Ateş yanar yanar, yandıkça alevler azalır ve ateş kömüre hapsolurdu. İnsanlar söndü sanarken köz, ateşten daha sıcak bir varlığa dönüşürdü. Ama közün ateşten bir farkı vardı. Ateş etrafına zarar verirken köz kendine zarar verirdi ta ki onu eline alana dek. Ben közü elime almıştım. Elim yanmış, ruhum yaralanmıştı ama köz de sönmüştü. Artık onun adı köz değildi.
Küldü.
Kül ise yanmaya en müsait olan varlıktı.
🚨
Tam 3 yıl önce bu kasabaya taşınmıştım. Burada herkes güler yüzlüydü. Herkes birbirine güvenirdi. Herkes bana güvenirdi ama ben kendime güvenmiyordum. Çünkü yeni bir sayfa açsam da geçmişimi unutmamıştım.
Ben kendi hayatımı yıkmıştım,
Ben kendimi yok etmiştim.
Ben beni sevenleri terk etmiştim.
Ve ben bunlar olurken insanlar tarafından ölü zannedilen, yaşayan bir ölü oldum.
Yaşayan ölü o kadar iyi bir tabirdi ki… Ben herkes tarafından ölü zannedilen, kendine yeni bir kimlik vermiş biriydim.
Sessiz biriydim…
İçinde çığlık atan biriydim…
Unutulan biriydim…
Herkesin zihninde olan biriydim…
Yaşayan biriydim…
Mezarda ruhu çürüyen biriydim…
Yaşamayı hak etmeyen,
Ölüme sadık kalamayacak biriydim…
Ben kimdim?
Benim adım Jade; yıkılmış olan Jade. Yeni adıyla Valencia Strong. Jade’i taklit eden, Jade olamayan, Valencia olmaya çalışan, Jade’e benzeyen biriydim.
Ben kimdim biliyor musun?
Hayata benzeyen, ölüme yakışan biriydim.