Kitaplar Özellikler İletişim İndir
Kimisileri
Macera/Aksiyon

Kimisileri

0Beğeni
0Okunma
1 Bölüm
1,469Kelime
7 dkSüre
04.09.2026Tarih
Dünya çöktü. Bildiğiniz gibi bir zombi salgını. Kimisi hayatta kalıyor, kimisi deniyor, kimisi başarıyor, kimisi başaramıyor. Ama kimisi için gerçek tehlike zombiler değil — dibe vurmuş insanoğlu.

Kimisileri : Chapter 1 Çatlaklar

Kırsala gece çökmüştü. Bulutsuz gökyüzünde parıldayan ay, tepelerin üzerindeki çam ağaçlarının gölgelerini karanlık toprağa doğru uzatıyordu. Tepenin düzlüğünden göğe doğru ince, gri bir duman yükseliyordu. Wildbear İzcilik Kampı, doğadaki on birinci gecesine hazırlanıyordu. Kamp ateşinin etrafında toplanan çocukların neşeli fısıltıları, çıtırdayan odunların sesine karışıyordu.

Derken ana çadırın fermuarı telaşla açıldı. izcilerden biri aceleyle dışarı fırladı, ateş başındakilere bir şeyler fısıldadı ve karanlığın içindeki ahşap tuvaletlere doğru koştu. Ahşap tuvaletin içinde, boynundaki Wildbear İzcilik Kulübü fularını düzeltmeye çalışan genç bir izci vardı. Çenesinde yeni yeni beliren ayva tüyleri, ceketinin göğsüne gururla iğnelediği iki başarı rozeti ve uykusuzluktan kızarmış gözleriyle hâlâ çocukluğuyla gençliği arasında kalmış gibiydi. Tam işini bitirip toparlandığı sırada ahşap kapıya gürültüyle vuruldu. İçerideki genç seslendi.

— Dolu!

Dışarıdaki izci için bu ses tanıdık gelmiş olmalıydı. Bir an duraksadı.

— Sonunda sizi buldum, onbaşı... Sizsiniz değil mi, Onbaşı Bellaby?

İçerideki genç üstünü başını düzeltirken isteksizce cevap verdi:

— Evet, benim Drew. Kim soruyor?

— Çavuş Doresty seni çağırıyor, onbaşı.

Onbaşı Bellaby, yani Ronnie, tepenin yamacındaki kampın en uzak köşesinde duran taşınabilir tuvaletten çıktı. Gece havası yüzüne çarpınca hafifçe ürperdi. Kampın merkezinden geçip az ilerideki hafif yükseltide duran çavuş çadırına doğru yürüdü. Çadırın önünde durduğunda gözü bir an gökyüzüne kaydı. Dolunay vardı. Derin bir nefes aldı, ardından çadırın brandasını aralayıp içeri girdi. Hazır ola geçti.

— Beni çağırmışsın, Çavuş.

Çavuş Doresty ellilerinin sonunda, kırlaşmış ve ince sakallı, gözlerinin etrafı yılların tecrübesiyle kırışmış keskin bakışlı bir adamdı. Masasının üzerindeki haritalardan kafasını kaldırdı. Yüzünde babacan bir tebessüm belirdi.

— Favori onbaşım olduğunu biliyorsun, değil mi Ronnie?

— Öyle mi?

— Evet, öyle. İnanmıyorsan gel hadi, kanıtlayalım.

Fred masanın arkasından kalktı. Şüpheci ama disiplinli bir edayla kampı işaret etti ve sesini yükseltti:

— Kaç gündür buradayız, onbaşı?!

Çavuşun aniden gürlemesiyle irkilen Ronnie hemen kendini toparladı.

— Bugünle beraber on gün, Çavuş!

Cevaptan memnun kalan Fred tekrar sandalyesine oturdu. Sesi yeniden sakinleşti.

— Bak... Bu soruyu sektirmeden cevaplayacak ikinci bir onbaşım yok.

Ronnie bu kelime oyunlarından bıkmış bir tavırla iç geçirdi.

— Zaten toplam iki onbaşınız var, Çavuş. Ayrıca bu saçma askerî tabirleri neden hâlâ kullanıyoruz, anlamıyorum.

Fred, bu soruyu bininci kez açıklıyormuş gibi arkasına yaslandı.

— Bu kampın oymakbaşısı benim, değil mi?

— Evet, Çavuş.

— O hâlde tartışma bitmiştir.

Ronnie cevap vermedi. Fred'in yüzündeki tebessüm kayboldu. Masaya doğru eğildi ve elindeki kalemi yavaşça masaya vurdu.

— İlçedeki kulüp merkeziyle yedi gündür iletişim kuramıyoruz,

Ronnie. Ronnie'nin yüzündeki ifade değişti.

— Yedi gün mü?

— Yedi gün. Sekiz gün önce tepenin çevresinde arazi yürüyüşüne çıktığımızda nöbetçiler bunu pek ciddiye almamıştı. Ben aldım.

Kısa bir sessizlik oldu.

— Bir şeyler ters gidiyor.

Fred haritanın üzerindeki ilçeyi gösterdi.

— İlçedeki merkeze gideceksin. Bay

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play