Kitaplar Özellikler İletişim İndir
BİR KAVANOZ GÜL REÇELİ
Aşk/Romantizm

BİR KAVANOZ GÜL REÇELİ

8Beğeni
120Okunma
6 Bölüm
11,472Kelime
57 dkSüre
17.06.2026Tarih
Bir türlü işe giremeyen ve bu yüzden evliliğe giden ilişkisi biten ziraat mühendisi genç bir kadın; Çiçek.
Varlıklı bir aileye mensup, vaktiyle de hayli yakışıklı olmasına rağmen geçirdiği hastalık sebebiyle yüzü deforme olan genç bir adam; Ender.
Güzel ve hayat dolu bir kadının, öz güvenini kaybettiği için toplumdan soyutlanan bir adamın hayatına getirdiği baharın hikayesi bu. 'Güzel ve Çirkin'in yeniden yazılışı. Hem de sıcacık bir köy masalıyla...

1. Bölüm

BİR KAVANOZ GÜL REÇELİ

Bursa’dan bindiğim otobüs Tokat'a 10 kilometre mesafede yol kenarında durunca, yolculuğum bitti diye şükredip indim araçtan. Hava yeni yeni aydınlanıyordu ve buz gibiydi. Sabah ayazını yiyince uykusuzluğun da etkisiyle bir an önce bir yatak bulup içine gömülmenin hayaline kapıldım. Oldum olası otobüste uyumakta zorlanır, yolculuk uzadıkça hışırım çıkardı. Neyse ki kuzenim Petek beni almaya çoktan gelmişti. Bu şubat soğuğunda yol kenarında beklemeyecektim. Dedemin çiftliğine varmak için 5 dakikalık bir araba yolculuğu daha yapmamız gerekiyor. Petek beni görür görmez yanıma geldi.

"Hoş geldin kuzen, kaç bavulun var?"

"Hoş buldum kuzi, iki bavul. Pembe olanlar." Favori rengimi birçok şekilde hayatıma dahil ediyordum. Eh bavullar da gittiğim yere beninle geldiğine göre, pembe olmaları çok normal. Galiba normal olmayan saçlarımın da pamuk şeker gibi pembe olması. Otobüstekiler, muavin ve yanımızdan geçen araçların sürücülerinin bakışlarına dayanarak vardığım yargı buydu. Bavulları alıp arabaya götürdük ve bagaja yerleştirdikten sonra Petek bana sarılıp geriye çekilirken keyifle sırıtıp,

"Çiçek, yalnız saçlar harbiden efsane olmuş, pamuk şeker gibisin." demez mi?

"Kuzi bu yorumu aldığım kaçıncı kişisin inan bilmiyorum." dedim biraz ukala görünmeye çalışarak ama Petek kıkırdayıp,

"Sen yorumun hasını dedemden alacaksın bence. Şimdiden kendini hazırla canım." dedi bilmiş bir edayla. Dedemi hesaba katınca dudaklarımı büktüm ve gözlerimi sanki kafamın üstünü görebilirmişim gibi tepeme dikip indirdim. Sonra da iç geçirip cevap verdim.

"Eminim sen onu alıştırmam için epey yardım edersin bana. Malum artık hep gözünün önünde olacağım ve bu saçlara alışması gerek." Petek, bilmem ben, der gibi omuz silkti.

"Hep burada olma konusunu konuşalım da önce, sonra saçları ve dedemin tepkisini hallederiz. Çatlattın beni, bir şey de söylemedin." dedi manidar bir sesle.

"Hayatımın hatta hayatımızın dönüm noktasını telefonda konuşacak değilim herhalde. Gidelim de, uzun uzun başını ağrıtırım. Irmağın ayazını yeteri kadar yediğimi düşünüyorum." Petek sürücü kapısını açarken gülümsedi,

"Kanal yolunda?" Ben de güldüm ve diğer kapıyı açarken onayladım.

"Kanal yolunda." Bu yıllardır sürdürdüğümüz bir gelenekti. Teyze kızları olarak bir araya gelince ilk işimiz köyün sulama kanalı boyunca köy dışına yürümek ve sohbet etmek olurdu. Galiba bu hep hayatımızın bir parçası olacaktı. Araba köye giden kestirme yolu teperken Yeşilirmak’ın üstünden geçtik. Sabah sisi yeni dağılmaya başlamış gibiydi.

Doğudan yükselen ışık iki taraflı dağ sırasının arasında uzanan ovayı adım adım aydınlatırken puslu ırmak görüntüsüne baktım. Kavak ve söğüt ağaçlarının arasında kalan bahçeler ve sayısı epey artmış evler yeni güne, merhaba, diyordu. Köyün büyük baş hayvanları için otlaklar da barındıran bu bölgeye böğürtlen toplamaya gelmişliğimiz çoktu vaktinde. Her gezinti yeni bir keşif yolculuğu olurdu bizim için.Karşımızda Kazovayı doğudan batıya boydan boya

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play