Beş yıl önce, gençliğin verdiği heyecan ve düşüncesizlikle küle dönen, harcanan bir aşk, beş yıl sonra o küllerin arasından bir kıvılcım bulup yeniden alevlenebilir mi?Bilmem... Belki?:) Toprak ve Yazgül'ün, öyküsü sizlerle...
“Sen mi beni sevdin?” Yazgül’ün sesi, boğuk ama bir o kadar alaycıydı: “Sevdiğin için mi yaptın?”
İkisinin de bakışları birbirine takıldı. Aralarında duran çığlık gibi keskin sessizlik, odanın havasını ağırlaştırdı.
“Biliyor musun, Yazgül?”
Toprak yeniden konuştuğunda, alnını onun alnına yaslayarak fısıldamıştı:
“Başka birini bulduğunda, elini tuttuğunda, onu öptüğünde, dokunduğunda, güldüğünde hatta ağladığında bile; aklında o değil ben olacağım ve sana yemin ederim, gün gelecek ‘Keşke kaldığımız yerden devam etseydik’ diyeceksin!”
Toprak, bir hışımla ayaklanıp kapıya doğru ilerlerken Yazgül:
“Sana hakkımı helal etmiyorum, Toprak Kıraç!” diye haykırdı: “Beni ne kadar kırıp acıttıysan, dilerim sen de o kadar kırılır, acırsın…”