Dedublüman- Günü Gelir
Onu ilk ne zaman gördüğünü tabii ki de hatırlamıyordu genç kadın sonuçta aynı mahallede büyümüş iki insandılar. Ama benliğinin tamamını kaplayan bu adamı ilk ne zaman kalbinde misafir ettiğini çok iyi biliyordu.
Askerden yeni gelmişti o zamanlar Kadir. Kısacık kesilmiş saçları, esmer, heybetli bedeni kalbinde tarif edemediği bir çarpıntı bırakmıştı. O zamanlar 16-17 yaşlarındaydı ve imkansız Şirin için hiç bu kadar güzel olmamıştı.
Kaba saba, elinden tesbihi eksik olmayan, kadınlar söz konusu olduğunda pek de ince düşünemeyen bir adamdı Kadir. Belki de babasından kalan mahalledeki kahvehaneyi işletiyor olması onu böyle biri haline getirmişti ister istemez.
Şirin onu değiştirmek niyetinde değildi ama biraz olsun o gözler kendisini de görsün isterdi...
Yıllar yılı içinde büyüttüğü bu sevdaya alışmıştı artık genç kadın. Hem alışmayıp ne yapacaktı? Sayısız geceler ağlayarak dua ettiğini kimlere anlatacaktı?
Buna rağmen küçük, kırılgan kız kardeşten ileriye gidememişti genç kadın. Sanki o gözler Şirin'in büyüdüğünü görmemeye kararlı gibiydi.
Bakışları kendi küçük ve samimi çiçek dükkanlarının tam karşısında bulunan Kadir'in kahvehanesini bulduğunda kederli bir nefes çekti içine. Allah'ın her günü onu görerek güne başlıyor, akşamında da onun suretiyle günü bitiriyordu. Bu da evrenin Şirin'e asla komik olmayan bir şakası gibiydi.
Aklına, yıllar öncesinde yaşanan ve kalbini paramparça eden o an geldiğinde istemsiz gözleri doldu tekrar.
Kadir'in askerden yeni geldiği dönemde Şirin, onu daha fazla görebilmek umuduyla babasının işlettiği çiçekçi dükkanına daha sık gider olmuştu. Şimdi elinde koca bir saklama kabında özenle yaptığı böreği heyecanla Kadir'e nasıl vereceğini düşünürken duyduğu seslerle küçük bedenini bir duvarın arkasına zor attı.
"Ee seninki gelmedi mi daha?" Yusuf Abi'nin eğlenen sesiyle Şirin saklandığı yerden daha da dikkat kesildi konuşmaya.
"Kimmiş lan benimki?"
"Kim olacak oğlum Şirin tabii ki. Kız geldiğinden beri etrafında pervane, gözlerinden kalp fışkırıyor seni görünce."
Kalbi boğazında atarken duygularını bu kadar belli ettiği için yüzü kıpkırmızı olmuştu genç kızın.
"Lan saçmalama oğlum şimdi biri duyacak al başına belayı!"
"Niye lan sevimli kızdır Şirin."
"Bana ne lan! Sevimliyse bana mı sevimli! Kaç yaş var aramızda, ona benden ekmek çıkmaz."
Ona benden ekmek çıkmaz...