Kitaplar Özellikler İletişim İndir
Hazan Mevsimi
Dram

Hazan Mevsimi

3Beğeni
2Okunma
5 Bölüm
9,918Kelime
50 dkSüre
30.03.2026Tarih
Dinyeper’in serin sularından koparılıp, Bursa’nın güneşten kavrulan bir konağına savrulan bir hayat...
Nesha Olezka için özgürlük, artık sadece rüyalarında kalan uzak bir hatıradır. Beyaz mermer duvarların arkasında, kaderi iki farklı bakışın arasında asılı kalır: Biri ruhuna şiirler üfleyen sükunet, diğeri her şeyi yakıp yıkmaya hazır bir fırtına...
Eski aşkının külleri kalbini sızlatırken, entrikalarla örülü bu altın kafeste ruhunun masumluğunu korumak mümkün müdür? Esaretin karası, aşkın kırmızısına karıştığında; Nesha ya kendi küllerinden doğacak ya da bu buzdan mezarda sonsuza dek susacaktır.

1. Bölüm - Nehrin Şahitliğinde

Nehrin sularından yükselen o ince şırıltı ve ağaçların arasına gizlenmiş cırcır böceklerinin kesintisiz mırıltısı eşliğinde, huzurun en erişilmez doruklarında yürüyormuşum hissine kapılıyordum. Her akşam olduğu gibi, bugün de Dinyeper Nehri’nin kıyılarında, tarihin henüz iz bırakmaya kıyamadığı bu genç ağaçların arasında ağır ve ölçülü adımlarla ilerliyordum. Yaz mevsiminin tabiatına has o tatlı esinti, sanki görünmez bir el gibi etrafı sarıyor; burayı cennetin dahi kıskanacağı bir sükunetle bezeyerek olduğundan daha da eşsiz kılıyordu.

Kadifemsi bir dokunuşu andıran rüzgarın yüzümü okşamasına izin vermek istercesine gövdemi esintinin geldiği yöne çevirdim; göz kapaklarımı yavaşça indirirken, içimde tarif edemediğim bir dinginlik dalga dalga yayılmaya başladı.

O an anladım ki, bu adamı sevmek, hayatım boyunca verdiğim en doğru karardı.

Nehrin kulaklarıma dolan o sakin akışı, vücudumun en ücra köşelerine kadar işleyip ince bir ürperti bırakırken, tüylerim adeta bedenimden ayrılmak istercesine dikiliyor; derimin üzerinde nokta nokta kabarık izler bırakıyordu.

Hiç hak edecek bir şey yapmadan, en ufak bir emek sarf etmeme dahi gerek kalmadan önüme serilen bu güzel hayatın içinde, tatlı hatıralarımı gölgeleyen bir perdenin kıyısına tutunmuş narin bir kelebek kanadı gibiydim. Üzerime bir beden büyük gelen bu hayata layık olabilmek için içimde büyüttüğüm çaba, zaman zaman beni yoran sessiz bir ağırlığa dönüşüyordu. Etrafını sarmalayan pamukların arasında filizlenmeye çalışan bir fasulye tanesi gibi, bana sunulan o yumuşak ve korunaklı sevgiye sadakatle tutunuyor; onların koşulsuz sevgisine karşılık, bir gün kendi çiçeklerimi açabilmeyi diliyordum.

Aklıma düşen bir ezgiyi usulca mırıldanmaya başladığımda, cırcır böceklerinin kesintisiz tınıları müziğime eşlik eden görünmez bir orkestraya dönüşüyor; sahnelediğimiz bu küçük şovda başrolü üstlenmenin naif gururunu içimde taşıyordum. Kendimi ritmin akışına bırakarak hafifçe salınırken, omzuma değen o çatlak dudakların arasından sızan sıcak nefesin tenimi okşamasıyla irkildim. Ardından kondurulan o ürkek, fakat içten öpücükle gözlerimi araladım ve o dudakların eşsiz sahibine, minnetle dolu bakışlarımı sessizce sundum.

“Burada olacağını biliyordum,” dedi, her seferinde içimi iliklerime kadar ısıtan o tanıdık ses tonuyla.

“Ah, Andrey…” diye karşılık verdim; kollarımı usulca boynuna dolarken, ellerinin sıcaklığını belimde hissettim.

“Bana eşlik etmeme izin verir misin?” diye sorduğunda, ellerini belimden çekip yüzüme doğru eğildi; bakışlarında tatlı bir tereddüt, dudaklarının kıyısında belli belirsiz bir tebessüm vardı.

Saçlarını her zamanki gibi yana taramış olsa da, sanki askeri bir taburun kusursuz nizamını andıran o düzen bu kez bozulmuştu. Kumral saçlarının arasına düşen o dağınıklık, ciddi ifadesine ince bir hoyratlık katıyor; onu ilk kez bu kadar serbest ve dokunulabilir kılıyordu. Bu haliyle, içimde adını koyamadığım bir kıpırtıyı uyandırmayı başarmıştı.

“Tabii ki,” diye karşılık verdim; dudaklarımda kendiliğinden beliren sıcak bir tebessüm eşliğinde. Kalbimin giderek hızlanan çarpıntısını ne denli gizlemeye

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play