Kitaplar Özellikler İletişim İndir
DELİ MAVİ (Treló Ble)
AÅŸk/Romantizm

DELİ MAVİ (Treló Ble)

4BeÄŸeni
4Okunma
4 Bölüm
20,847Kelime
1 saat 44 dkSüre
07.01.2026Tarih
Denizin maviliğinden, sıcak kalpli iki insanın hayatına uzanan deli bir aşk…
Ardına hayal kırıklıklarını bırakıp, bavuluna cesaretini ve biraz da çılgınlığını dolduran Sezgi, iş için geldiği Atina’da kendini daha ilk günden maviliğin en derin yerinde bulmuş.
Kendi hayatını hep başkaları için erteleyen Konstantinos ise artık savaş meydanından çekilip, kalbinin sesini dinlemeye karar vermiştir. Yunanistan’ın en iyi şeflerinden biri olarak, mükemmelin peşinde koşarken kader ona mavinin en şanslı tonunu sunar.
Bakışların konuştuğu, tabakların boş kalmadığı, tenlerin sır saklamadığı bu deliliği okumaya hazır mısınız?
Aşk, tutku, yemek ve cesaret… Hazır olun; bu hikaye sizi mavinin tam kalbine çekecek.

1. BÖLÜM

Okumaya başladığın tarihi emojiyle bırakmayı unutma, e mi birtanesi?

Üzerindeki elbisesine son kez bakıp yolcuk için uygun olup olmadığını sorgularken, boş vermişliğin şu an için daha uygun olduğunu düşündü. Bu zamana kadar pek çok konuyu ince düşünerek yirmi sekiz yılını zaten geride bırakmıştı, buna artık gerek yoktu. Üstelik her şeyden bıkmış bir genç kadın olarak hayatının bu rayına alışmayı seçmişken, şansı ciddi anlamda dönmüştü. Belki de şansını diyet kararıyla kendi döndürmüştü? Bu fikre her zaman bayılıyordu. Hani kendi şansını kendi döndürme fikrine, yoksa henüz diyete başlayalı üç hafta olmuştu ve bu süre zarfında henüz kilo vermemişti. Üstelik gerçekten de hayatında yirmi sekiz yıl boyunca tükettiği her şeye veda etmişken. Hayatından çıkarttığı yiyecekler, hatta içecekler aklına geldiğinde yüzünde oluşan hüzün, gözyaşı dökmeye değerdi.

"Hayır ağlamayacaksın Sezgi! Aç değilsin, kesinlikle aç değilsin. Hamburger filan canın çekmiyor! Hamburgerin arasındaki cheddar peynir hele nasıl da lezzetsiz bir şey öyle!" Bir an durdu ve zavallı minnoş karnı bu acıya dayanamadı ve güzelce guruldadı. "Saçmalama karın. Guruldamanın zamanı değil. Bugünden itibaren Yunan erkeklerini düşünüp sadece yeşillik yemelisin bile!" diyerek kendi kendine telkinlerde bulundu.

Dudaklarını büzüp yatağının kenarına uzanarak geriye kaydı ve ayaklarını sallayarak etrafına bakınmaya başladı. Yirmi sekiz yıldır bütünleştiği odadan resmen bugün itibariyle ayrılıyordu. Uzun zamandır ayrı eve çıkma hayali vardı, çalışıp esaslı bir maaşla bunu başaracağını da biliyordu fakatsen planlar yaparken kader sana kıs kıs gülermiş, anneannesi hep öyle derdi. Zaten bir yerden sonra bunu kabullenmişti. Çünkü hayata yönelik yapmak istedikleri hep yerinde saymaya devam etmişti. Üniversite hayatını bitirip de kendi alanında iş aramaya koyulduğunda her genç birey gibi kapılar kabaca yüzüne çarpılmıştı. Kendi alanında iş bulamayınca da yakın bir arkadaşının üzerine dijital pazarlama alanına yönelmeyi denemişti. Birtakım eğitimlerin ardından stajyer olarak bir yerde başlamış ve bugüne kadar da orada kalarak başarılı bir şekilde uzmanlığa kadar yükselmişti. Herkesin birbirini ezdiği ve üzerinden yükseldiği bu alanda ailesinden aldığı terbiyeyle asla bu çatışmaya girmemeyi seçmişti, belki de bu nedenle bu kadar yıl hayal ettiği müdürlüğü işi öğrettiği Alper yellozuna kaptırmıştı.

O günü hayal etmek bile tüylerini diken diken ediyordu. Her terfi dönemi gibi o gün de her zamankinden daha şık işe gitmişti. Starbucks'tan kahvesini alıp önceneden bu kadar para ödüyorum ki bunadiye düşünüp sinirlenecekken, kahvesini yudumladığı anda her kuruşuna değdiğini anlamıştı. Lanet olasıcalar, çok lezzetli yapıyorlardı bu mereti! Akşam kızlarla bulaşacağı için ajansa erken gelmişti, ortalıkta pek fazla kimse yoktu. Masasına geçip bilgisayarını açarak o günün çok güzel bir gün olduğunu düşünüp Spotify'dan 90'lar Türkçe Pop listesini açarak kulaklığını takmıştı.

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play