Kitaplar Özellikler İletişim İndir
KIZIL ŞÖVALYE VE BATMAYAN GÜNEŞ
Fantastik

KIZIL ŞÖVALYE VE BATMAYAN GÜNEŞ

0Beğeni
2Okunma
1 Bölüm
1,513Kelime
8 dkSüre
24.03.2026Tarih
Awyr Krallığı şövalyelerinin arasına bir kadın şövalye katılır. Çocukluk hayalini gerçekleştirip babasının yolundan gitmeyi başarmıştır. Seleira'nın ilk görevi için katıldığı grupta hem çocukluk arkadaşı hem de büyük aşkı Galahad da vardır. Onlar çocukken birlikte şövalye olma hayalleri kuran ve bunu gerçekleştirmiş iki çocukluk arkadaşıdır. Ve zamanla kalpleri birbirleri için çarpmaya başlamıştır. Ama karanlık yanı başlarındadır.

🌕⚔️İLK GÕREV⚔️🌕 1. PART

Beyaz bir duvağın altına gizlenmiş yemyeşil gözleri ve gri saçlarıyla asil bir duruşu vardı. Ve hep ağlardı. Mutluluktan mı yoksa acıdan mı bilinmez ama bu gözyaşları onu güzel kılan şeylerden biriydi. Seren, bir şehirden öte sanki güzel ve kederli bir gelindi. Burada doğduğum ve yaşadığım için şanslıydım. Şelaleleri, ormanları ve çoğunlukla kasvetli, sisli havasıyla benim cennetimdi. Uzayıp giden topraklarda, karanlıkta parlayan en büyük yıldızdı.

Seren, kral ve soyunun yaşadığı kadim bir başşehirdi. İlk kralları eski ismi kendi kökenlerine göre uyarlamıştı. Ama aynı anlamı ve aynı ihtişamı taşımaya devam ediyordu. Onlar yönetimleri boyunca farklı soylara kucak açmıştı. İlk kraldan şimdiki krala kadar hepsinin önem verdiği tek şey, onlara ve bu şehre sadakatle bağlı bir halktı. Kimisi eski kadim bir soydan geliyor, kimisi başka bir soyla karışıp yeni bir kan bağı oluşturuyordu. Yüzyıllardır birlik ve beraberlik içerisinde yaşıyorlardı. Çünkü Awyr Krallığı, adaletiyle bilinirdi. 

Seren Kalesi, surlar içerisinde ve kimi zaman bulutlar arasında kaybolmuş gibi görünen masalsı bir heybetle yükseliyordu. Gecenin karanlığında altın ışıklarla parlıyor ve isminin hakkını veriyordu. Kalenin belirli kısımlarına yerleştirilen kristaller, ışığı yansıtıyor ve kale daha da  ışıldıyordu. Parlaklığını güneydeki kasabamızdan, hatta çok uzaklardan dahi görebiliyorduk. Yolcuların ve kervanların umutla görmeyi beklediği ışık, karanlıkta yolunu kaybedenlerin kutup yıldızıydı. 

 

Seren Kalesi, bir yıldız gibi ihtişamla parlıyordu. Ben de bir şövalye olarak parlamak istiyordum. Ver bir gün, Seren’in en güçlü şövalyeleri arasına adım yazılacak, namım diğer krallıklarda bile duyulacaktı.

Anne ve babamın beşinci kız çocuğuydum. Hiç oğulları olmadığı için herkes babamın tekrar evlenip bir oğul sahibi olmasını istese de o, buna hiç yanaşmamıştı. Çünkü annem ile babamın birbirine olan sevgisi çok başkaydı. Ve eminim ki hiç çocukları olmasa bile babam yine de annemden vazgeçmezdi. Bu büyük aşk, benim kaderimi çizen en büyük etkendi. 

Babam, ben de kız olarak doğduğumda beni bir erkek gibi yetiştirmeye karar vermiş. Oysa bu, şehrimizde görülmüş duyulmuş şey değilmiş. Çünkü onlara göre kadınlar bir leydi olmalıymış, eli kılıçlı bir savaşçı değil. O yüzden babam çok eleştiri almış ve hâlâ daha bu eleştirilere maruz kalıyordu. Ama onun gibi cesur ve nam salmış bir şövalye kimseyi dinlemez, istediğini yapardı. 

Babamın yolundan gitmek için hazırdım. Kral Cianan’a bağlılığımı ilan etmiş ve efsane şövalye Sör Alasdair’ın kızı olarak krallığın ilk kadın şövalyesi olmuştum. Artık dedikodumu yaparken benden “Ridire Ruadh” diye bahsediyorlardı. Bunu duymak her defasında dudaklarımın yukarı kıvrılmasına neden oluyordu. Çünkü bu, bir şekilde beni kabullendiklerinin bir göstergesiydi.

Kızıl saçlarım annemin soyundaki tüm

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play