Kitaplar Özellikler İletişim İndir
Karo
Genel

Karo

1Beğeni
0Okunma
2 Bölüm
2,966Kelime
15 dkSüre
23.08.2026Tarih
İris, geçmişini geride bıraktığını sanıyordu.
Ta ki bir gece karşısına çıkan gizemli bir kadın ona bir kolye ve koluna işlenmiş tuhaf bir karo bırakana kadar.
Kadın ona yalnızca bir seçim hakkı verdi:

“Kabul et ya da reddet.”

İris kabul etti. O geceden sonra geçmişi, hatırlamadığı hâlleriyle karşısına çıkmaya başladı. Önce bir kızla tanıştı. Onu daha önce hiç görmemişti. Ama kız İris’i herkesten daha iyi tanıyordu.
Çünkü o kız, İris’in yıllar önce geride bıraktığı bir parçasıydı.
Sonra diğerleri geldi.

Biri hâlâ dünyaya güvenen masum hâliydi.
Biri yaşanan her şey için kendini suçlayan hâli.
Biri başkalarını kendisinden önce koyan hâli.
Ve biri, kendisine yapılanların öfkesiyle yaşayan hâli.

Her biri İris’in unutmak istediği bir dönemi taşıyordu.

Her biri ona farklı bir soru soruyordu.

Ve kolundaki karo, her karşılaşmada biraz daha siliniyordu.

İris artık yalnızca geçmişinde ne olduğunu öğrenmeye çalışmıyordu.
Kendisinden neden bu kadar uzun süre kaçtığını bulmaya çalışıyor.

1.Bölüm: başlangıç


Gece, şehrin gündüz sakladığı şeyleri ortaya çıkarıyordu.
Gündüzleri birbirine benzeyen binalar, geceleri farklı gölgeler bırakıyor:
kalabalığın içinde kaybolan sesler, sokaklar boşaldığında tek tek duyuluyordu.
Şehrin tamamı uyumuyordu aslında. Sadece insanların çoğunluğu, dünyanın
kendileri olmadan da devam ettiğini görmek istemedikleri için perdelerini
kapatıyordu.

Ben ise o gece perdelerin arkasında olmak istememiştim. Bir
sebebi yoktu aslında, belki de vardı. Bilmiyorum. Belki yaşadıklarımdan sonra
biraz nefes almak istemiştim. Ama güncel olarak kötü bir şey olmamıştı. Ancak
içimde tarif edemediğim bir huzursuzluk vardı. Bulunduğum yerden uzaklaşmam
gerektiğini hissediyordum.

Eski köprünün altına vardığımda saat, gece yarısını çoktan
geçmişti. Burası genel olarak tekinsizdi, bir olayı da yoktu aslında.
Gündüzleri insanlar yanından geçer, geceleri ise kimse özellikle buraya
uğramazdı. Köprünün taş ayakları nemden dolayı koyulaşmış, anlaşılan bazı
çocuklar ise duvara yazı yazmıştı. Bir araç geçtiğinde yapı titreşiyor,
ardından tekrar sessizleşiyordu. O yapının altından geçerken siyah paltolu bir
kadın gördüm. Yüzü pek seçilmiyordu ama yukarıdan gelen ışığın bana gösterdiği
kadarıyla yaşlı biri olmadığını söyleyebilirdim. Saçları uzundu ve gözüktüğü
kadarıyla da siyahtı. Köprünün altında, taş duvara yaslanmış bir şekilde
duruyordu. Koyu renkli paltosunun yakası boynuna kadar kalkıktı. Ellerini
ceplerine sokmuş, başını hafifçe öne eğmişti.

O kadını ilk gördüğümde onla konuşmayı hiç düşünmedim. Yanından
öylece geçip gitmeye kalktım.

“Merhaba, tatlım.”

Adımlarım yavaşladı. Sesin geldiği yere baktım. Evet, o
kadın bana bakıyordu ve konuşan da ta kendisiydi. Kadın bana gülümsüyordu. Gülümsemesi
şeytani değildi, içtendi. Hatta ilk bakışta oldukça sıcak görünüyordu. Fakat
nedenini bilmediğim bir şekilde, o iki kelime içimde küçük bir huzursuzluk
bırakmıştı.

“Merhaba?” dedim, sorgular ve içten olmaya çalışan bir tonda.
Kadın başını hafifçe eğdi. “Saat epey geç, bu saatte çok fazla tekinsiz tip
dolaşır, meleğim. Tek başına dolaşman doğru mu?” Kadının hitap şekli tatlı olsa
da bana hem tuhaf hem de huzursuz edici gelmişti.

“Bilmiyorum,” dedim. Aslında bu soruya verecek bir yanıtım
bile yoktu, doğru olmadığını bilsem de.

“Bilmiyorsun?”

“Eve gitmek istemedim, işin doğrusu.”

Kadın birkaç saniye bana baktı. Gülümsemesi biraz silindi. Düşünüyor
gibiydi.

“Anladım.”

“İyi geceler.” Bu değişik muhabbetten kaçmak istiyordum.
Başardım da. Yoluma devam ettim. Birkaç adım atmıştım ki arkamda adım sesleri
duydum. Kadın peşimden geliyordu. Hızlanmadım, aksine gelmesine izin verdim.
Dönüp baktığımda aramızdaki mesafenin kapanmış olduğunu gördüm.

“Bir dakika,” dedi. Durmak zorunda kaldım. Kadın yanıma
geldiğinde onu gördüğüm ilk seferdeki sıcak yüz ifadesinden eser kalmamıştı.
Artık yalnızca dikkatli ve soğuk bir bakışı vardı.

“Bir sorun mu var?” dedim, “az önce arkamdan geldiniz,” diye devam ettirdim.

“Çünkü sana söylemem gereken bir şey var.”

“Nasıl yani?”

“Anlayacaksın, merak etme.”

Kadın bir süre konuşmadı, beni süzdü o süre zarfında. Üstümde
sevgilimin verdiği bol ceket, altımda da bol eşofman vardı. Sıradandım yani.
Yine de beni gereğinden fazla bir süre süzdü. Sonra gözleri koluma indi.

“Sizi tanımıyorum,” diye lafa atladım ve sessizliği böldüm.

“Ben de seni,” diye yanıt verdi. “Öyleyse benimle ilgili ne
söyleyebilirsiniz?” Dedim. Kadın gözlerini tekrar

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play