GARAM; Aşk. Sevda. Şiddetli arzu.
BALIKESİR, AYVALIK
Cennet tepesindeydik. Yeni yeni batmaya başlayan güneşin havaya yaydığı yeni renk göz kamaştırıyordu. Mavi gökyüzüne yayılan kızıllık muazzam bir görsel şölen sunuyordu. Kahverengi gözlerimi bir hoş eden bu güzelliği içime derin bir nefes çekerek izlemeye devam ettim.
Ayvalık bir hayli kalabalık ve kuru gürültüden ibaretti.
Göğüs kafesimin üzerine oturan ve oradan bir an olsun ayrılmayan yalnızlık hissini ise tüm uzuvlarımda hissediyordum. Bunca gürültünün içinde dahi peşimden koşturan o lanet hisse kıskıvrak yakalanıyordum.
Flash patlama sesiyle uzaklara dalıp giden gözlerim karşımda sırıtarak bana bakan kıza kaydı. Huzursuz bir biçimde buruşan yüzüme çatılan kaşlarım eşlik etti.
"Çok güzel çıkıyordun, dayanamadım!" Hayat dolu sesi ve yüzünden bir an olsun silmediği gülüşünü daha da büyüterek elinde ki telefonun açık ekranını bana çevirdi.
Batan güneşin beyaz tenime bıraktığı turunculuk fotoğrafa ayrı bir hava katmıştı. Siyah saçlarım yüzüme dökülmüş biçimli burnum ve dolgun nemli dudaklarım yarım bir açıyla göz önündeydi. Yüzümde ki ifadeyi ise anlatmaya lüzum yoktu. Feride aynı Feride idi.
"Feride!" Gözlerimi telefonun ekranından kaldırarak ışıl ışıl gülümsemesiyle etrafı aydınlatan kuzenim Lale'ye baktım. Benden yaşça küçüktü ve benden daha fazla mutluluk doluydu. Hayat ona acı yüzünü göstermemişti. Umuyordum ki hiçbir zaman da göstermezdi. "Çok güzel değil mi? Feride! Kime diyorum ben Allah aşkına?"
"Dinliyorum..." Kirpiklerimi kırpıştırarak silkelenip kendime geldim. "Seni duyuyorum, Lale. Fotoğrafa dalmışım."
"Ne düşünüyorsun, Feride?" Kaşlarını çatarak, söylediklerime inanmadığını belli etti. "Biraz eğlenelim, vakit geçirelim diye dışarı çıktık ama senin suratın beş karış! Annemin söylediklerini mi kafaya taktın? Doğru söyle… Aman canım, bilmiyor musun sen annemi? Seni çok seviyor. O anlık sinirle biraz sert konuştu hepsi bu kadar..."
Usulca gülümsedim. Lale’nin halamı savunuyor oluşu yüzümde alaylı bir tebessüm oluşturdu. Halamın bana olan sevgisini biliyordum ama bu sevginin ailesi söz konusu olduğunda rafa kaldırıldığının da farkındaydım.
Halamın tek çocuğu vardı. Yıllar boyunca çocuk hasretiyle yanıp tutuşmuştu ve nihayet Lale ona nasip olmuştu. İlk ve tek çocuğu olması Lale’nin üzerine olan titizliğini katbekat artırmıştı. Dün bana karşı sarf ettiği sert sözler de aslında Lale’nin başına bir şey gelme ihtimalinden kaynaklanıyordu. Korkusunu ve öfkesini bana yansıtmıştı.
Dün gece Lale’nin ısrarıyla dışarı çıkmıştık. Çok sevdiği odasındaki duvarları posterleriyle süslediği grubun küçük bir mekânda sahne alacağını öğrenmişti ve bunu görmezden gelmek Lale için neredeyse imkânsızdı. Ne yazık ki programın saati hayli geç olduğu için ne halam ne de eniştem bu işe sıcak bakmamıştı.
Ama Lale kuralları yıkmayı alışkanlık hâline getirmiş olacak ki gözünü karartmış soluğu yanımda almıştı. Binbir türlü isyanla kanıma girip beni ikna etmişti. Sadece “Yarım saat kalıp kimse fark etmeden döneceğiz” sözünü vererek