Ben geldim aşklarım. Sizleri çok özledim. Yepiisyeni bir yaz kurgusuyla geldim. Çok heyecanlıyım. Umö-arım heppiniz çok beğenirsiniz. Haydi başlayalım.
Sen Deli Prens'in Aşkı ile ne zaman tanıştın?
🌟
İki isyankâr ruh
İki kırık yıldız.
🌟
Özgürlük, masumiyet ve isyan
Güneşin; mavi gökyüzünde dans ettiği, kuşların özgürce kanat açtığı bir krallık vardı. Bu krallık huzurla, adaletle ve güvenle yönetilirdi. Kralları Brandon, halkın sevgisini çoktan kazanmıştı; fakat, tek varisi olan Prens Arthur, ülkesinde hiç sevilmezdi. Huysuzlukları, kaprisleri ve toplum içindeki garip davranışlarıyla bir prensten çok deli olarak anılırdı.
Deli Prens Arthur.
Bu deli prens kaprisleriyle saray çalışanlarını bıktırır, hiçbir kurala uymaz ve söz dinlemezdi. Yetişkin bir erkek olmasına rağmen çocukça davranışları kulaktan kulağa ülkeye yayılırdı. Acımasız ve hissizliğiyle tanınırdı. Görünüş olarak vefat eden annesinin kopyası olan bu deli prens; hiçbir kadınla konuşmaz, aksine kendisine yaklaşmak isteyen kadınlara küstahça davranırdı.
Günlerden bir gün, yaz çiçeklerinin açmaya başladığı, güneşin dağların arasından nazlı nazlı süzüldüğü bir ilkbahar sabahında başladı her şey. Ve iki isyankâr ruh bu şekilde birbirini buldu. Belki kayıp bir yapboz parçası, belki de bir elmanın iki yarısı... Ne isterseniz söyleyebilirsiniz; fakat, bu iki ruh zenginliğin, lüksün ve şatafatın ortasında kaybolmuş iki kırık yıldız parçasıydı. Ve denk geldiklerinde birbirlerini tamamlayacak, yaralarını saracak ve bir olacaklardı.
🌟
Karanlık gece çöktüğünde dağlık yolda ilerleyen bir at arabası vardı. Tekerlekleri taşlı yolu ezerek hızla ilerliyordu. İçinde, arka kabininde uyuyan kadın ise her şeyden habersizdi. Akşam saatlerinde kâhya tarafından getirilen sıcak çayı, içinde uyku ilacı olduğundan bir haber içmişti. Güven, insan için hem sıcak bir anne koynu hem de zehirli bir yılanın iniydi ve Charlotte, zehirli yılanın inine doğru çoktan yola çıkmıştı.
Arabanın içi sıcak ve nemliydi. Genç kadın koltuğun üzerinde baygın bir şekilde uyukluyordu. İlacın etkisi onu karanlık bir bilinmezliğin ortasına çekmişti. Hafifçe kıpırdandı. Yüzüne gelen saçlarını uyuşuk bir şekilde çekiştirdi. Ağzı, açık uyuklamasından dolayı kurumuştu. Elini uzatıp sağ tarafındaki komodinin üstünden su bardağını aradı fakat bulduğu tek şey boşluktu. Gözlerini aralamadan biraz daha kenara kaydı ve orada olduğuna inandığı bardağına ulaşmaya çalıştı. Bu denemesinde de su dolu bir bardağın aksine boşlukla karşılaşınca huysuzca mırıldandı. Sıcak yatağının içinde olduğuna güvenerek sağ tarafa döndüğünde ise arabanın sert zeminine düştü. Yüzü zemine çarptığında acıyla inledi.
"Ne oluyor be?" Gözlerini yavaşça araladı. Kâhya ve hizmetçilerine seslenmek için ağzını açacaktı ki odasında olmadığını fark etti.
Charlotte