Bunları yazarken, sen acılar içinde hastalığın nedeniyle kıvranarak yatarken, sana mektup yazarak içimden gelen her şeyi yazmayı seçtim. Hepimiz hayatın gerektirdiği gibi bir koşturmacada yaşıyoruz; eh, nihayetinde herkes gibi demeyelim de sevdiklerimizi ihmal ediyoruz bu koşuşturmada. Kendi ellerimizle yalnızlığa itiveriyoruz.
Yapmamalıydım, başka şehir sevdasına düşüp özgürlüğüme bu kadar düşkün olmamalıydım. En azından annemin sana yapamadıklarını ben sana yaşatmalı, gurur kaynağın olmalıydım.
Ah dedeciğim, seni seviyorum demek niçin bana zor geliyor bilmiyorum ama saklamak zorunda hissediyorum kendimi. Sevmek böyle işte; ben sizinle büyüdüm ve bunu hiçbir şey değiştirmeyecek dedeciğim. Babamdan öteydin bana; zaten o yoktu, çoğu eksikliği sen doldurdun. Ben hırçınlıklarımla seni bezdirirken yine sabırlıydın.
Özlüyorum seni dedeciğim, o eski hâlini özlüyorum; senin bana yol göstermenı özlüyorum. Bu hâline bile bana yol göstermeye çalışıyorsun ya, sen benim meleğimsin. Benim kahramanım, hayallerimdeki erkeği bile senin gibi olmasını dileyen küçücük kız çocuğuyum hâlâ. Babam, annem kendi dünyalarını kurmakla meşgulken olan bizlere oldu; kardeşim, ben, ananem ve sen kahramanım. Hepimizin hayatı sonsuza kadar değişti; iyi ya da kötü ne varsa yaşandı. En çok yarayı ben aldım dede, hep senden sakladım, içime akıttım gözyaşlarımı. Senin gibi sessizlik, şimdilerde en büyük kurtarıcım oldu.
Bir gün sana nefesim, gücüm yetmezse; ölüm, kapıyı çalarsa ben ne yaparım bilmiyorum. Yaşa bizim için, benim için; dayan olur mu? Sen benim babamsın, kimse bunu yok sayamaz. Şimdi seni sırtımda taşıma görevi bende ve seve seve seni taşıyacağımdan emin olabilirsin.
Lafı çok uzattım yine, değil mi? Sen bana bakma, cümlelerimde dahi seni yaşatacağım, buna emin ol. Seni sevdiğimi asla unutma emi? Eminim benimle gurur duyacaksın.
Dur, daha yeni başlıyoruz ve şimdi seninle muhteşem bir yolculuğa çıkacağız.
Seni ÇOK AMA ÇOK seviyorum.
N.Ş