Kitaplar Özellikler İletişim İndir
HAYATIMIN YALANI; Modern Bir Külkedisi Masalı
Aşk/Romantizm

HAYATIMIN YALANI; Modern Bir Külkedisi Masalı

4Beğeni
30Okunma
2 Bölüm
4,877Kelime
24 dkSüre
05.03.2026Tarih
"Bazen en büyük doğrular, en büyük yalanların üzerine inşa edilir."
​Masal için dünya, babaannesinin vefatıyla sustu. Şimdi önünde iki yol var: Ya memlekete dönüp amcasının çizdiği karanlık bir kadere boyun eğecek ya da arkadaşının sunduğu o parıltılı ama tehlikeli teklifi kabul edecek. İstanbul’un kalabalığında kimsesiz kalan bir genç kız, kendi masalını yazmak için başkasının yalanını kuşanabilir mi?
​Masal, hayatının en büyük kumarını oynamaya hazır. Ama bilmediği bir şey var; giydiği o camdan ayakkabı, ayağını kanatmak için bekliyor.

Denize Düşenlerin Hikayesi

Ada, elindeki kalemi test kitabının üzerine usulca bıraktı. Mutfaktan gelen o tiz ve öfkeli ses, sanki evin lüks duvarlarını çatlatmak istiyordu. Karşısında oturan Lara, annesinin bu ani patlamasıyla irkilmiş, çözmeye çalıştığı soruyu çoktan unutmuştu bile. Ada, küçük kıza mahcup ve teselli edercesine bir gülümseme gönderdi. Lara da aynı anlayışla karşılık verdi; annesinin bu krizlerine alışık olduğu her halinden belliydi.

Mutfaktaki kadının sesi bir kez daha yükseldi, bu sefer daha da yakından geliyordu:

​"Ne demek vazgeçmiş? Çocuk oyuncağı mı bu? Onca hazırlık yapıldı, her şey ona göre ayarlandı!"

Ada, Lara’nın ürkekçe kendisine baktığını görünce ses tonunu olabildiğince yumuşatarak, "Sorun yok tatlım, hadi baştan başla. Vaktimiz var," dedi. Küçük kız, hocasının bu sakinleştirici tavrıyla rahatlayıp kalemine tekrar sarıldı ve önündeki soruya odaklanmaya çalıştı.

​Ancak o sırada mutfaktaki sesler kesilmek yerine daha da yaklaştı. Hırslı ayak sesleri parkede yankılanırken, Sevim Hanım adeta haykırarak salona daldı:

​"Ne demek aşık olmuş? Aşk meşk... Bunlar karın doyurur sanıyorlar! Yarın aşık olduğu adam kapının önüne koyuverir de, o zaman anlar nasıl bir fırsatı teptiğini!"

​Lara, annesinin içeri girmesiyle birlikte soruyu tekrar baştan çözmek için kâğıda eğilirken, Ada ister istemez Sevim Hanım’a mecburi bir kulak misafiri olmuştu. Sevim Hanım, elindeki telefonu sıkıca kavramış, öfkeden gerilmiş yüzüyle salonun ortasında dururken, kaçırılan o büyük fırsatın ağırlığı odadaki havayı iyice ağırlaştırıyordu.

Sevim Hanım, sanki bütün gücü bir anda çekilmiş gibi kendisini koltuğa bıraktı. Yığılır gibi çöktüğü yerde bir elini yelpaze gibi hızla sallayarak kendini serinletmeye çalışırken, ciğerlerine yetmiyormuş gibi derin derin nefesler alıp veriyordu. Telefonu kulağına tekrar bastırıp hırsla devam etti:

​"Ben sana söyledim Rıfat! Bir sözleşme imzalayalım dedim. Bak o zaman kafasına göre vazgeçebiliyor muydu? 'Yok güvenilir kız, yok bir arkadaşın tanıdığı' deyip kulak asmadın. Olacağı buydu işte!"

​Daha karşı tarafın cevap vermesine fırsat bile tanımadan telefonu kocasının suratına kapattı. Kendi kendine, "Bittik biz, mahvolduk!" diye mırıldanırken, sanki nefesi kesiliyormuş gibi fenalaşmaya başladı. Yerinde çırpınarak mutfağa doğru acı içinde bağırdı:

​"Saniye! Saniye! Ay getir tansiyon aletini, getir kolonyayı! Şimdi kahrımdan öleceğim!"

​Lara annesinin bu dramatik çıkışıyla tamamen duraksarken, Ada elindeki kalemi sıkıca tutmuş, Sevim Hanım’ın bu halini şaşkın ve meraklı gözlerle izliyordu. Ortada telafisi imkansız görünen devasa bir kriz olduğu belliydi.

Ada, Lara’nın endişeyle annesini izlediğini fark edince hemen yanına eğilip küçük kızın sırtını şefkatle sıvazladı. "Yok bir şey güzelim, sen soruya odaklan. Ben annene bir bakayım," diye fısıldadı. Lara, hocasının sakinleştirici sözleri üzerine hafifçe başını sallayıp tekrar önüne dönerken, Ada koltukta fenalık geçiren Sevim Hanım’ın yanına doğru ilerledi.

​O sırada evin çalışanı Saniye çoktan gelmiş, elinde tansiyon aletiyle Sevim Hanım’ın kolunu hazırlamaya

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play