Kitaplar Özellikler İletişim İndir
GÜN IŞIĞIM
Aşk/Romantizm

GÜN IŞIĞIM

1Beğeni
2Okunma
44 Bölüm
106,453Kelime
8 saat 52 dkSüre
13.03.2026Tarih
Bazı aşklar bebeklikte bulur birbirini. O zaman anlarsın sonun kimdir diye. Mert ile Melek’te öyle hissetmişti. Yılların ardından çocukluk aşkları, gençlik dostluğu engeline takılınca sendeler ve birbirlerini kaybederler.
Duygularının ağırlığıyla kaçan Mert, Bu kaşın ardından gururuna sarılan Melek. İçinizi ısıtacak, gülümseyeceğiniz bir aşk hikayesi.
"Gitmem gerekiyor dedin ve gittin. Kim için gittin? Ne için gittin? Bilmiyorum. Ama ben senin için geliyorum Mert. İlk söylediğim kelime gibi kalbime işleyen adam, kalbimin tek sahibi olan sana geliyorum. Ne hissediyorsun bilmiyorum? Ya da kimi bekliyorsun? Dostun, arkadaşın Melek’i mi? Yoksa sevdiğin kızı mı? Sen hangisini bekliyorsun bilmiyorum ama ben, beni seven Mert’i görmeye geliyorum. O beni görmek için cama yapışan küçük Mert’i, babamın her tehdidine rağmen çaktırmadan yanağımı öpen Mert’i, yanımdan bir an bile ayrılmayan Mert’i. Lütfen kırma kalbimi, sarıl sımsıkı bırakma.. . . .
Mert ve Melek'in hikayesi

GİTMESİN

Bugün üniversitenin ilk günü diye başladığım bu deftere, artık bugün üniversitenin son günü diye yazıyorum. O kadar zaman geçmiş, Onca olay olmuştu ama daha dün gibi aklımda bu okulu kazanmamın verdiği sevinç ile Mert'in boynuna sarılışım... Ama benim için çok özel olan bu sarılış, babam ve Savaş tarafından engellenmişti. İlk kelimemin ‘Mep’ oluşundan bu yana babam, tarafından sevilme şansının tamamen yok olduğu Mert’e bir cephede Savaş’tan gelmişti. Babam kendi yeterince yetmiyormuş gibi bizi görmediği yerlerde bayrağı Savaş’a devrediyordu. İkisi de çekilemeyecek kadar kıskançtı. Her kişide benim için çok değerliydi ama bu durumları beni çileden çıkarıyordu. Allah'tan annem vardı da onları biraz engelliyordu... Zaten Mert, çocukluğumuzda bana çocukça aşk beslese de artık öyle bir şey yoktu. Sadece çok çok iyi dosttuk. Okulun tüm sürtükleri Mert'in peşindeydi. Mert’i hiçbirinin yanında görmüyordum. Ama mutlaka bir yerlerde bir bekleyeni olduğuna emindim. Henüz tanışmamıştık ama var olduğunu hissediyordum. 25 yaşında bir adamın, hayatında birinin olmaması imkânsızdı. Gerçi bende ona karşı aşk anlamında bir şeyler hissetmiyordum. Dosttuk sadece (ne kadar yalancıyım değil mi? Bu veledi köpek gibi seviyordum. Ama o artık beni sadece kardeşi, arkadaşı, dostu gibi görüyordu. Bazen keşke hep bebek kalsaydık diyorum. Ne zaman büyüyüp, okula başladık, Mert ile olan arkadaşlığımız dostluğa döndü. İçim acıyordu. Kalbim açıyordu. Keşke hiç ama hiç büyümeseydik diyorum. Mert’in arada bir bakışında gülüşünde farklı anlamlar hissediyor gibi oluyordum ama o öküz velet her defasında

"Görüşürüz cimcime, nasılsın cimcime? Günaydın cimcime " diyerek yanlış anladığımı gösteriyordu. Bende hemen kendimi düzeltiyor, duygularımın anlaşılmaması için çabalıyordum. Sonuçta bebeklikten süre gelen bir dostluğumuz vardı ve bunun kaybolmasını istemiyordum. Onun için oda onu dost olarak gördüğümü sanıyordu. Bunun aksini hissettirmemeye çabalıyordum. Salak, bir bilse hayallerimdeki yerini, onu nasıl düşlediğimi? Gerçi o kadarını bilmesin. Şahsen gözlerimin de, kalbimin de o kasları, o vücudu görmeye dayanamaz. Yaz tatillerinde tüm aile ile beraber gittiğimiz Fethiye tatillerinde yeterince fenalık geçiriyordum. Bir insan evladı bu kadar yakışıklı ve düzgün olmamalı. Hele o muhteşem gülümseme hep babalara bahşedilmeli. Mert ve diğer herkesten uzak tutulmalı. O gülüş sayesinde yıllardır hayalini kurduğum, ilişki durumunu Mert,

“Cimcime bu kızın benden uzak durması lazım yardımın lazım” diyerek defalarca yaşatmıştı. Acıda olsa her yaz neredeyse bu oyunu birkaç kere oynardık. Bunun en eğlenceli yanı ise Mert’e oyunda olsa sarılabilmek, ona sokulabilmek ve onunda bu hareketlerin karşılığını aynı şekilde vermesiydi. Hatta bazen o kadar gerçekçi oluyorduk ki dışarıdan bakan herkes sevgili olduğumuzu sanıyordu. Şimdi ise çoktan okulun sonuna gelmiş, iş hayatına başlamaya

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play