Keyifle Okuyun...
“Sende bu dikkafalılık ve bu söz dinlemezlik varken başına çok iş açacaksın Laz kızı. Bu yüzden muska sende kalsın, seni Allah’ın izniyle korur.”
Günlerdir aynı rüyayı görüyordum. Yıllar önce adını bilmediğim aynasız, bu sözleri muskayı bana verdiğinde söylemişti. Onunla ilgili hatırladığım tek şey, uçsuz bucaksız denizleri anımsatan mavi gözleriydi. Trafik kazasından sonra balık hafızalı biri olup çıkmıştım. Çünkü kazayı, annemin öldüğü gerçeğini unutmak istiyordum. Annemin ölümü dört yıla yaklaşmıştı, fotoğrafları olmasaydı belki de unutmuştum.
**
Geçmiş Kaza Sonrası...
Hastanede kendime geldiğimde muskanın elimde olduğunu anlamam uzun sürmedi. Kaza esnasında muskayı düşürmemem bir mucize olduğu kadar, yaşamam da bir mucizeydi. Etrafıma göz gezdirdiğimde annem yoktu. Nerede olabilir diye düşünürken yavaşça yerimden doğruldum. Kolumdaki serumu çekip çıkardığımda canım acımıştı. Kan akmasını umursamadım. Yatağımın kenarındaki komodinin üzerinden peçete alıp koluma kapattım. Kısa sürede kanama durmuştu. Daha fazla oyalanmayıp, üzerimde hastane önlüğümle odadan dışarıya çıktım. Salonda tüm akrabalar toplanmış, gözyaşları içinde feryat ediyorlardı. Neler olduğunu anlamıyordum! Annem neredeydi? Neden herkes hastanedeydi?
Babam beni fark edip, koşarcasına yanıma geldi. Gözleri ağlamaktan kan çanağına dönmüştü.
“Neler oluyor baba, annem nerede, hangi odada yatıyor? Hadi hemen yanına gidelim…” dediğimde babam bana sıkıca sarıldı. Derin iç çekişleri bir süre sonra ağlayışlara dönüştü.
“Baba niye ağlıyorsun?” Babam benden uzaklaşıp yüzümü ellerinin arasına aldı. İyi şeyler söylemeyecekti. Hissediyordum. Duyacaklarım beni korkutuyordu.
“Kızım, artık bu hayatta sen, ben ve kardeşin varız. Bundan sonra bizi bir araya toparlayan sen olacaksın.” O an nutkum tutuldu. Tek kelime edemezken, gözlerimden süzülen yaşların sıcaklığıyla yüreğim yangın yerine döndü. Babamın söylediklerini kabullenemezdim. Annem beni bırakıp gidemezdi. Üniversiteyi okuyup mezun olacaktım. Annem, babam ve kardeşim de mezuniyet törenime gelecekti. Annem tüm mutlu günlerimde yanımda olacağına dair bana söz vermişti. Aklım almıyordu. Tüm duygularım birbirine karışmıştı. Birkaç saat önce başımı sıcak göğsüne yasladığım annem, şimdi yoktu. Beni korumak isterken ölmüştü. Benim yerime onu kara toprağa gömeceklerdi.
Annem karanlığı sevmezdi. Onu karanlıkta tek başına nasıl bırakacaktım? Yüksek sesle ağlamaya başladım. Sesim tüm hastaneyi inletiyordu. Hiçbir söz beni teselli etmeye yetmiyordu. Hangi söz anne acısını dindirirdi?
“Baba ben annemsiz yaşayamam, ölürüm.” Babam beni kollarıyla sıkıca sararken, bir kenarda oturmuş, ağlayan kardeşime gözüm kaydı. Sadece ben değil, kardeşim de annesiz kalmıştı. Artık kardeşimle öksüzdük.
***
Annem öldükten sonra içime kapanmıştım. Tüm dünyadan elimi eteğimi çekmiş, ölmeyi bekler gibiydim. Gözümde hiçbir şeyin önemi kalmamıştı. Sevebileceğim, sığınabileceğim kimse yokmuş gibi hissediyordum. Babamla da arama duvarlar örmüştüm. Kardeşim Murat Efe, henüz on dört yaşındaydı. O zamanlar onun için hayat, benim için olduğundan çok daha zordu. Tek bağım kardeşim olmuştu.
Annemin ölümünden kısa bir