BÖLÜM 1
"Bir anlık sessizlikte, her şey yok olmuş gibi hissettim. Tanıdığım hayat, bir saniyede paramparça olmuştu."
Adin canım, hadi bir şeyler ye... Aç karnına olmaz,” diyen Sare ablamın sesi, zihnimdeki boşlukta yankılanıp kayboldu.
Gözümü diktiğim duvardan hiçbir şekilde ayırmazken, içimden hiçbir şey yapmak gelmiyordu. Ne yemek yemek geliyordu, ne yattığım bu yataktan kalkmak geliyordu. Sadece sonsuza dek yatmak istiyordum ve rahatsız edilmek istemiyordum. Herkes sanki tüm bu isteğime karşı çıkarcasına sürekli gelip gidiyorlardı ve sürekli beni bir şeyler yemem için zorluyorlardı.
Hiçbiri benim nasıl bir ruh hâlinde olduğumu, nasıl yaralandığımı anlayamıyordu. Bana bir şeyler yedirirlerse, beni bu yataktan kaldırırlarsa bana iyilik yapmış olacaklarına inanıyorlardı ama benim için yapacakları tek iyilik beni benimle bırakmaktı. Sürekli tepeme gelip bir şeyler yemem için zorlamak, konuşmam için zorlamak veya bu yataktan kalkmam için zorlamak değildi. Onlar üzerime bu kadar geldikçe, onları gördükçe unutmak istediğim anılar yeniden canlanıyordu zihnimde.
Böyle bir şey yaşanmamıştı değil mi? Tüm bu yaşananlar kötü bir rüyaydı ve ben o rüyanın içine hapsolmuştum. Sadece uyanmak için rüyanın çıkış kapısını bulmalıydım öyle değil mi? Aslında hiçbir şey gerçek değildi benim hayal ürünümdü! Gerçi kim inanırdı ki böyle bir şeyin gerçek olmasına? Şahsen ben bile hâlâ inanamıyordum kimden bekleyebilirim gerçek olduğuna inanmasını? Tüm beklentilerim, planlarım her şey bir enkaz gibi üzerime yıkılmıştı. Bahar ayında yağan dolu gibiydi; açan tüm çiçekleri dondurup yakıp geçmişti. Ölen bir çiçek yeniden açar mıydı?
“Adin canım yapma böyle kuzum, gel!” diyen Sare ablayı bir kez daha duymazdan geldim.
Neden beni anlamak istemiyorlardı? Burada hiçbir şey yapmadan yatmak ve bir daha kalkmamak istiyordum bunu anlamak bu kadar zor muydu?
Sare ablayı daha önce yaptığım gibi duymazdan geldikten sonra kafamı yastığın altına soktum. Kulaklarımı dışarıdan gelecek olan seslere kapatırken, gözlerimi de ışığa karşı kapatıyordum. Kimseyi görmek, duymak istemiyordum. Sürekli benimle iletişim kurmaya çalışıp sürekli benimle konuşmaya çalışan herkesten sıkılmıştım artık. Sadece ve sadece yalnız kalmak istiyordum. Çok mu şey istiyordum? Kimse yalnız kalmak istediğimi neden anlamak istemiyordu? Sürekli etrafımda pervane olmaları bana kendimi daha da rahatsız hissettirmekten başka bir işe yaramazken, benim rahatsız hissetmemden zevk mi alıyorlardı da böyle etrafımda pervaneydiler?
“Sare, kızım gel Adin biraz yalnız kalsın.” diyen ses ile teyzemin odaya gelmiş olduğunu anladım.
Başka zaman olsa teyzeme minnetimi ifade ederdim ama şu an bırakın konuşmayı nefes alacak hâl bile yoktu bünyemde. Gözlerimi kapattım ve kendimi uykunun kollarına bıraktım, bırakmayı denedim desem daha doğru olur.