Kitaplar Özellikler İletişim İndir
Geceye Mühürlenenler
Fantastik

Geceye Mühürlenenler

0Beğeni
0Okunma
1 Bölüm
1,097Kelime
5 dkSüre
16.08.2026Tarih
Yıllar boyunca bu rüyaların yalnızca bilinçaltının bir oyunu olduğuna inanır. Ta ki bir gece, ailesinden kalan eski bir sandığın içinde üç yüz yıldan daha eski bir günlük bulana kadar.

Günlüğün sayfalarında ailesinin geçmişine dair korkunç gerçekler yazılıdır. Aras’ın ailesi, yüzyıllar önce insanlarla vampirler arasında yapılan gizli bir anlaşmanın parçasıdır. Bu anlaşmanın amacı, İlk Vampir olarak bilinen kadim bir varlığın yeniden uyanmasını engellemektir.

Bölüm 1

    Gece yarısını çoktan geçmişti. Şehrin üzerine çöken yağmur, sokak lambalarının altında ince gümüş çizgiler gibi uzanıyor, kaldırımlarda biriken sulara titrek yansımalar bırakıyordu. İnsanlar evlerine çekilmişti. Arabaların sesi bile azalmış, şehrin kalabalığı yerini ağır bir sessizliğe bırakmıştı. Aras ise yine uyuyamıyordu. Penceresinin önünde durmuş, dışarıdaki yağmuru izliyordu. Elindeki kahve çoktan soğumuştu. Bunu fark ettiğinde bardağı masaya bıraktı ve derin bir nefes aldı.

Son üç haftadır aynı rüyayı görüyordu. Aynı gece, aynı orman, aynı konak ve her defasında kendisine bakan aynı kadın. Aras gözlerini kapattı ve kadının yüzünü hatırlamaya çalıştı. Uzun siyah saçlar, solgun bir ten, karanlığın içinde parlayan gözler ve boynunun hemen altında küçük, kırmızı bir iz… Kadın her rüyasında ona aynı cümleyi söylüyordu: “Gece seni hatırladığında, kaçacak hiçbir yerin kalmayacak.”

Aras gözlerini açtı. Kalbi hızlanmıştı. “Yeter artık,” diye fısıldadı. Bu rüyayı çocukluğundan beri görmüyordu. İlk kez üç hafta önce ortaya çıkmıştı. Fakat her geçen gece daha gerçek hâle geliyordu. İlk rüyasında konağı uzaktan görmüştü. İkincisinde ormanın içine girmişti. Üçüncüsünde konağın kapısına kadar gelmişti. Dördüncüsünde ise kadınla karşılaşmıştı. Bu gece ise rüya daha başlamadan Aras onun geleceğini hissetmişti.

Telefonunu eline aldı. Saat 03.17'ydi. Tam o sırada dışarıdan bir ses geldi. Tık. Aras başını kaldırıp pencereye baktı. Bir süre hiçbir şey olmadı. Sonra tekrar tık sesi duyuldu. Bu kez ses daha netti. Sanki biri camı parmağıyla vuruyordu. Aras'ın kaşları çatıldı. “Kim o?” diye sordu. Cevap gelmedi. Yavaşça pencereye yaklaştı ve perdeyi araladı. Kimse yoktu. Bahçe bomboştu. Yağmur hâlâ yağıyordu.

Aras rahatlamak üzereyken camın üzerinde bir şey fark etti. Kırmızı bir iz vardı. Parmağın ucuyla çizilmiş gibi duran tek bir kelime: UYAN. Aras birkaç saniye kıpırdamadan baktı. Sonra geriye doğru bir adım attı. O anda evin elektrikleri kesildi. Her yer karanlığa gömüldü. “Harika…” diye mırıldandı. Telefonunun fenerini açtı. Salonun sessizliği içinde kendi nefesini bile duyabiliyordu.

Sonra üst kattaki odasından bir ses geldi. Bir şey yere düşmüştü. Aras'ın yüzündeki ifade değişti. O odada yıllardır kimse yaşamıyordu. Daha doğrusu, odaya girmesi yasaktı. Babası, Aras daha çocukken o odanın kapısını kilitlemiş ve bir daha açmamıştı. Babası öldüğünde bile anahtarı kimseye vermemişti. Aras yıllarca nedenini sormuştu. Aldığı tek cevap şuydu: “Bazı kapılar açılmamak için kilitlenir.”

Aras merdivenlere yöneldi. Her adımında tahtalar gıcırdıyordu. Telefonunun ışığı duvarlarda dans ediyor, eski aile fotoğraflarını aydınlatıp tekrar karanlığa bırakıyordu. Üst kata çıktığında durdu. Koridorun sonunda, yıllardır kilitli duran kapı aralıktı. Aras'ın kalbi göğsünde sertçe çarptı. “Bu mümkün değil…” diyerek kapıya yaklaştı.

Kapının üzerinde eski bir çizik vardı. Daire şeklinde, ortasında kan damlasını andıran bir işaret bulunan garip bir semboldü.

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play