Kitaplar Özellikler İletişim İndir
Aşkın Senfonisi
Gençlik

Aşkın Senfonisi

0Beğeni
1Okunma
1 Bölüm
1,086Kelime
5 dkSüre
03.07.2026Tarih
Her notanın bir hikayesi, her sessizliğin anlatılacak bir yarası vardır.
Emir, hayatını sadece müziğin ritmine göre kurgulamış, okulun çatı katındaki o eski bankta kendi melodilerini arayan bir gençti. Mira ise, hayatın gürültüsünde kaybolmuş ama ruhundaki o kadim ezgiyi duymaya çalışan bir yolcu. Bir okulun çatı bahçesinde, gün batımının kızıla boyadığı o huzurlu anlarda yolları kesiştiğinde, notalar birbirine karışmaya başladı.
Burası sadece öğrencilik yıllarının anlatıldığı bir hikaye değil; müziğin iyileştirici gücüyle birbirine bağlanan iki ruhun, hayatın karmaşasına karşı bestelediği bir aşkın senfonisi.
Gitarda yankılanan bir isim, rüzgarda savrulan bir melodi ve tüm imkansızlıklara rağmen durmayan bir kalp atışı…
Peki, aşkın son notası kimin için çalınacak?

İlk Nota 1. Bölüm

Bölüm 1: İlk Nota

Sabahın ilk ışıkları ince perdenin arasından süzülürken, Emir gözlerini gitarının tellerinde dolaşan yarım kalmış bir melodinin sızısıyla açtı. Yorgun ama tanıdık bir huzursuzluk vardı içinde. Yatağın kenarında duran gitarının o soğuk ahşap dokusuna dokundu; bu evde ona babasından kalan, sığınabileceği tek güvenli limandı o gövde.

Yavaş adımlarla odasından çıkıp evin sessiz koridorunda yürürken mutfaktan gelen taze kahve kokusunu aldı. Annesi Ayşe Hanım, tezgahın başında dikiliyordu. Yüzündeki yorgunluğa rağmen omuzları her zamanki gibi dik ve kararlıydı. Üzerindeki ince gömlek, gece vardiyasından yeni dönmüş bir kadının yorgunluğunu taşısa da, çocukları için sırtlandığı o devasa yükü gizlemeye yetmiyordu.

Masanın kenarındaki küçük sandalyede ise beş yaşındaki Defne oturuyordu. Küçük elleriyle renkli blokları üst üste diziyor, kendi kendine mırıldanarak etrafına neşe saçıyordu. O, bu hüzünlü evin tek canlı melodisi, hayatın küçük bir mucizesiydi. Emir yanına yaklaşıp eğildi ve usulca kardeşinin saçlarını düzeltti. Defne ışıl ışıl gözlerini abisine çevirdi.

"Abi," dedi heyecanla, "Bugün yeni okulunda gitar çalacak mısın?"

Emir bir an duraksadı, kelimeler boğazında düğümlendi. İçindeki o kapanık dünyaya dışarıdan bir ses dokunduğunda hep böyle olurdu. Hafifçe başını sallayıp, "Belki... Belki de," diye geçiştirdi.

Defne abisinin boynuna sarıldı, "Sen benim en büyük kahramanımsın, biliyor musun?" diye fısıldadı.

Emir’in kalbindeki buzlar bu küçük sözle eridi. "Sen de benim küçük neşemsin, Defne," diyerek elini tuttu. Evin içindeki o buruk havaya sessiz, sıcak bir tını yayıldı. Ayşe Hanım yorgun ama sevgi dolu bir sesle, "Kahvaltını yap oğlum, geç kalacaksın," diyerek kahvesinden bir yudum aldı. Babaları Orhan Aksoy’un... Bir zamanlar sahnelerin tozunu yutturan, gitarıyla harikalar yaratan o adamın bir trafik kazasıyla hayatlarından çıkıp gidişinden beri, bu mutfakta hep bir sandalye eksikti. Emir o eksikliği her sabah, her notada hissediyordu.

Okulun kapısına yaklaştığında Emir’i ilk karşılayan şey, bahçeyi inleten yüksek bir motor sesi oldu. Siyah, son model spor bir motosiklet, arka tekerini kaydırarak bahçenin tam ortasında durdu. Üzerindeki çocuk, kaskını ağır ağır çıkarıp motorun aynasına astı. Okulun zengin, arkası sağlam, her istediğini elde etmeye alışmış piçi Kuzey’di bu. Üzerindeki pahalı ceket, umursamaz tavırları ve etrafını saran o asalak arkadaş grubuyla okulun hakimi gibi yürüyordu. Kuzey, motorunun anahtarını parmağında sallayarak etrafa bakarken, gözü sırtında siyah gitar kılıfıyla bahçeye yeni giren Emir’e takıldı. Şöyle yukardan aşağı bir süzdü yeni çocuğu. Emir ise adımlarını hiç bozmadı, gözlerini de kaçırmadı. Kuzey’in dudak kenarı alaycı bir tavırla kıvrıldı, arkadaşlarına dönüp fısıldayarak gülüştüler. Aralarındaki o görünmez gerilim hattı, daha okul binasına girmeden çekilmişti.

Emir, koridorun kalabalığı içinde adeta bir gölge gibi ilerledi. Sınıfın kapısına geldiğinde derin bir nefes aldı. İçerisi tam bir

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play