Kitaplar Özellikler İletişim İndir
Deniz Kabuğunun Hikayesi
Gençlik

Deniz Kabuğunun Hikayesi

1Beğeni
2Okunma
2 Bölüm
4,757Kelime
24 dkSüre
25.03.2026Tarih
Bir uçurum…
Uçurumun kenarında filizlenen bir aşk
ve o aşkı derinlere sürükleyen bir cinayet.
Peki aşk, tüm kötülüklerin üstesinden gelebilir mi?

1. Bölüm - Henüz Her Şey Sakin

Gözlerimi açtığımda saat neredeyse ona geliyordu. Geç uyuduğum için yataktan kalkmaya pek niyetim yoktu ama pencereden süzülen güneş ışınları yatağımı ısıtmış, beni iyice bunaltmıştı.

İsteksizce doğruldum. Önce yüzümü yıkadım. Aslında kendimi hemen soğuk duşa bırakmak istiyordum ama ev halkı çoktan sofraya oturmuş, beni bekliyordu. Onları daha fazla bekletmemek için mutfağa geçip bana ayrılmış sandalyeye oturdum.

Babam, her zamanki alaycı tavrıyla lafını esirgemedi.

“Oo, hanımefendi sonunda teşrif edebildi. Sizi beklemek bizim için ne büyük bir onur.”

“Bu onura sizi layık gördüğüm için çok şanslısınız, babacığım,” dedim gülümseyerek.

Sözümün ardından bana doğru uzanıp yanağımı sıktı. Küçüklüğümden beri bu hareketinden hiç hoşlanmazdım; seveceğim derken canımı yakardı. Refleksle geri çekildim.

“Leydi hazretleri de teşrif ettiğine göre kahvaltıya başlayabiliriz o zaman,” dedi gülerek.

Babam, diğer babalara hiç benzemezdi. Bana annemden, hatta herkesten daha yakındı. Onunla rahatça şakalaşabilir, bazen iki çocuk gibi davranabilirdik. İçindeki çocuğu hiç büyütmeyen nadir insanlardandı.

Kahvaltıdan sonra son hazırlıkları da tamamlayıp arabadaki yerimizi aldık. Mercanlık adında, Ege’de küçük bir sahil kasabasına gidiyorduk. Duyduğuma göre sakin ama yaz aylarında oldukça kalabalık oluyormuş. Babamın amcasının çocuğu olmadığı için yazlık ona kalmıştı; ölümünden üç yıl sonra gitmek ise bugüne nasip olmuştu.

Arabaya bindiğimde kulaklığımı taktım ve kendimi müziğin o sakinleştirici etkisine bıraktım. Jehan Barbur’u oldum olası severdim ama nedense bu şarkısı beni başka türlü etkiliyordu. Sözlerine mırıltıyla eşlik ettim.

"Ve elimde bir cinayet
Kalbimde kan lekesi
İzleri sildim evet
Üstünde cesetleri
Seni ben sevdim
Seni ben bildim."

Yolculuklarda dışarıyı izlemeyi hep sevmişimdir. Yanımda isterse dünyanın en önemli insanı otursun, yine de konuşmak istemezdim. Çünkü o anlarda zihnim bambaşka çalışır, düşüncelerim derinleşir ve geçen her dakikayı onlara ayırmak isterdim.

Düşündüm de…

Bu zamana kadar hiç aşık olmuş muydum? Birini gerçekten, o anlatılan şekilde sevebilmiş miydim? Sanırım hayır. Hatta yanından bile geçmemiştim. Kitaplarda okur, itiraf etmek gerekirse biraz da aptalca bulurdum. Daha önce tanımadığın, sana hiçbir bağı olmayan birini kendinden bile çok sevebilmek…

Aşk hakkında bir zamanlar şöyle bir söz duymuştum:

“Donmak üzereyken görülen en güzel düşe benzer… Seni yanıltır, sıcak bir huzur verir. Oysa o huzurun içinde, fark etmeden yitip gidiyorsundur.”

Sanırım vapurda yaşlı bir adam söylemişti bunu. Gözlerinde öyle bir yaşanmışlık vardı ki… Anlatsa, tek kelimesini bile kaçırmadan dinlerdim.

“O insanı kaybettiğinde ise düş biter,” diye devam etmişti. “Kendini ölümün kollarında bulursun. Ondan sonra yaşamın hiçbir hükmü yoktur. Sadece nefes almak…”

Ona imrenerek bakmıştım.

Yaşlı insanlar benim gözümde hep birer roman gibidir. Belki henüz açılmamış bir kitap… Belki de okunmayı bekleyen, uzun ve derin bir hikaye.

Bunları düşünürken gözlerim ağırlaştı, uyku yavaşça üzerime çöktü.

Rüyamda, capcanlı renklerle bezeli yemyeşil bir yerdeydim. Uzanan ağaçların ve rengarenk çiçeklerin arasından masmavi, berrak bir nehir akıyordu. Nehrin

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play