Ateş ve su
Arvin Karaşah: Saatlerdir beklememin ardından kulaklığıma Cihan’ın verdiği anons ile hepsine el işareti yaptım. Ömer’e de el işareti yapıp kulaklığıma "Geri çekiliyoruz," diye fısıldadım. Şerefsizler bayağı kalabalıktı. Timi geri çektiğimde arkalarından bakıp belimden çıkardığım iki silah ile şerefsizlerin inine daldım.
Ben Arvin Ateş Karaşah; ben geri çekilir miyim be? "Şimdi sizi s*kmedim mi lan?" deyip silahlarımı ateşlediğimde hepsi birden afalladı.
Ardından karşılık verdiklerinde kulaklığımdan "Komutanım, ne yaptınız siz?" diyen timim ile "Bir susun lan, odaklanmam lazım," deyip kendimi taş duvarın ardına siper sakladım.
Ardından hiçbir zaman şaşmadığım gibi, bu sefer de şaşmadığım tüm hedeflerimi 12’den vurduğumda, elebaşı olan şerefsizi paketlemeleri için timin önüne attım.
Cihan, "Komutanım bir şeyiniz var mı?" dedi.
"Yok aslanım, gördüğün gibi gayet iyiyim," deyip iki kolumu da açıp güldüm.
Ömer hem bir rütbe altım hem de arkadaşım olarak "Beni komutanım, bir gelir misiniz?" diyerek çağırdı
Ardından çocuklardan uzaklaştığımızda, "Sen deli misin?" dedi.
"Off Ömer, s*kme beynimi," dediğimde gelen zırhlı araç ile "Ben gidiyorum Ömerciğim, sana buraları toparlamakta kolay gelsin," deyip araca bindim.
azad binbaşı karargahtaki odasinda belgeler ile uğraşırken asteğmen ali içeri girer "Komutanım"
Azad: efendim, asker
Ali: size bir telefon var, buyurun."
Azad: "Ver bakalım. Alo?
ömer: Komutanım, seninki yine delirdi! Düşman inine tek başına girdi, manyak! Görev tamamlandı,ama askeri araç yola çıkalı 1 saat oldu, neredeyse orada olurlar komutanım."
Azad: "Kapat! Ömer" Ali askeri araç geldiği gibi yüzbaşınız odama gelecek!"
Ali : emredersiniz komutanım
Askeri araç karargâha girdiği gibi Ali, yüzbaşının yanına koşar,
Ali: "Komutanım," "Binbaşım derhal sizi odasına bekliyor." Ali'nin karşısındaki yüzbaşı
Arvin: "Eyvallah" diye cevap verir ve binbaşı Azad karaşahın odasına doğru ilerler. Kapıyı çaldığında içeriden yüksek sesle "Gel" diyen komutanının odasına girdiğinde azad: , "Ooo, hoş geldiniz beyefendi!"
Arvin: "Hoş buldum komutanım," Ardından komutanı, karşısındaki en değer verdiği, canının kendisine emanet edildiği adama bakıp yüksek sesle bağırır azad: "Arvin! Sen ne yaptığını sanıyorsun lan? Ne demek düşman inine tek başına girmek? Ulan, senin canın bana emanet, biliyorsun değil mi?"
Arvin: "Azad amca, Allah'ın aşkına ya... Babamın laflarına bakıp canımı koruma. , sen bari beni anlıyorsun. Ben askerim amca, benim canımın bir değeri yok," dediğinde Azad,: "Arvin, alıp başını gidiyorsun! Sana tam iki ay görev yok, iki ay izinlisin! bu arada azad amcan degil şuan karşında komutanın var"
Arvin: "komutanım yapma! Tim başında ben olmadan ne yapar?" dediğinde
Azad: , "Timin de göreve çıkmayacak Arvin. Her gün gelip içtima yaptırıp gideceksin, iki ay dinlenin,"
Arvin Karaşah: Hep babamın başının altından çıkıyordu bu. Azad amcamın komutanım olmasından yararlanıyordu. Hep içime dolan sıkıntıyla karargahtan çıktım. Arabama atladığım gibi aslında hiç gitmek istemediğim yere