Kitaplar Özellikler İletişim İndir
ATEŞTE AÇAN GÜL
Dark Romance

ATEŞTE AÇAN GÜL

7Beğeni
15Okunma
1 Bölüm
1,313Kelime
7 dkSüre
25.04.2026Tarih
"Evleneceksin, başka yolu yok!"

Sinirden elim ayağım titrerken cevap verdim.

"Evlenmem!"

İşaret parmağımı kenarda mağdur rolü yapıp duran kıza diktim.

"Hele bununla hiç evlenmem!"

Mahmut ağa itiraz kabul etmeyen kararlı sesiyle bir kez daha konuştu.

"Ben hiçkimsenin namusunu yerde bırakmam. Ya şimdi he der evlenirsin ya da bu evden ikinizin de ölüsü çıkar!"

BAŞLANGIÇ

ROZERİN 


"Kız bu çamaşırları niye yıkamadın sen hala?"


Üvey annem Rewşan, her zamanki gibi yine formundaydı. 


Senelerdir birlikte yaşadığımız halde hala daha bu sabah enerjisine şaşırıyordum. 


Bir insan, bir insanı öğlen ya da akşam azarlayabilirdi ama sabahın kör şafağında hiç üşenmeden bu işe soyunması gerçekten takdire şayandı.


Eee akşam azarını herkes çekerdi, mühim olan sabahın yedisinde de aynı performansı gösterebilmekti.


"Kız, sen beni duymuyor musun? Bak cevap da vermiyor!"


Kendi iç dünyama dalıp ona cevap vermeyi unuttuğum için daha çok sinirlenen Rewşan hanım iyice kudurmasın diye mutfak kapısından başımı çıkarıp seslendim.


"Domateslere giriştim, ocağa koyayım öyle yıkarım."


Banyodan çıkan Rewşan hanım mutfağa doğru geldi.


"Bu çamaşırlar seni mi bekleyecek kız?"


Yumruk yaptığı eliyle şakağıma iki kez vurdu. 


"Hiç akıl yok mu sende? Bu çamaşırlar ne zaman kuruyacak?"


Nefesimi seslice verip sakin kalmaya çalıştım. 


Yok, sinirlenmeyecektim. Bu kadına karşı artık bağışıklık kazanmıştım. 


"Domatesler ne zaman pişip kavanozlanacak Rewşan hanım? Çamaşırlar bir gün daha bekleyiversin, ne yapayım?"


Ya da bir zahmet işin ucundan tutsundu da kendi donlarını kendi yıkasındı!


"Kız sen bir de bana cevap mı veriyorsun? Bekleyemez çamaşır falan!"


Dişlerimi sıktım. Gerçekten kendimi patlamamak için zor tutuyordum.


"O zaman onları da bu seferlik sen yıkayıver. İkisini aynı anda nasıl yapabilirim?"


Rewşan hanım yüzünü buruşturdu. 


"Dilin çalışacağına elin çalışsın, elin! Çekil şuradan!"


Beni iteleyerek mutfağa girdi.


"Ne biçim almışsın bu domatesleri? Domates değil, kabak bunlar!"


Ellerimle yüzümü ovuşturdum. 


"Verdiğin para ancak kabak almaya yetmiş demek ki!"


Yeniden bana döndü. 


"Bana bak, senin dilin çok uzadı. O dilini kısalt, bana kestirme!"


Yumruklarımı sıktım. Sabah sabah bu meselenin daha fazla büyümesini istemiyorum.


Arkamı dönüp mutfaktan çıkarken seslendi.


"Nereye?"


Geri dönmeden cevap verdim. 


"Çamaşır yıkamaya!"


Banyoya girip biriken çamaşırları bir leğene doldurdum. 


Çeşmenin soğuk suyunda çamaşır yıkamak insanı tir tir titretiyordu ama her halükarda evde Rewşan cadısıyla boğuşmaktan iyiydi.


Hiç oyalanmadan kolumdaki çamaşır leğeniyle birlikte evden çıktım. 


Bugün domates konservesini yapıp aradan çıkarmaya niyetlenmiştim ama muhtemelen gece yarısına kadar ancak bitirebilecektim.


Babam, karısı Rewşan ve onun önceki evliliğinden olan oğlu Baran'la birlikte yaşadığımız evin tüm işi bana bakıyordu.


Rewşan hanım, sağ olsun elini hiçbir işe sürmez ancak sabahtan akşama emir yağdırıp dururdu.


Babam Heşar'sa ondan da beterdi.


Hadi üvey annem sonuçta üveydi, ben onun kızı değildim ama ya babam? 


Özbeöz kızı olduğum halde nasıl o kadınla bir olup bana zulmedebiliyordu anlayamıyordum. 


Gerçi bu coğrafyada kızların kaderi hep böyleydi. Erkek çocuklarına değer verilir, kız çocukları ezilirdi.


Doğan çocuğunun kız olması utanılacak, hayıflanacak şeydi ama onu doğuranın da bir kadın olduğu gerçeği hep atlanıyordu.


Kadın olmadan dünya nasıl olacaktı?


Tabii bunu babam gibilere anlatmak zordu, anlamazlardı.


Sözün kısası, babam da işe yaramazın biriydi. Sürekli de Rewşan hanımın dolduruşlarına gelip beni döverdi. 


Anneciğim amansız bir hastalığa yakalanıp bu dünyadan göçtüğünden beri babamın evi benim için

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play