Herkese merhabaaaaa.
Bu kitap bir zamanlar yazdığım en iyi kurgulardan biriydi. O yüzden buraya bırakıyorum.
...
ÖLÜLER RÜZGÂRLA YÜKSELİR.
Bazı kapılar açılmamalıdır. Bazı sırlar bin yıl boyunca gömülü kalmalıdır. Ve bazı uyanışların bedeli, yaşayanların kanıyla ödenir.
Başladığınız tarihi bırakabilirsiniz.
Gök ışığını kaybedip devasa bir girdaba dönüştüğünde ilk yağmur damlası yeryüzüne düştü. Ardından damlalar çoğalarak göğü ve yeri birbirine kattı. Rüzgâr şiddetlendi, bulutlar karardı ve gökyüzü, sanki içinde sakladığı bir şeyi kusmaya hazırlanıyormuş gibi uğuldamaya başladı.
Genç kız, panik dalgasının getirdiği adrenalinle odasına koşup kapısını kapattığında nefes nefeseydi. Başını telaşla pencereye çevirdi. Açık pencereden içeri sızan sert rüzgâr, perdeleri sağa sola savururken odanın içinde korkutucu bir uğultu yankılanıyordu. Kulaklarında zaman zaman çınlamalar oluyor, duyduğu seslerin fırtınaya mı yoksa zihninin derinliklerinden yükselen başka bir şeye mi ait olduğunu ayırt edemiyordu.
Elleriyle kulaklarını kapatıp pencereye doğru ilerledi. Perdeyi sağ eliyle iterek gözünün önünden çekti. Ardından başını kaldırıp gökyüzündeki her şeyi içine çeken devasa kara deliğe baktı.
Geçmiş ve gelecek arasında sıkışıp kaldığını hissetti. Nefesi kesildi. Kalbi, göğüs kafesini kırıp dışarı çıkmak istercesine çarpıyordu.
Sol gözünden ince bir damla süzüldü.
Çünkü bir şeyi çok iyi biliyordu.
O gece, istemeden sebep olduğu şeyin ne olduğunu…
Ve artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını.
Şeytan, bin yıllık uykusundan uyanmıştı.
Onu o uyandırmıştı.