Kitaplar Özellikler İletişim İndir
Bizim sokağın aşkı
Mahalle

Bizim sokağın aşkı

9Beğeni
25Okunma
2 Bölüm
3,382Kelime
17 dkSüre
21.07.2026Tarih
90’lı yılların saf, masum ilişkileri ve aşkları. Her yaştan okurun içtenlikle okuyup benimseyebileceği bir hikayeee

1.bölüm

Eylül Sessizliği

"Bazı şehirler insanı gürültüyle karşılar. Bazılarıysa önce susar; tanımak isteyenin beklemesini ister."

1997 yılının eylül ayı, o yıl şehre erken gelmişti.

Yazın son sıcakları birkaç gün içinde çekilmiş, akşamları ince bir hırka gerektiren serinlik başlamıştı. Sokak aralarındaki ıhlamur ağaçları henüz sararmamıştı ama yaprakların yeşili artık yaz başındaki kadar canlı değildi. Sonbahar, kendini önce renkle değil, havanın kokusuyla belli ediyordu.

Sabahın ilk minibüsleri caddeden geçerken kaldırımları yeni yıkayan belediye işçilerinin hortumlarından yükselen su kokusu, fırından çıkan sıcak ekmekle birbirine karışıyordu.

Şehir uyanıyordu.

Ama eski mahalleler, yeni güne acele etmezdi.

İki katlı, açık sarıya boyalı apartmanın mutfak penceresi erkenden açılmıştı.

İçeriden demlenen çayın buharı sokağa karışıyordu.

Aylin Hanım çaydanlığın altını kıstıktan sonra salondaki saate baktı.

Sekizi yirmi geçiyordu.

"Zehra."

Odadan boğuk bir ses geldi.

"Uyandım..."

"Uyandıysan kalk."

"Bir dakika."

Aylin Hanım gülümsedi.

Bu "bir dakika"nın en az on dakika sürdüğünü yıllardır biliyordu.

Masaya beyaz örtüyü serdi.

Peyniri küçük tabağa koydu.

Domatesleri ince ince doğradı.

Bir evin sabahı, çoğu zaman büyük cümlelerle değil, alışkanlıklarla başlardı.

Zehra aynanın karşısında saçlarını toplarken yüzüne dikkatlice baktı.

Yirmi sekiz yaşındaydı.

Ne çok genç hissediyordu kendini ne de büyümüş.

İnsan bazen yaşını değil, sorumluluklarını taşırdı.

Omuzlarına kadar inen koyu kahverengi saçlarını gelişigüzel topladı. Topuzdan kurtulan birkaç tutamı düzeltmeye uğraşmadı.

Nasıl olsa gün içinde yine dağılacaklardı.

Dolabını açtı.

Askıda renk renk kıyafetler yoktu.

Keten gömlekler.

Kumaş pantolonlar.

İnce hırkalar.

Çalışırken rahat ettiği ne varsa.

Açık krem gömleğini giydi.

Koyu lacivert eteğini seçti.

Annesi kapıyı araladı.

"Hâlâ hazırlanıyor musun?"

"Hazırım sayılır."

"Sen doğduğundan beri hep 'hazır sayılıyorsun.'"

İkisi de güldü. Annesini öpüp sofraya geçti.

Kahvaltıda uzun sohbetler edilmezdi bu evde.

Bu onların sessiz oldukları anlamına gelmiyordu.

Yalnızca birbirlerinin sessizliğine alışmışlardı.

Aylin Hanım çayı doldururken sordu.

"Bugün handa mı çalışacaksınız?"

"Evet."

"Kemer kısmındaki çizimler bitecek."

"Kolay gelsin."

"Sağ ol."

Masanın üzerinde duran gazeteyi Zehra aldı.

İlk sayfaya göz gezdirdi.

Sonra kültür sanat sayfasını açtı.

Annesi bunu görünce hafifçe başını salladı.

"Sen şu gazeteyi bile sondan okumaya başladın."

"En güzel haberler arkada bence."

"En azından sana göre olan bir şeyleri biliyorsun."

Evden çıktığında sokak yeni yeni hareketleniyordu.

Mahalle bakkalı kasaların önüne gazoz şişelerini diziyordu.

Karşı apartmanın girişinde yaşlı bir amca taburesine oturmuş gazeteyi katlıyordu.

Köşedeki kasetçiden hafif sesle Sezen Aksu çalıyordu. Sessizce Sezen' in şarkısına eşlik etti.

Zehra yürürken bunların hiçbirine özellikle bakmadı. Ama hepsini gördü .

Çünkü bazı insanlar yaşadıkları şehri ezberlemezdi.

İçinde yaşardı.

Restorasyon ofisi, eski bir konağın yenilenerek çalışma alanına dönüştürülmüş hâliydi.

Yüksek tavanlı odalar...

Gıcırdayan ahşap döşemeler...

Kalın taş duvarlar...

Zehra her sabah içeri girerken binaya istemsizce bakardı.

Bugün de öyle yaptı.

Giriş kapısının sağ üst köşesindeki ince çatlağı fark etti.

"Biraz daha büyümüş..."

diye geçirdi içinden.

Sonra gülümsedi.

İnsan, mesleğini eve bırakmayı öğrenemiyordu.

Kapıyı açtı.

İçeriden taze çekilmiş kahvenin kokusu geldi.

Ve Ece'nin sesi duyuldu.

"Günaydın!"

"Günaydın."

Ece masasından doğruldu.

"Bugün yine erkencisin."

"Saat dokuz olmadan geldim sadece."

"Bana göre bu erkencilik."

Tam o sırada içerideki odanın kapısı açıldı.

Cem Bey elindeki çizim rulolarıyla çıktı.

"Zehra."

"Buyurun."

"Öğleden sonra belediyeye uğrayacağız."

"Neden?"

Cem Bey cevap

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play