Kitaplar Özellikler İletişim İndir
bu bir RÜYA
Dram

bu bir RÜYA

0Beğeni
0Okunma
1 Bölüm
2,879Kelime
14 dkSüre
12.08.2026Tarih
Unutmayın: Bir oda karanlıksa, oradaki ışığı yakmak da, tekrar söndürmek de sizin elinizdedir.
25 yaşındaki Rüya'nın hayatını, yaşadığı zorlukları, hatalarını, acılarını ve çocukken yaşadığı ihmalleri ile travmalarını anlatmaktadır. Geçmişten gelen karanlık acılarını iyileştirmeye çalışan genç kadının, hayatla ve duygularıyla verdiği yoğun savaşı konu almaktadır.
Rüya için bitmek bilmeyen bir savaş vardır. Çocukken babası tarafından sevilmeyen ve aşağılanan Rüya'nın; baba hasreti, korunma isteği ve buna bağlı olarak insanlara karşı geliştirdiği duygusal bağımlılık, hayatının en büyük mücadelesi hâline gelir.

doğum günü lanetim

"Herkes büyüdüğümü sandı. Oysa ben sadece yaş aldım. İçimde hâlâ karanlık bir odada sessizce ağlayan küçük bir kız vardı. Onu yıllarca kimse duymadı. Bir gün ben bile..."        

DOĞDUĞU GÜN DÜNYAYA GELDİĞİ İÇİN YAŞAYACAKLARINI HİSSEDİP Mİ AĞLADI

O gün, farklı bir sabaha uyanmayı umut ediyordu genç kadın. Çünkü bugün on sekizinci yaş günüydü. Artık resmen yetişkindi. Belki de hayat, ilk kez ona küçük de olsa bir mutluluk armağan edecekti. En azından bugünün güzel geçmesini diledi.

"Belki bugün huzurlu ve mutlu olursam, bütün yılım da böyle geçer." diye geçirdi içinden. Bu düşünceye tutunmaktan başka çaresi yoktu.

Yatağından sessizce kalktı. Banyoya gidip yüzünü yıkadı. Aynaya baktığında, yorgun ama umut etmeyi henüz bırakmamış genç bir kadın gördü. Derin bir nefes aldı, yüzünü kuruladı ve kendine küçük bir kahvaltı hazırlamak için mutfağa doğru yürüdü.

Mutfağa yaklaştıkça duyduğu sesten, ablası Alev'in üniversitedeki güz tatili için eve geldiğini anladı. Alev, yalnızca başarısıyla değil, güzelliğiyle de dikkat çeken genç bir kadındı. Beline kadar uzanan simsiyah saçları her hareketinde dalga dalga süzülür, koyu siyah gözleri ve kaşlarına değecek kadar uzun kirpikleri ona etkileyici bir ifade katardı. Gülümsediğinde beliren gamzeleri ise yüzünü daha da güzelleştirirdi. Sanki usta bir sanatçının büyük bir özenle işlediği kara kalem portresi gibi kusursuzdu.

Rüya, ablasının eve gelmesine içten içe çok sevindi. Bu evde onu gerçekten anlayan tek kişi Alev'di. O yalnızca ablası değil; en yakın sırdaşı, en güvenli limanı ve adeta kanının yarısıydı. Ne zaman canı yansa ya da kendini yalnız hissetse ilk sığındığı kişi hep Alev olurdu.

Onu görür görmez hızlı adımlarla mutfağa girdi ve sımsıkı sarıldı. İki kardeş uzun zamandır birbirlerinden uzaktı. Hasretle başlayan sohbetleri öylesine derinleşti ki zamanın nasıl geçtiğini anlayamadılar. Saat neredeyse on biri gösteriyordu. Oysa henüz öğle yemeği için hiçbir hazırlık yapılmamıştı. Anne ve babaları her gün olduğu gibi on bir ile on iki arasında eve gelir, yemeklerini yiyip tekrar işlerine dönerlerdi.

Tam o sırada Rüya'nın telefonu bildirim sesiyle çaldı. Ekranda çocukluk arkadaşı Kader'in adı yazıyordu.

Kader, Rüya'dan iki yaş küçüktü. Rüya onu öz kardeşi gibi görür, her fırsatta koruyup kollamaya çalışırdı. Uzun boyu, esmer teni ve güçlü fiziğiyle dışarıdan bakıldığında dimdik duran bir genç kızdı. Ancak o güçlü görüntüsünün ardında, yıllardır ailesinin uyguladığı şiddetin izlerini taşıyan son derece hassas bir yürek saklıydı.

Rüya, Kader'in maruz kaldığı şiddeti defalarca engellemeye çalışmıştı. Fakat her seferinde ya başarısız olmuş ya da kendisi de aynı öfkenin hedefi hâline gelmişti.

Bir gün yine Kader'in çığlıklarını duyup koşarak evlerine gitmişti. İçeri girdiğinde Kader'in ağabeyinin, köpeği için aldığı ağır zincirle kız kardeşine vurduğunu

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play