Kitaplar Özellikler İletişim İndir
Celladına Tutsak
Dark Romance

Celladına Tutsak

0Beğeni
0Okunma
1 Bölüm
1,129Kelime
6 dkSüre
07.10.2026Tarih
"Hayatımın en büyük yalanı, masum sandığım bir aşk masalının altından çıktı."
Duru, üniversite yıllarında tanıdığı o gizemli ve büyüleyici iş insanına sırılsıklam aşık olmuştu. Ancak bu tutkulu ilişkinin arkasında çok daha karanlık bir gerçek vardı: Sandığı bağışçı aslında yer altı dünyasının en korkulan mafya lideriydi, Kaan Alkan. Gerçekleri öğrendikten sonra yaşadığı hayal kırıklığı ve ailesinin evlatlık olduğunu yüzüne vurduğu baskılar, Duru’yu ülkesinden kaçmaya ve her şeyi arkasında bırakmaya zorladı.
Yıllar sonra kendi ayakları üzerinde durabilmek için ülkesine dönen Duru, kendini bir anda ailesinin zorlamasıyla görkemli bir düğünün ortasında bulur. Evleneceği adamın kim olduğunu bilmiyordur—ki o an, nikah masasında karşısında gördüğü damadın, eski sevgilisi Kaan’ın oğlu Mert olduğunu anlasın.
Geçmişin hayaletleri o nikah masasında yeniden canlanırken; babanın yıllar önce yarım bıraktığı hesap, şimdi oğlun ellerinde şekilleniyordur.

KÜL VE DANTEL

​Zaman, bazı insanları sadece yaşlandırmaz; onları birer bıçak gibi keskinleştirir.

Boğaz’ın kıyısına kurulmuş, tarihin ve ihtişamın en zengin saraylarından birinin devasa balo salonundaydım. Avizelerden süzülen altın sarısı ışıklar, üzerimdeki ağır dantel gelinliğin üzerinde kırılıyor, her bir ilmiği sanki geleceğime atılmış birer düğüm gibi boğazımı sıkıyordu. Sosyetenin göz önündeki bu muazzam kalabalık, ailemin soğuk hırsı, üzerimdeki evlatlık olmanın o silinmez lekesi ve "elalem ne der" korkusu... Beni bu masaya, adını dahi doğru düzgün bilmediğim genç bir adamın yanına mahkum eden tek şey bu inatçı yazgıydı.

Amcamın kolunda o mermer yürüme yolundan süzülürken, adımlarımı giden bir mahkumun adımları gibi ağır atıyordum. Sunağın (nikah platformunun) önünde, siyah damatlığı içinde gerginlikle kıpırdanan, benden yaşça küçük olan o genç adam —Mert— bana bakmaktan kaçınıyordu. Gözlerindeki panik, havadaki boğucu sessizlikle birleşip omuzlarıma binmişti. Daha da korkuncu, o ihtişamlı salonun başköşesinde, bu görkemli düğünün tek sahibi olarak oturan o adamın kim olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu. Damadın babası, bu gecenin ev sahibi... Kaan Alkan. O, oğlunun kiminle evlendiğini bile umursamamış, bu evliliği sadece soyadı ve güç için tasarlamıştı. Ben ise evleneceğim kişinin onun oğlu olduğunu dahi bilmiyordum.

Nihayet o kader anı geldi. Nikah memurunun tok ve resmi sesi, devasa kubbenin altında yankılandı:

“Kabul ediyor musun, Duru Karasu?”

Göğsümdeki sıkışmaya karşı direnerek, başımı hafifçe öne eğdim. Dudaklarımdan o küçük, zehirli kelime döküldü:

“Kabul ediyorum.”

İşte o an, fırtına koptu.

Mert, taşıyamayacağı bir yükün altında eziliyormuş gibi aniden nefessiz kaldı. Boğazındaki siyah papyonu titreyen parmaklarıyla hırsla çekiştirdi, koparıp mermer zemine fırlattı. Gözlerinde alevlenen o çocuksal korkuyla salondakilere bakarak bağırdı:

“Ben bunu yapamam! Affedin, yapamayacağım!”

Ve arkasına bile bakmadan, kalabalığın şaşkın fısıltıları arasında kapıya doğru koştu. Düğün, başladığı an bitti.

Nefesimin boğazımda tıkandığı o saniyede, ellerim titreyerek yüzümdeki beyaz duvağı yukarı sıyırdım. Gelinliğin korsajı göğsümü sıkıştırırken, istemsizce başımı bu görkemli düğünün sahibine, en ön sıranın ortasında oturan o adama çevirdim.

Ve zaman durdu.

Düğünün sahibi, ev sahibi sıfatıyla koltuğunda gururla oturması gereken o adam... Geniş omuzları, yüzüne düşen gümüş kırçıllı saçları ve yıllardır rüyalarımı kabusa çeviren o keskin gözleriyle dikiliyordu.

Kaan Alkan.

O, buraya evlenecek gelinin kim olduğunu zerre bilmeden, sadece kendi soyadının ihtişamını kutlamak için gelmişti. Ama şimdi, duvağın kalkmasıyla birlikte gözlerimiz birbirine değdi. Havada, sadece ikimizin bildiği o zehirli sessizlik yayıldı. Kaan’ın yüzündeki o gururlu ifade anında buz kesti; gözlerindeki o devasa şok, tanınma ve öfke dalgası tüm salonu sarıverdi.

O an, içimdeki tüm taşlar yerine oturdu. Kaçtığım, unuttuğumu sandığım o karanlık geçmiş, kaçtığım bu düğünün ta merkezindeydi. Ve daha da korkuncu... Kaçtığım o adam, yıllar sonra karşıma bu kez müstakbel kayınpederim olarak çıkmıştı.