Göğsünde dinmez bir gazâ,
Aklında kanlı bir cenk,
Kendi yaktığı ateşte yanar, bilmez kime denk.
Merhamet sökülüp atılmış,
Taş kesilmiş sinesi,
Hırsının zindanında boğulur durur
Gözleri pusu kurmuş ahuya
Yenilmez sandığı yüreğinin hırsına
Tattığında güzelliğin nicesini
Savrulur durur
Yitirip zırhını külünün izinde
Doğunca sönmüş kor nâr’ına
Unutup intikamı dönünce vurguna
Kavrulur durur
Nitekim var olmuş yaşam gayesinde
Yeni bir benlik vurmuş ruhuna
O ahuya bir divane
Tümüyle Mecnun olur