Kitaplar Özellikler İletişim İndir
Barbarlar Ve Diğerleri
Dark Romance

Barbarlar Ve Diğerleri

0Beğeni
0Okunma
1 Bölüm
586Kelime
3 dkSüre
13.10.2026Tarih
Zaman kırıldı.

Ve ardında bıraktığı iz, kanlı bir sessizlik.

Bir kapı açıldı; geçmişin gölgeleriyle geleceğin karanlığı arasında.

Adını fısıldayanların çoğu, bir daha geri dönmedi.


Her adımda daha da kararan bir yol.

Her anıyla içini delen, büyüyen bir yalnızlık.

Ve bilinmezlik...

P r o l o g

Eskiler anlatırdı, bu hayatta ne olursa olsun babana bile güvenmemen gerektiğini.


Ben o zamanlar güvenmiştim, şimdide kendi kurduğum bu dünyanın ağırlığı altında eziliyordum.


Ben izin vermesem kimse canımı yakamazdı biliyordum lakin bazen ne yaparsan yap ipleri elinde tutman mümkün olmuyordu. Acı çekiyordun bir şekilde.


Ben de engel olamamıştım.


Ne yaptıysam önce kendime yapmış sonrasında en büyük acıyı yine ben çekmek zorunda kalmıştım.


Onlar Barbardı.


Biz diğerleriydik.



Aynanın karşısında durduğumda ev sessizdi. Dışarıda gece, camlara ağır bir gölge gibi yaslanmıştı. O kadar sessizdi ki duvar saatinin tik takları bile odanın içinde yankılanıyor, her vuruş göğsümdeki ritmi biraz daha bozuyordu. Parmaklarımı yanağıma götürdüm; kendi tenimin sıcaklığını yoklar gibi yüzüme hafifçe dokundum. Derim ürperdi. Aynadaki yansımamın hareketi, gözlerimin önünde bir anlığına gecikmiş gibi göründü.


Aynadaki kadın bana bakıyordu.


Tanıdık, ama o gece nedense uzak.


Gözlerimi kendi gözlerimden ayırmadan fısıldadım.


Bazen insan, kendine bile yabancılaşabiliyor.


Cümle odada asılı kaldı.


Cevap gelmedi.


Sessizlik bir anda ağırlaştı. Nefesimi tuttuğumu fark ettim. Sonra belimin çevresinde bir el hissettim.


İrkilerek döndüm.


Kalbim göğsüme sertçe çarptı. Boğazımdan boğuk bir ses çıktı. Odaya baktım; kapı kapalıydı, perdeler kıpırdamıyordu, karanlık köşelerde yalnızca kendi korkumun şekillerini görüyordum.


Arkamda kimse yoktu.


Aynadaki yansımamda ise bir beden, gölgeden sıyrılarak bana yaklaşmıştı. El, belimi daha sıkı kavradı. Parmakların baskısı kaburgalarımın üzerinde hissediliyordu. Nefesim kesildi; ciğerlerim havayı içeri çekmeyi unutmuş gibiydi. Boynumda sıcak bir soluk gezindi. Tenime değen o şehvetli ürperti, düşüncelerimi birbirine karıştırdı; tüylerim diken diken oldu, dizlerimin bağı çözülecekmiş gibi titredi.


" Emir?" diye fısıldadım.


Sesim o kadar kısıktı ki kendi kulağıma bile ulaşmadı.


Yüzü boynuma gömülüyken cevap vermedi.


Ama onu tanıyordum. O dokunuşu, o yakınlığı, yıllardır içimde taşıdığım güveni tanıyordum. Yine de içimde, açıklayamadığım soğuk bir korku kıpırdanıyordu. Gözlerimi kapattım. Dudaklarım aralandı. Öpüşlerimiz derinleşirken dünya küçüldü; geriye yalnızca tenimin altında yankılanan kalp atışları, kulaklarımda uğuldayan kan ve göğsümde büyüyen o tarifsiz duygu kaldı.


Sevgi miydi bu?


Özlem mi?


Yoksa insanın kendini bir başkasının varlığında unutma arzusu mu?


Emir'in yanında kendimi tamamlanmış hissediyordum. Sanki bütün korkularım, bütün eksikliklerim onun ellerinde eriyordu. Bir insanın başka bir insana bu kadar yaklaşması, sınırlarını kaybetmesi ne kadar güzeldi; ne kadar tehlikeli.


Gözlerimi kapalı tuttum.


Ama içimdeki huzursuzluk büyüdü. Dokunuşun sıcaklığına rağmen parmak uçlarım buz kesmişti. Nefesim düzensizleşti. Bir şeylerin yanlış olduğunu biliyor, fakat korkunun adını koyamıyordum.


Ta ki boynumdaki yüzünü geri çekene kadar.


Sıcaklık bir anda yok oldu.


Odanın soğuğu tenime saplandı. Yavaşça gözlerimi açtım. Önce yalnızca aynadaki karanlığı gördüm. Sonra yansımadaki omuz çizgisi değişti.


Aynadaki yansımamda Emir yoktu.


Noah vardı.


Yüzü, tanıdığım yüzdü; ama ifadesi tanıdık değildi. Gözlerinde karanlık, dudaklarında şeytani bir gülümseme vardı.


Kanım çekildi.


Göğsüm daraldı. Geri çekilmek istedim ama ayaklarım yere çivilenmişti. Dilim damağıma yapıştı.


"Hayır."


Kelime dudaklarımdan güçlükle döküldü.


Yansıma başını eğdi.


Noah'ın