın ruhunu ele geçiren bir büyüydü. Bir ortamda dururken melodisiyle seni başka bir âleme götürüyor, acı tatlı anılara salabiliyordu. Her daim öyle hissetmiştim. İçimden geçen şarkıları söylerken, gitar çalarken veya dinlerken hep öyle hissettirmişti. Her zaman müziğin içinde bulunduğu şeyleri yapmayı sevdim. İleri ki yaşantımda da müzikle uğraşmak istiyordum. Lise biteli iki yıl olmuştu. Burada güzel bir üniversitede eğitim alıyordum. Ama İstanbul’da konservatuar okumak en büyük hayalimdi. Şimdi de bilgisayarımın ekranında aylar önce yapmış olduğum başvurumun gelen sonucunu okuyordum.

“Güzel sanatlar fakültemize yapmış olduğunuz başvurunuz değerlendirilmiş ve size mülakat hakkı verilmiştir” Bunca zamandır hayalini kurduğum tek şey bu mülakata hak kazanmaktı. Kesinlikle kabul edileceğimi, bunu başaracağımı biliyordum. Müzik benim içimde olan enerjiydi ama babam resmen bu enerjimi sömürüyordu. Kendisi mükemmel bir baba olmasına rağmen bazı katı kuralları vardı. Bunlardan biri de sonu olmayan bir meslek için yıllarımı harcamamam gerektiğiydi. Müzik için özel ders alabilirdim. Ama eğitim olarak daha sağlam bir bölüm seçmem gerekiyordu. Şu anda okuduğum işletme bölümü de benim için en doğru olanıydı. İnsanların müziği veya müzikle yapılan her eylemi sadece şarkıcılıkla yargılamalarına anlam veremiyordum. Ve benim bu şekilde düşünen çok modern bir babam vardı. Bu arada ben İpek Salman, tek hayali kendini müziğe adamak olan, Amerika’da yaşayan ve buradan iyiden iyiye sıkılan bir kızım. Babam Kerem Salman ve annem Hande Salman yıllarını buradaki şirketlerini devleştirmek için savaşarak geçirmiş ve sonunda başarmıştı. Her ikisi de mükemmeldi. Benim için her zaman mükemmel bir aile olmuşlardı. Fakat kalbimden geçenleri anlamıyorlar, benim için iyi olduğuna inandıkları yolda istemesem de yürümemi istiyorlardı. Bu düşüncelerle savaştığım esnada bu savaşımı

“İpek’im” diye seslenerek bozdu. Aslında annem farklıydı. O her zaman ne istersem, neden zevk alırsam onu yaşamamı ama kendi geleceğimi de düşünmem gerektiğini söylerdi. Annemin bu sıcacık seslenişine acıyla gülümsedim. Bu gülümsememe annem anında kaşlarını çatarak konuştu:

“Sorun ne?” Hemen anlardı. Anında hissederdi. Üzüntüm sanki ona sinyal verirdi. İlkokuldan, lise ve devamında her hissimi anlamış saklamama izin vermemişti. Onun o telaşlı anne bakışlarına, üzgün kedi yavrusu bakışlarımı takınarak karşılık verdim. Bilgisayarda bana şeytanca sırıtan tek hayalimin mailini anneme gösterdim. Annem bilgisayara baktı ve aynı benim gibi hüzünlü bakışlar takınarak;

“Babanı biliyorsun, buna karşı” dedi. Sitemli bir sesle anneme,

“İlla şarkıcı olacağım diye bir şart yok ki. Müzik öğretmeni olurum” diye çıkıştım. Annem gülümseyerek,

“İkimiz de bunu seçmeyeceğini biliyoruz. Onun için zorlama. Ama baban istediğin eğitimi burada özel hocalardan alabilirsin dedi. Neden bununla yetinmiyorsun?” diye sordu. İçimden avazım çıktığı kadar bağırmak geldi. Ardından sakin kalmaya özen göstererek,

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play