Kitaplar Özellikler İletişim İndir
Gri Paltolu Adam
Aşk/Romantizm

Gri Paltolu Adam

0Beğeni
0Okunma
5 Bölüm
5,455Kelime
27 dkSüre
13.07.2026Tarih
Ankara Sıla için ıssız bir gürültü, Can için yaşayamadığı hayat demekti ve bu iki insan dört yılın ardından bir proje için bir araya gelir. Tüm kızgınlıklara, kırgınlıkları ve pişmanlıklara rağmen ortak bir dil bulmak için büyük uğraş vermeleri gerekir.

1.bölüm 1.kısım

Kör kuyuların en dibindeyken güneş ışığını görebilmek için ne kadar tırmanmak gerekir?

Şehir Ankara...

Saat 15:53...

Yer Esenboğa Havalimanı...

Berlin-Ankara uçağından inen yolcuların arasında keskin kahve gözleriyle ortalığı ezip geçen bir adam vardı. Gri kabanı, gri pantolonu ve beyaz gömleğiyle Ankara'nın puslu havasına uyum sağlamak ister gibi bir hali vardı. Elindeki kırmızı valiz uzaklardan dikkat çekecek kadar aykırı olsa da bu durum adamın umurunda gibi durmuyordu.

Minik tekerlerin yeri çizen sesi arasında Can Kutsal eline telefonunu aldı ve ulaşmak istediği numarayı tuşladı. "İndim ben" dedi sevecen sesiyle.

___

Aynı dakikalarda Kızılay'daki bir rezidansta doğum günü partisi vardı. Üç kız arkadaş Give me everything şarkısını açmış, gözlerine yıldızlı kartondan gözlükle tüm hayatın yükünü atmak ister gibi dans ediyorlardı. Elinde telefonla bir yandan soğuk çayından bir yudum aldı Sıla Nahmi. "Tamam, hadi çabuk gel, bekliyorum canım"

Telefonun kapanmasıyla kıvırta kıvırta dans etmeye devam etti. "Sıla, iyi ki doğdun tatlım" diyerek atıldı Canan.

"İyi ki varsınız kızlar" diye cıvıldadı Sıla. Gözlerine çektiği kara kalemin aksine göl meltemini andıran yeşil bir elbise ile kuğu gibi süzülüyordu. Başının tepesine bağladığı topuz her zamanki yerini koruyordu.

Can havaalanında önünden vızır vızır geçen taksilere bakarak ofladı. "Ankara, seni hiç özlememişim. Hep bir koşturmaca." dedi, kısık sesi nefesiyle beraber havaya karışırken.

Nihayet el salladığı taksilerden biri önünde durunca önce bavulunu sonra kendini yerleştirdi. "Nereye başkanım?" diyen taksicinin yüzüne bile bakmadı.

Adresi söylemesiyle taksi süzüle süzüle havaalanından ayrılırken Can puslu havaya hayretle baktı. "Doğum günün kutlu olsun bebeğim" diye fısıldadığı ise taksici bile duymadı.

"Futbolla aran nasıl başkan?" diye laf attı taksici.

"Ağabey, ben Almanya'dan geliyorum. Gittim gideli ne siyaset takip ettim, ne futbol. İşim bana yetti." diyerek kestirip attı.

Taksici "Ne iş yaptın ta Almanya'larda?" diyerek bir konuşmaya çekmeye çalıştı Can'ı. Sabahtan akşama kadar direksiyon salladığı için bu yorgunluğu hissetmemenin tek yolu havadan sudan muhabbetlerle günü geçirmekti. Ama konuşmaya çalıştığı kişi pek oralı sayılmazdı.

"Ben iç mimarım. Evlerin dekorasyon danışmanlığını yapıyorum diyebilirim."

"Ne zamandır Almanya'dasın?"

Bir yandan içini üşüten bu şehre bakarken bir yandan ne kadar özlediğini düşünmekle meşguldü Can. Taksici onun için sinir bozucu şekilde samimiyet kurmaya çalışıyordu.

"4 yıldır yurtdışındayım." diyerek kestirip attı. Bu süre içerisinde sadece Almanya değil farklı ülkelere de gitmiş, Gülay hocası sayesinde epey deneyim biriktirme şansı olmuştu. Şimdi ise önemli bir AVM için özel istekle vatan topraklarına ayak basmıştı.
"Benim amca kızı da Belçika'da..." diyerek kendince bir şeyler anlatmaya başladı taksici. Can hiçbirini duymuyor, gözlerini camdan ayırmadan bıraktığından biraz da olsa değişmiş bu şehre aşina olmaya çalışıyordu.

___

"Bıktım bu Altay'dan, Sıla" diye serzendi Canan, oturduğu koltukta bacağını sallarken.

"Yine ne oldu? Sayende aşk doktoru

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play