Biraz daha uyumam gerekiyordu. Belki bir saat, belki de sadece 5 dakika önemli değildi sadece uyumam gerekiyordu. Ama bu lanet olasıca odamın kapısı sanki bir alacaklı dayanmış ve ben kapıyı açmıyormuşum gibi çalıyordu. Kapının ardındakini tahmin etmek hiçte zor değildi. Çünkü kapının ardında
"Merve kapıyı kilitlemiş olman içeriye giremeyeceğim anlamına gelmiyor. Gerekirse balkonu bile denerim. Aç şu kapıyı!" diye bağıran Azra kesinlikle pes etmek nedir bilmiyordu. Çok inatçı bir o kadar da uyuz bir arkadaştı. Ama kesinlikle mükemmel bir dosttu. tamam ona fazlasıyla borcum vardı ama artık şu lanet olasıca kapıya vurmasa iyi ederdi. Kafama bastırdığım yastığımı hafifçe kaldırarak,
"O kilidin seni durduramayacağını iddia ediyorsan neden hala kapıyı yumrukladığını söyler misin?" diye bağırdım. İşe yaramış gibi olacak ki bir an sessizlik oluştu. Tam bu sessizliğe seviniyordum ki bunun için erken davrandığımı fark ettim. Azra yumruklarından daha etkili olan ses tonu ile
"Bu staj programı için kaç kişinin başvurduğunu ve bizim teklif aldığımızı kafana sok ve bu değerli şansı kaçırmamak adına kaldır o koca kıçını ve hazırlan. Saat 12:00 'da orada olmamız gerekiyor." diye bağırmıştı. Kahretsin saat daha 08:00'dı ve daha 4 saat vardı. Gitmemiz gereken yer ise 1 saatlik uzaklıktaydı. Neden 5 dk daha uyku keyfi yapmama izin vermiyordu ki? diye düşündüm. hatta bunu kapının ardında bana işkence etmeye devam eden Azra'ya
"Saat 12.00 'da randevumuz var 10.00 'da değil ve o şirket çokta uzakta değil. Şu işkenceye bir son vermeyi dener misin? Yoksa oraya gelip çeneni kapatmam için bir bant gerekecek mi?" diye bağırdıktan sonra yastığı kapıya fırlatarak,
"Ve senin kıçından daha küçük, üstelik güzel bir kıçım var" diye de ekledim. Bu bağrışma kahkaha atan Azra,
"O zaman daha çabuk kalkacağından eminim . Hazırlanman saatler alıyor. Kahvaltıyı hazırladım. hemen kalksan iyi edersin " dedi ve tekrar sessizlik oluştuğunda uykum artık tamamıyla kaçmıştı. Yine başarmıştı. Yine beni bu güzel uykudan uyandırmayı başarmıştı. Mızmızlanarak yataktan kalktım. Banyoya gittim. Tüm uykumu alıp götüren suyun bedenimden akmasına izin verdim. Ardından kurulandım ve hızlandım. Sonunda işim bittiğinde aynada kendime baktım. Bu gün ki staj işine ve kendimi orada kanıtlamaya ihtiyacım vardı. Stajımı güzel bir şirkette yaparsam iş bulmamda fazlasıyla yardımcı olacaktı.
Hayatımda hep yalnızdım. Ne annem, nede babam olmamıştı. Varsa bile ben tanımıyordum. Gerçi onlar için bir önemimin olmadığını daha doğar doğmaz beni hastanede bırakıp kaçmalarından çok iyi anlıyordum. Hangi anne 9 ay boyunca karnında taşıdığı kızını, kucağına bir kere bile almadan bırakıp kaçardı ki? Ne buna zorlayabilirdi ki? Ölüm mü? Utanç mı? Hangi anne evladını görmeden yaşayabilirdi ki? Kesin yasak aşk