Aşkın sanatı olur mu?
Berna ve Serkan'a sorarsanız, aralarındaki tek şey yıllardır itinayla büyüttükleri "sanatsal" bir nefret.
Berna, Sanat & Kültür Keşif Merkezi'nin mesafeli, kuralcı ve "buzlar kraliçesi" lakabını sonuna kadar hak eden sanat eksperi. Bir tablonun altındaki gizli katmanı, fırça izindeki tereddüdü, sanatçının sakladığı duyguyu ilk bakışta görebilir.
Serkan ise fırlama, çekici, fazla rahat ve Berna'nın sinir uçlarıyla oynamaktan neredeyse hobi olarak zevk alan o adam. Girdiği her ortamda dikkat çeker, her cümleyi şakaya çevirebilir ve Berna'yı çileden çıkarma konusunda özel bir yeteneğe sahiptir.
Aynı merkezde çalışan bu iki uzman için aşk, olsa olsa kötü kürate edilmiş bir felakettir.
Ta ki Berna'nın komşusu, Serkan'dan gelen flörtleşme mesajlarını anlamakta zorlanıp Berna'dan küçük bir yardım isteyene kadar...
Berna için bu küçük yardım, başta yalnızca Serkan'ın fazla kendinden emin tavrını biraz sarsmanın zararsız bir yoludur. Serkan ise mesajlaştığı kadının zekasına, mizahına ve cümlelerinin ardındaki o tuhaf derinliğe kapılırken, aslında yıllardır yan masasında oturan ve onu herkesten çok zorlayan kadına çekildiğinden habersizdir.
Ama sanat dünyasında hiçbir sır sonsuza kadar çerçevenin içinde kalmaz.
İstanbul'un sanat dolu mesafesinden Bodrum'un sıcak ve tehlikeli yazına uzanan bu hikayede; yanlış anlaşılmalar, bastırılmış kıskançlıklar, ailelere söylenen küçük bir yalan ve inkar edildikçe büyüyen bir çekim vardır.
Berna ve Serkan birbirinden kaçtıkça, herkes aynı soruyu sormaya başlar:
Bu gerçekten nefret mi, yoksa aşkın en ustaca saklanmış hali mi?
**
Hello ^^
Hayatımında bir ilki yaparak bitmiş bir kitap yüklüyorum.
Şokta mıyız, bence evet :)
Yaz hikayelerinin ben de yeri hep ayrı olur, bu nedenle seveceğini düşünüyorum.
Tanıtım yazısız bir başlangıç benim için eksik olduğu için önce tanıtım sonra bolca bölümlere gireceğiz.
Sevgileeeer <3