“Tamam konuşmak adına sadece iki kelime kullanmanı anlayabiliyorum. Peki olurda başka bir kelime söylemen gerekirse bunu nasıl hallediyorsun?” diye soran Mine’ye içinde bulundukları arabanın dikiz aynasından bakan Emir, neredeyse aklını kaçırmak üzereydi. Sadece bir haftadır bu kızı koruyordu ama sanki bir kişiyi değil bir orduyu koruyormuş gibi hissediyordu. Çünkü genç kadın tek bir kadın olarak görünebilirdi. Fakat, çenesi ile birleştiğinde bir ordu dolusu kadınmış gibi hissetmesine neden oluyordu. Sanki bu kadını korumuyor çenesi ile savaşıyormuş gibi düşündüğü anlarda oluyordu.
Emir Kaya, arkadaşları arasında sessiz olarak bilinirdi. Bu lakabı öylesine de almamıştı. Onun cidden bir sesi yoktu. İstihbaratın en parlak, en cesur elemanlarından biriyken yaşadıkları ile neredeyse çıldırma evresine gelen Emir, artık hayata dair kendini anlatma çabasından sonsuza kadar vazgeçmişti.
Genç adam, yıllar önce esir düşmüş ve oldukça acı verici işkencelere maruz kalmıştı. Hatta bir ara öleceğini bile düşünmüştü. Fakat ekip arkadaşları onu 15 günün sonunda kurtarmıştı. Gerçi Emir, o zamanlar kurtulmamayı orada ölmeyi dilediği olmuştu. Çünkü hayatında belki de yaşayabileceği en büyük ihaneti yaşamıştı. Ondan sonra insanlara, sevgiye, aşka ve kadınlara olan inancını kaybetmişti. Bir insanın sevdiğinden aldığı darbeyi bütün düşmanlar bir araya gelse vuramıyordu. Bunu da kesinlikle net bir şekilde anlamıştı.
“Peki o zaman bir erkek olarak bu sürprizi sevip sevmeyeceğine dair bir öneride bulunsan?” diye sorup onu beyninin içindeki enkazdan çıkaran genç kadına dikiz aynasından tekrar baktı ve yosun yeşili gözlerindeki parıldamaya takıldı.
Genç kadın, Çanakkale’nin neredeyse çıkışında olan bir yerde avukat olarak çalışan ve ondan bir sene önce mezun olan piç sevgilisinin yanına gidiyordu. Tabi ki onu Emir götürecekti. Fakat Emir aynı zamanda o piç herifi beyninden de vurmak istiyordu. Tabi ki ikinci beyninden çünkü adamın beyni bacaklarının arasında gibi dolanıyordu.
Mine Tancı. Genç kadın, Emir’in arkadaşı olan Volkan’ın koruması olarak görev yaptığı ve kısa bir süre önce evlendiği eşinin henüz son sınıf öğrencisi olan asistan avukattı. Volkan’ın eşi, Alev riskli bir dava ve Volkan’ın zamanında canını yaktığı suçlular tarafından riskte olduğundan Mine’i koruma görevi ona verilmişti.
Ama bu görev ona verildiğinde kısa bir araştırma yapmıştı. Genç kızın babası kayıtlarda dedesi olarak görünüyordu. Resmi olarak annesinin kız kardeşi olarak büyümüş ve annesini de 5 yıl önce bir kalp krizi yüzünden kaybetmişti. Sanırım bir yasak aşk çocuğu olarak dünyaya gelmiş ve bulundukları yere taşındıklarında anne kız olabilmişlerdi. 4. Sınıf staj döneminde avukatlık okuyan kızın cidden çenesi yüzünden sıkı bir avukat olacağına sadece bir haftada inanmıştı. Fakat, her başarılı kadının yanlış tercihleri olacağı gibi oda yanlış bir adam tercih etmişti. Çünkü