Kitaplar Özellikler İletişim İndir
AY VE KÜL ARASINDA
Fantastik

AY VE KÜL ARASINDA

0Beğeni
1Okunma
4 Bölüm
9,011Kelime
45 dkSüre
07.01.2026Tarih
Ay ışığı her gerçeği ortaya çıkarmaz.
Bazı sırlar, yalnızca dönüşmeye cesaret edenlere fısıldanır.
Aeryn, kadim bir ay ejderhasıdır. Yüzyıllar boyunca gökyüzünde süzülen, gücünü korumak için değil anlamak için kullanan bir varlık… Ancak artık ejderha formunu geride bırakmış, insan bedeninde yaşamayı seçmiştir. Çünkü dünyayı yukarıdan izlemek değil, onun içinde hissetmek ister.
Lunavera topraklarında yolu, ay döngüleriyle çalışan bilge bir cadı olan Seris ile kesişir. Seris için büyü; hükmetmek değil, dengeyi korumaktır. Ayla konuşur, külle iyileştirir ve hiçbir şeyi zorla değiştirmez.
Bir ejderha ile bir cadı arasında filizlenen bu bağ, kaderin dayattığı bir aşk değil; bilinçli bir yakınlıktır.
Ne kurtarılacak biri vardır, ne de fethedilecek bir kalp.

1.BÖLÜM

Ay, Lunavera ormanının üzerine yavaşça yükselirken gölgeler uzuyor ama kararmıyordu.
Bu topraklarda karanlık bile acele etmezdi; her şey ayın ritmine göre nefes alırdı.
Seris, ormanın içindeki taş çemberin ortasında durdu. Ay tozu yere ince bir sis gibi çökmüş, kuru yaprakların arasına gümüş rengi bir parıltı bırakmıştı. Elindeki asa toprağa değdiğinde hafifçe titreşti.
“Bugün erken geldin,” dedi arkasından gelen sese, dönmeden.
Ses sakindi.
Derindi.
İnsan sesine fazla düzenliydi.
“Geç kalmak istemedim,” dedi yabancı. “Ay, bekleyenleri sevmez.”
Seris yavaşça döndü.
Karşısında duran adam, ormana ait değildi ama ona yabancı da sayılmazdı. Uzun boyluydu; gümüşe çalan saçları ay ışığında neredeyse parlıyordu. Gözleri… Seris gözlerini fark ettiğinde istemsizce duraksadı.
Altın tonluydu.
Ama parlak değil, derin.
“Beni tanımıyorsun,” dedi Seris temkinle. “Ama sesin, sanki beni uzun zamandır çağırıyormuş gibi.”
Adam başını hafifçe eğdi.
“Tanımak,” dedi, “aynı şeylere bakmak değildir. Bazen aynı sessizliği paylaşmak yeterlidir.”
Seris kaşlarını kaldırdı.
“Bu bir şair cümlesi mi, yoksa sakladığın bir gerçeğin süsü mü?”
Adam gülümsedi. Gülümsemesi savunmasızdı; karşısındakini etkilemeye çalışmayan bir sakinlik taşıyordu.
“İkisi de değil,” dedi. “Sadece dürüstlük.”
Seris asasını yere yasladı.
“Adın?”
“Aeryn.”
“Ne işin var burada, Aeryn?”
Sesinde tehdit yoktu. Sadece sınır vardı.
Aeryn çevresine baktı. Ay ışığı yaprakların arasından süzülüyor, taş çemberin çizgilerini belirginleştiriyordu.
“İnsan olmayı öğreniyorum,” dedi sonunda.
Seris hafifçe güldü.
“Bunu söyleyenler genelde ya çok gençtir ya da çok yorgun.”
Aeryn bakışlarını ona çevirdi.
“Hangisine benziyorum?”
Seris birkaç adım yaklaştı. Gözlerini ondan ayırmadan konuştu:
“Her ikisine de. Ama daha çok… eski bir şeye.”
Sessizlik aralarına yerleşti. Rahatsız edici değildi. Dinleyen bir sessizlikti.
“Cadı olduğunu biliyorum,” dedi Aeryn.
Seris başını eğdi.
“Bunu söyleme biçimine bakılırsa korkmuyorsun.”
“Korku,” dedi Aeryn yavaşça, “bilinmeyene karşıdır. Sen bilinmeyeni saklamıyorsun.”
Seris’in yüzündeki ifade yumuşadı.
“Pekâlâ,” dedi. “O zaman dürüst olalım. İnsan değilsen, nesin?”
Aeryn derin bir nefes aldı. Ay ışığı o an yoğunlaştı, ama sertleşmedi.
“Bir zamanlar gökyüzünde yaşardım,” dedi.
“Şimdi yeryüzünde kalmayı seçiyorum.”
Seris’in kalbi hızlandı ama yüzüne yansımadı.
“Ejderha,” dedi fısıltıyla.
Aeryn başını salladı.
“Ay ejderhası.”
Seris asasını kaldırmadı. Geri adım atmadı.
“Yıkım için gelmediğini hissediyorum,” dedi. “Ama hissetmek, bilmek değildir.”
“Yıkım,” dedi Aeryn, “benim bıraktığım bir dil.”
Seris uzun süre ona baktı. Sonra derin bir nefes alıp ay çemberinin dışına çıktı.
“Bu gece kalabilirsin,” dedi. “Ama sabah olduğunda bana hâlâ burada olmak isteyip istemediğini söyleyeceksin.”
Aeryn şaşırdı.
“Bu kadar mı?”
Seris omuz silkti.
“Bazı kararlar sınav değil, davettir.”
Ay, ikisinin üzerine biraz daha eğildi.
Ve ilk kez, kül soğuk değil; hatırlatıcıydı.

Ay biraz daha yükseldiğinde ormanın rengi değişti. Gümüş, yaprakların damarlarına kadar indi; taş çemberin içi dışından daha aydınlık görünüyordu. Seris ateşi yakmadı. Bu gecenin ışığı yeterliydi.
Aeryn, çemberin kenarında durmuş, ellerini birleştirmişti.
“Burada durmam doğru mu?” diye sordu.
Sesindeki tereddüt, gücünün çok ötesinde bir şey anlatıyordu.
“Doğru diye bir yer yok,” dedi Seris. “Sadece niyet var. Niyetin temizse, toprak seni iterse hissedersin.”
Aeryn ayağını yavaşça bir adım daha

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play