"Yanlış tren bazen seni doğru istasyona götürür."
♬
“Evet, Çınaraltı Anadolu Lisesi’nin mezuniyetinden herkese merhaba!” Kameranın önüne geçip gülümsedim. Kameraman devam etmem için bir el işareti yaptığında dudaklarımı araladım. “Aslında biraz buruk hissediyorum. Burada çok güzel günlerim geçti ve şimdi yeni bir yolculuğa adım atacağım. Bugünleri hep özleyeceğim.” derken bir anda arkamda biri belirdi. “Buraya bir röportajı mahvetmem için uzaylılar tarafından görevlendirildim!” Öfkeyle arkamı döndüm. Tam bu sırada diğerleri de geldi.
“Biz de yardım etmeye geldik!”
Elimi alnıma vurdum. “Röportaj yapıyorum, gidin!” Diye bağırdım. “Bunlar müzik grubunun diğer üyeleri değil mi?” diye sordu kameraman ilgiyle. Olumlu manada başımı salladım.
“O zaman sizden beraber bir fotoğraf almak isterim!”
“Oley!”
Hepsi bir anda etrafıma toplanınca tamı tamına 6 kişi kadraja sığmaya çalıştık. “Gülümseyin...”
Hepimiz kocaman gülümserken o birkaç saniye bu ahmakları ne kadar sevdiğimi ve ilk tanıştığımız zamanları düşündüm. Her şey o kadar yokuş aşağı ilerledi ki...
“Hadi, sahneye çıkacağız daha!” Diye bağırdı sayın solistimiz. Bateristimiz ofladı. “Bu müdür de yolunacak tavuk buldu ha... Mezuniyete canlı müzik getireceğim dedi, bizi çıkarıyor!”
Hepsi ayaklanıp bu okuldaki son gösterilerini sergilemeye giderken arkalarından baktım. “Balım, gelmiyor musun!?” Diye bir ses geldi o esnada. “Geliyorum!” diye seslenip arkalarından onlara yetişmek için hızlandım.
Düşününce... Çok garip. Cidden, her şey bu noktaya nasıl gelmişti?
♬
Balım Kayaalp
"Rüzgar!"
Tam sıraya başımı koymuşken duyduğum ses ile ofladım. Bu Rüzgar kim bilir yine kime sataşmıştı? Gerçi bu ses tanıdık gibiydi ama değerli uykumdan vazgeçip kim olduğuna bakmak istemiyordum. Beni ilgilendirdiğini de sanmıyorum zaten.
"Bu cüzdanın dolabımda ne işi var!?" Aynı ses daha yüksek sesli bir şekilde bağırdı. Dur, ne? Cüzdan mı? Dolap mı? Ne saçmalıyordu bu şimdi? Rüzgar o kadar ileriye gider miydi?
Rüzgar'ın alayla güldüğünü duydum. "Ben nerden bilebilirim? Senin dolabın değil mi? Çalmışsın, müdüre bildirdim diye bana suç atmaya çalışma!" dedi.
"Seni gebertirim!"
Bunu duyduktan sonra sıramın savrulması ve yere düşmemle şokla ortama baktım. Rüzgar savrulan sıramın üzerine yatmıştı resmen. Karşı taraf ise onu yumruklamak için hazırlanıyordu. Başta "Beni ilgilendirmiyor." demiştim ama şu an tam olarak beni ilgilendiriyordu.
"Kesin şunu!" Bağırmam üzerine bir anda ikisinin de bakışları bana döndü. "Özgür Hazar Koraltan?" dedim yeni gördüğüm yüz üzerine. "Ne istiyorsun? Defol buradan." dedi. Alayla güldüm. Nasıl olsa yarın gidiyorum bu okuldan. Buna cevap vermemle bir şey olmazdı bence.
Yanlarına ilerledim. "Benim sınıfımdan beni mi kovuyorsun? Kendini ne sanıyorsun sen? Kabadayı mı? Mafya falan mı? Dün akşam kurtlar vadisini fazla izledin herhalde." dedim. Yanına gittiğimde de onu omuzlarından ittirdim. Bir anlığına hafifçe savruldu. Yumruklarını sıktığını fark ettim.
"Ayrıca bu sıra benim. Az önce uykumu böldünüz, yere düştüm. Öküzsünüz anladık ama burası ahır