Kitaplar Özellikler İletişim İndir
İÇERİDE KALAN ATEŞ
Dark Romance

İÇERİDE KALAN ATEŞ

1Beğeni
2Okunma
2 Bölüm
2,061Kelime
10 dkSüre
25.08.2026Tarih
Karantina sadece virüsü dışarıda tutmuyordu.
İçeride bambaşka bir ateş yanıyordu.
Bir otel odasında, tamamen tesadüfen mahsur kalan iki yabancı…
Dışarıda şehir kilitli, içeride ise zaman yavaşlıyor, nefesler kesiliyor, bakışlar ağırlaşıyordu.
İlk günler sessizlik, mesafe ve gerginlikle geçti.
Sonra bir bakış uzadı.
Bir dokunuş gecikti.
Bir nefes fazla yakınlaştı.
Artık ne kurallar kalmıştı, ne de utanç.
Sadece bastırılmış arzu, sıcak tenler ve birbirine dolanan bedenler…
14 gün.
14 gece.
Ve bir daha asla sönmeyecek bir ateş.
“Bazı yangınlar dışarıda değil, içeride çıkar.”
Karanlık, tutkulu ve nefes kesen bir erotik gerilim.
Kapalı kapılar ardında başlayan, sınır tanımayan bir arzu hikâyesi.
Şimdi oku… Çünkü bazı ateşler bir kez yandığında, asla sönmez.

AYNI ODA

Otelin yedinci katındaki 712 numaralı odaya adım attığım an, dışarıdaki modern ve tanıdık dünyanın sanki devasa, paslı bir sürgüyle mühürlendiğini hissettim.

Kapı arkamdan ağır, kesin ve bir daha asla geri alınamayacakmış gibi yankılanan tok bir kilit sesiyle kapandı. Sırtımı o soğuk ahşap yüzeye yasladım, nefesimi tutarak gözlerimi sıkıca yumdum. Koridordan gitgide uzaklaşan aceleci ayak sesleri kaybolurken, lobiden hâlâ tavan hoparlörleriyle yankılanan o boğuk ve mekanik kadın sesi kulaklarımda çınlıyordu:

“Şehir genelinde 14 günlük zorunlu karantina uygulanacaktır. Otelden çıkış kesinlikle yasaktır…”

Göğsümün ortasına oturan ani ve acımasız sıkışma hissiyle derin bir nefes almaya çalıştım. Parmaklarım, valizimin metalik çekçek sapını parmak eklemlerim beyazlaşıncaya kadar sıkıca kavradı. Oysa ben bu odaya sadece tek bir gece sığınmak, sabahın ilk saatlerinde aldığım uçak biletiyle bu şehirden tamamen uzaklaşmak için girmiştim. Şimdi ise zaman bükülmüştü; geriye sadece belirsizlik, boğucu bir sessizlik ve on dört uzun gün kalmıştı.

Tam o sırada, odanın loş koridoruna açılan banyo kapısı gıcırtıyla aralandı. İçeriden dışarıya doğru yoğun, ağır bir buhar dalgası ve teni kavuran bir sıcaklık hücum etti. Ve ardından, o gecenin sessizliğini bıçak gibi kesen tok, derin bir erkek sesi kulaklarımı tırmaladı:

“Kusura bakma. Kapıyı defalarca çaldım ama duymadın herhalde. Resepsiyon bana anahtarı verirken iki kişilik olduğunu söylemişti.”

Gözlerimi yavaşça araladım. Kirpiklerimin arasından sızan loş ışıkla birlikte nefesimin boğazımda düğümlendiğini hissettim.
Karşımda duran silueti gördüğüm an, içimdeki tüm mantık süzgeci bir anda eriyip gitti.

Beline doladığı kalın, beyaz otel havlusundan başka üzerinde hiçbir şey yoktu. Gür ve koyu renk saçlarından damlayan su damlaları, geniş omuzlarından süzülerek heykelsi, adeta mermerden oyulmuş gibi duran göğsünde parıldıyordu. Çenesindeki hafif bir günlük sakal gölgesi, yüzüne tehlikeli ama bir o kadar da baştan çıkarıcı bir ifade katıyordu. Bakışlarında ise ne yapacağını bilemeyen, şaşkınlıkla karışık koyu bir kıvılcım vardı. O kıvılcım, göğsümün ortasına düşmüş gibi yandı.

İkimiz de kelimenin tam anlamıyla donakalmıştık. Zaman, o saniyede bizim için akmayı bırakmıştı.

Adam yavaşça elini kaldırıp havlusunu beline biraz daha sabitledi. Sesi, bu gergin ve nefes kesici atmosferi yumuşatmak ister gibi alçak ve pürüzlü çıkıyordu:
“Ben Kerem… Resepsiyonistlerin büyük bir aptallığı olmalı. Aslında ben de tek kişilik bir oda istemiştim.”

Yutkundum. Boğazımda kuruyan kelimeleri zorlukla yerinden oynattım. Sesim, kendi kulağıma bile ürkek ve titrek bir fısıltı gibi ulaştı:
“Ben de… Eda. Ben de tek kişilik rezervasyon yaptırmıştım.”

Kerem başını hafifçe yana eğdi. Dudaklarında istemsiz ama ortadaki bu absürt durumu kabullenen tehlikeli bir kıvrılma belirdi:
“Anlaşılan o ki, kader bizi bu dört duvarın arasına birlikte hapsetti. Ve görünen o ki, dışarı adım atmak artık imkânsız.”

Odanın boğucu ve dar havasından kaçmak ister gibi içeriye doğru istemsiz

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play