Herkese selamlar! 🪄🎉
Uzatmadan, sıkmadan sizlerin beğenip beğenmediğini merak ettiğim den hemen başlayın bakalım.
Öptümm Canlarr! 😘
Bu hikayedeki tüm kişi, kurum ve olaylar tamamen kurgusaldır. Gerçek kişi veya olaylarla olan herhangi bir benzerlik tamamen tesadüf eseridir.
1.BÖLÜM
15.Yıl Önce
Sonbaharın etrafa saçtığı yapraklar, sabahın soğuk rüzgârı ile uçuşuyordu. Beyaz perdesini aralayan küçük Firuze, tepesine vuran güneş ışığından gözlerini kırpıştırdı.
Dışarıda koşan siyah bir silüet görüş açısına girip geri gitti. Merakla sağa sola baktı ama göremedi.
"Firuze! Kızım, hadi sofraya." İçeriden bağıran annesinin sesine döndü ve mutfağa girdi. "Otur sen de artık Asiye." Babası başköşede oturmuş, karısının ayakta durmasına sinirleniyordu. Firuze, elindeki çatalla kızarmış patateslere batırdı. "Ramo nerede?" Asiye sandalyeye oturdu ve eşarbını başının tepesinde bağlayıp derin bir nefes aldı. "Dışarıda, gelir şimdi." "Sen hayırdır böyle? Ne çok sorar oldun çocukların ne yaptığını?"
Ağzındaki siyah zeytini masaya fırlatan Yusuf'a, kaşlarını çatıp bakan Firuze yakalanmıştı. "Abi, sen düzgünce bırakmayı bilmiyor musun?" Yusuf, siyah kısa saçlarının önlerini geriye attı ve tipik bakışları ile Firuze’ye baktı. "Sana ne kızım, istediğimi yaparım." dedi. Firuze sinirle önüne döndü ve yemeğe devam etti.
"Ne alakası var? Asiye, oğlumu merak edemez miyim de?" Firuze de merak ederek gözlerini annesine çevirdi. Sıcak çayını yudumladı, arkasına yaslanıp kollarını bağladı. "Yok canım, tabii merak et de birazcık bizim bebeği de mi merak etsen diyorum?" Annesinin dediğini duyması ile bakışları karnına kaydı. Büyümüştü, beş veya altı aylıktı. Kardeşi olacağını duymasıyla yüzünde mutluluklar açmıştı. "Ben onu merak etmez miyim hiç? İlk önce onu merak ediyorum." diyerek annesine yaklaştı ve kocaman olan karnını okşadı elleriyle babası. Annesinin o yanaklarındaki gülümsemeyi hiçbir şeye değişmeyeceğini anlamıştı küçük Firuze.
"Ben Ramo'nun yanına gidip bir bakayım anne." Annesi ve babası tutkulu halden çıkıp eski hallerine geri döndüler. "Yusuf, geç kalmayın oğlum!" Kafasını annesine çevirip salladı ve kapıdan hızlıca çıkıp uzaklaştı.
Firuze odasında tek başına sessizce oturuyordu. İçini bir sıkıntı basmıştı. Camdan içeriye vuran tek ışık aydı. Çalışma masasından kalkıp pencereye yaklaştı. Hava kararmış, akşam olmuştu. Ama hâlen eve iki kişi gelmemişti.
Odasından çıktı ve yanan beyaz lambadan yayılan salona göz ucuyla baktı. Annesi oturduğu yerde elinde meyve soyuyor, babası ise o meyveleri yiyor ve ayağını uzatmış televizyonda haberleri izliyordu.
Kapıya yaklaşıp kulpu sessizce açtı. Arkasına baktı, gelen var mı diye. Yoktu. Ayakkabılarını eline alıp hızlıca giydi. Geri kapıyı sessizce kapattı.