Kitaplar Özellikler İletişim İndir
İki Hayat
Macera/Aksiyon

İki Hayat

0Beğeni
0Okunma
1 Bölüm
1,251Kelime
6 dkSüre
11.10.2026Tarih
İstanbul’un en kalabalık caddesinde yanınızdan geçse fark etmezsiniz.
Gündüzleri herkesin neşeli, geveze ve biraz sakar sandığı Yücel Türkoğlu, gerçekte hiçbir sistemde kaydı bulunmayan bir hayalettir. Kimse ne iş yaptığını, nereden gelip nereye gittiğini bilmez.
Ancak her hafta, yüzünü hiç görmediği gizemli bir Lider’den tek bir şifreli mesaj gelir.
Güneş battığında neşeli adam yok olur; yerini silahta, dövüşte ve taktikte kusursuz bir uzmana bırakır. Görev biter, ele geçirilenler gizli teslimat noktalarına bırakılır ve Yücel yeniden iz bırakmadan kaybolur.
Gündüzleri bir hiç kimse.
Geceleri ise şehrin en tehlikeli gölgesi.

1. Bölüm: Kod Adı: Hayalet


Mecidiyeköy viyadüğünün altı yine kilitlenmişti. Korna sesleri ve metrobüsün gürültüsü ekim yağmuruna karışırken, Yücel Türkoğlu ıslak kaldırımda aceleyle yürüyordu.

Üzerindeki bol kahverengi ceket, burnundan kayıp duran yuvarlak camlı kemik gözlükleri ve elinden düşürmediği ıslak şemsiyesiyle dışarıdan bakan kimse için hiçbir tehdit oluşturmuyordu. 1.88’lik devasa gövdesini sakarca hafif öne eğerek yürütüyor, gözlüğünü sürekli parmağıyla yukarı itiyordu.

Simitçi Şükrü’nün tezgahının yanında aniden ayağı kaydı, şemsiyesi ters döndü ve zorlukla dengesini topladı.

"Aman Yücel! Yavaş kardeşim, düşüp kıracaksın bir yerini!" dedi Şükrü gülerek.

Yücel, burnunun ucuna düşen gözlüğünü panikle düzeltip şaşkın bir gülümsemeyle yanıt verdi:

"Hayırlı sabahlar Şükrü Abi! Valla bu kaldırımları yapan usta sanırım paten pisti yapmaya çalışmış! Şemsiye de elimde uzay mekiği gibi açıldı, az kalsın rüzgar beni metrobüs yoluna uçuruyordu!"

Şükrü kağıda iki simit sarıp uzattı:

 "İlahi Yücel... Şu gözlükleri bir değiştir artık, önünü göremiyorsun! Bu arada ne iş yaparsın, nasıl geçinirsin sen hâlâ çözemedik?"

Yücel simitleri alırken gözlüğünün arkasındaki iri gözlerini çocukça kırpıştırdı:

"Aman abi, dilsiz uşak gibi borsada üç beş kuruş dolaştırıyoruz işte. Benim gibi şapşal bir adamı hangi patron işe alır? Geçen gün kendi evimde gözlüğümü ararken gözümün üstünde olduğunu unuttum, bir saat aynaya baktım!"

Şükrü kahkahayı basarken Yücel arkasını döndü. Şapşal halleriyle ilerlerken gözlüğünün camındaki su damlalarının arasından, iki sokak ötedeki siyah camlı minibüsün plakasını ve içindeki hareketliliği tek bir bakışta hafızasına kazıdı.


Lider ile iletişim asla dijital bir ekranda kalmazdı; hiçbir dijital iz bırakılamazdı. Her hafta, kimsenin dikkatini çekmeyecek bir nesne ya da hiç şüphe uyandırmayacak bir yabancı vasıtasıyla mesaj iletilirdi.

Cumartesi öğleden sonra saat 14:00.

Yücel, Mecidiyeköy’ün kalabalık bir sahaf pazarında durmuş, gözlüklerini silerek eski kitapları inceliyordu. Yanına görme engelli, yaşlı bir adam yaklaştı. Adam bastonuyla hafifçe Yücel’in ayakkabısına çarptı ve yaşlı bir sesle mırıldandı:

 "Evladım, 'Karanlığın Anatomisi' kitabını arıyorum, buralarda var mıdır?"

Yücel gözlüğünü alelacele takıp adamın koluna girdi: "Amcam ben de bakıyorum ama gözlükler buğulanmış, sahaza soralım istersen."

Yaşlı adam Yücel’in eline küçük, sert ve pürüzsüz bir şey sıkıştırdı. Bu, üzerine mikro kabartmayla Braille alfabesi işlenmiş ahşap bir satranç kale figürüydü. Yücel parmak uçlarıyla yüzeydeki noktaları bir saniyede okudu.

Mecidiyeköy, Arka Sokak No: 12.

Hedef: Kasanın arkasındaki gizli disk.

Süre: Bu gece 03:00.

Teslimat Noktası: Fulya deresi, eski matbaa borusu.

Yaşlı adam kalabalığın içinde kaybolurken Yücel ahşap kaleyi cebine attı. O şapşal görünüşünün arkasında, zihni milimetrik hesaplar yapmaya başlamıştı bile.


Gece saat 02:58.

Gözlükler çıkmış, bol ceket yerini vücudu saran esnek siyah kıyafetlere bırakmıştı. Sokak lambalarının menzilinden uzak, kapalı sahaf dükkanının havalandırma boşluğunda tek bir ses bile yoktu. Yücel, siyahlara bürünmüş gövdesiyle içeriye adeta yer çekimine teğet geçerek süzüldü.

İçeride üç kişi vardı.

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play