Yaz tatilinin gelmesine son 2 saatimiz kalmıştı. Herkesin heyecanı gözlerinden okunuyorken yanımda oturan Ece'ye baktım. Lina'yı dışlamaktan bıkmamış, üstelik oturacak yer olmasına rağmen çantasını koyup kızı ayakta bırakmıştı.
O da bozulup diğer arkadaşımız Selim'le kantine gitme teklifini mecburen kabul etmişti. Ece'ye baktığımda bana sevimlice gülümsese de ne demek istediğimi anlamış ve çantasını kaldırıp sıranın üstüne koymuştu.
Karşımda abisi Barkın'la yan yana oturan ve tost yiyen Berke, ağzının kenarına yapışan ekmek kırıntılarına aldırmadan,
"Oğlum resmen lise bitiyor be, vay gençliğim" diye iç geçirince abisi Barkın da onun kafasına bir tane geçirdi.
Hepimiz gülmeye başladığımızda Berke'nin suratı düşse de bize ayak uydurup anı bozmadı. Ece, Berke'ye duymakta zorlanan yaşlı dedeler gibi muamele yapıp gülerek bağırdı:
"Gençliğin nasıldı anlat bakalım Berke dede. Anlat, hangi kızların canını yakıyordun?"
Hep bir ağızdan gülmeye başladığımızda Lina ve Selim'in sınıfa girdiğini gördüm. Lina beni görür görmez temiz bir gülümseme sundu. Bu kızı seviyordum. Her ne kadar Ece onu benden kıskandığı için dışlasa da karakteri tamamen bana benziyordu.
Ha, bir de kitap okumaya bayılıyordu ki bu en sevdiğim ortak yönümüzdü. Başka yere baktığımı fark eden arkadaşlarım bir anda arkasını dönünce Selim'le Lina şaşırdı ama belli etmediler.
Berke önüne döndüğünde sessizce, "Bunlar da sevgili oluyorsa olsun, ne bu yani?" diye konuştuğunda abisi Barkın ona kötü kötü bakmakla yetindi.
Berke pot kırmış gibi abisine bakarak "Pardon," dediğinde, ortamın bir anda gerilmesini anlamlandıramadığım için Ece'ye baktım. O da bir şey anlamamış gibi dudaklarını büzüp gözlerime bakıyordu.
Lina Ece'nin yanına oturmak için geldiğinde biraz kenara kaydık. Erkekler de aynı şekilde oturma merasimini bitirince Berke konuyu değiştirmeye çalıştı: "Eee, gidiyor muyuz şu felekten tatile?"
Biz kızlar olarak her ne kadar sevinçle kafamızı sallasak da Berke'nin biraz önceki lafı yüzünden Barkın düşünceli görünüyordu. Tam çaprazımda oturuyorken, "Barkın!" diye seslendim. Kafasını kaldırıp zoraki gülümsediğinde Lina'yla aralarında bir şey geçtiğini düşündüm.
"Efendim Zeynep" diye boÄŸucu bir sesle konuÅŸtu.
"Sen neden hiç konuşmuyorsun, dahil olsana bize" dediğimde gülümsedi.
"Ben buradayım zaten güzellik, merak etme" diyerek göz kırptığında ise sadece gülümsemekle yetindim.
Ece'ye, Lina'yla Barkın'ın arasında bir şey olduğundan şüphe ettiğimi söylemek için eğildiğimde, "Sus, anladım," diye kulağıma fısıldadığında hafifçe kıkırdadım. O sırada gözlerim Ece'nin yanında oturan Lina'yla birleştiğinde bana gülerek baktığını gördüm.
Ona aynı şekilde karşılık verirken Ece bir anda bir bana, bir de gülmekte olan dudağıma sertçe bir bakış attığında önüme dönerek hala tostu yemeye devam eden Berke'yi izlemeye koyuldum. Karne gününde bile yemek yemeyi düşünüyordu.
Sınıftaki herkes kendi kafasına göre takılırken çıkan uğultu başımı ağrıttı. Tam sınıftaki insanları izlemeye koyulmuşken sınıfa girip kapıyı kapatan Handan Hoca'yla diğerlerini dürttüm.
Berke hâlâ yarım olan