Buket’in Almanlara ve Almanca diline merakı yüzünden öğrendiği dil önünü açmıştı. İlk önce insan kaynaklarında çalışmaya başlamış sonrasında CEO’nun asistanının izinli olduğu bir dönemde geçici olarak yerine baktığı görevde beğenilince üniversite mezunlarının bile giremediği bu pozisyonda kalmıştı. Allah herkesin önüne fırsatlar çıkarıyordu, genç kadında bu fırsatları çok iyi değerlendirmiş ve dört yıldır canla başla çalışmıştı. Bir yıl öncesine dekte gayet mutlu çalışıyor ama son zamanlarda patronunun bile dikkatini çekiyordu.
Bugün yine yaşadıklarının neden aklına geldiğini bilmiyordu. Belki de bilinçaltı bu işe zor girdin kendine gel demek için hatırlatıyordu. İçindeki sıkıntıdan da kurtulamadı. Saatine baktığında mesainin bitmesine bir saat olduğunu gördü. Birazdan patronu seanstan çıkardı. Bu durumda en sevdiği masasında sıcak yeşil çayının hazır olmasıydı. Aksatmadan her gün aynı saatte yeşil çayını elleri ile yapar diğer günü planlarlar gün içinde önemli bir konu varsa onu konuşurlar ve işte çıkarlardı.
Tam da düşündüğü gibi masasına fincanı koyarken, orta yaşlı sevimli patronu içeri girmişti. Telefonla konuştuğu için gülümsemiş odadan çıkması için işaret vermişti. E-mailleri tekrar kontrol etti. Gerekli notları aldıktan sonra tekrar odaya girdi. İşler hakkında konuşurken bir on dakika geciktiklerini patronu çıktıktan sonra fark etti. Servislere geç kalacaktı. Hızlı hızlı giderken o siyah arabayı yine gördü. İçindeki korku arşa çıkarken adımlarını hızlandırdı. Ne olduğunu anlamadan iki tane adam karşısına geldi.
“Buket Hanım!”
“Evet!”
“Erdinç Bey sizi bekliyor, buyurun…”
O şahsiyetsizin adını duymasıyla ufak çaplı bir şok yaşadı. Demek onun adamlarıydı. Nasıl bir yüzle karşısına çıkacaktı. Adamlardan birinin koluna dokunmasıyla kendine geldi.
“Dokunma,” diyerek iki adım geriye aldı. Bu sefer kolundan tutup çekiştirmeye başladı. Buket kurtulmaya çalışırken, kardeşi Buse’nin nereden çıktığını anlamadı.
Buse işten biraz erken çıkmıştı. Aylardır kafasına takılan bir konu da Buket'ti. Bir dönem annesinin ablanın bir derdi var geceleri ağlayarak uyanıyor sonra da uzun süre kendine gelemiyor diye aramasının üstünden aylar geçti. Özellikle Merve ve kendi düğün hazırlıklarında gözlerini üzerinden çekmemişti. Ancak gayet iyi gözüküyordu. Hatta kendi düğününde en sakin ve yardımcı da o olmuştu. Bu yüzden annesine evham yapıyorsun merak etme iyi demişti.
Merve'ler de yemek yedikleri bir gece öncesine dekte gerçekten annesinin evham yaptığını düşünmüştü. Ablasını gördüğünde annesine inanmadığı için kendine çok kızdı. Zayıflamış, gözaltları mosmor ve tedirgin haline çok üzülmüştü. Sorduğunda geçiştiriyordu. Bu yüzden kızlarla konuşup, derdini öğrenmeye çalışmıştı.
Erdinç pisliği yüzünden bu hale geldiğine inanmak istemiyordu. Çünkü o şerefsiz böyle bir sevgiyi hak etmiyordu. Kendi de dahil Buket'in bütün arkadaşlarını yoklamış,