Kitaplar Özellikler İletişim İndir
Lanetliler Şafağı Bekler
Fantastik

Lanetliler Şafağı Bekler

0Beğeni
0Okunma
3 Bölüm
6,510Kelime
33 dkSüre
03.01.2026Tarih
Geceleri dışarı çıkamazlar yoksa lanet onları avlar. Sis ve yağmurdan korkarlar onların lanetin yancısı olduğuna inanırlar. Efsanenin gayrısı sahtedir. Sasha korkusuz ve kutsal savaşçı. Lanet ruhun düşmanı. Sakın lanetli birine yaklaşma yoksa sende lanetlenirsin. Ne, zaten lanetli misin? O zaman geç olmadan ruhuna veda etmelisin. Fazla ümide kapılma senin ebedi sonunun lanet şafak sökmeden bu çile dinmeyecek.

Lanetin Peşinde

Efsanemiz hakkında bilmediğimiz o kadar çok şey var ki…

Mesela lanetin nasıl ortaya çıktığı.

Yirmi üç yıl önce yaşanan o olaydan bahsetmiyorum — binlerce yıl öncekilerden söz ediyorum.

Lanetin kökenini bilmeden onu durduramayız. Bu yüzden en başına dönmeliyiz.

Ama bu efsanenin ne gerçek bir başlangıcı var, ne de bir sonu.

Sadece ortası anlatılmış; o da eksik, kimi zaman çarpıtılmış, kimi zaman tamamen yanlış.

Benim görevim, o eksik parçaları tamamlamak.

Henüz nasıl yapacağımı bilmiyorum.

Kendi yöntemlerimi geliştiriyorum, işaretler arıyorum, rüyalarımı not alıyorum…

Yine de bugüne kadar bir sonuç elde edemedim.

Yatağımda doğruldum.

Ayın solgun ışığı penceremden içeri süzülüyordu.

Dışarıda sessiz bir gece vardı — ama ben hiç de sakin değildim.

İtiraf etmeliyim, korkuyordum.

Tam olarak nedenini bilmiyordum.

Ama gerçeklerin peşinde, karanlık bir yolda körlemesine koşarsanız…

Karşınıza ne çıkacağını asla bilemezsiniz.

Belki öğreneceğim şey her şeyi değiştirecekti.

Belki de — daha kötüsü — lanet bana da bulaşacaktı.

Bu düşünceyi kafamdan atmak için başımı sertçe iki yana salladım.

Bir süre kardeşimin düzenli nefes alışlarını dinledim.

Yangından sonra kalan küller gibi sessiz ve huzurluydu uykusu.

Ama benim içimde fırtınalar kopuyordu.

Daha fazla oyalanmaya vaktim yoktu.

Yerimden kalktım, dolabın yanına gittim.

Dolap yılların yükünü taşıyordu; ahşabı koyulaşmış, oymaları tozla kaplanmıştı.

Bir zamanlar parlak olan kapakları şimdi yer yer çatlamış, kulp halkaları pas tutmuştu.

Alt kısmında neredeyse fark edilmeyen bir çizik vardı — eski ama belirgin bir bıçak izi.

Fark edilmiyordu, ama ben fark etmiştim. Çünkü o izi ben bırakmıştım.

Neden mi?

Kardeşimi, annemizi haydutların öldürdüğüne inandırmak içindi.

Evdeki birçok eşyaya benzer izler kazımıştım.

Ona “o gün geçti ama izler hâlâ duruyor” hissi vermeye çalışmıştım.

Ama işe yaramadı.

O, haydutların onları öldürdüğüne hiç inanmadı.

Sanki — burada olmasa bile — bizim ne yaşadığımızı hissetmişti.

Dolabın içinden gece kadar koyu bir pelerin çıkardım.

Üstüme geçirdim.

O kadar çok giymiştim ki, düğmelerini iliklerken parmaklarım ezbere hareket ediyordu.

Lanetli bir geceyi andıran lacivert saçlarımı sıkı bir at kuyruğu yaptım.

Botlarımı giydim, bağcıklarını çözülmeyecek şekilde sıkıca bağladım.

Pelerinin içine birkaç küçük hançer sakladım ve kılıcımı belime taktım.

Son olarak peçemi yerleştirdim, kapüşonumu çektim.

Hazırdım.

Kapıdan çıkmak yerine kestirme yolu — çatıyı — seçtim.

Camın yanına yaklaştım, bir bacağımı dışarı attım.

Diğerini de çıkarmadan önce göz ucuyla Tera’ya baktım. Uyuyordu.

Bu iyi.

Çatıda dengemi sağlamam birkaç saniyemi aldı.

Sassaba’nın mimarisini gelen yolculara anlatmak için genelde dört bölüme ayırırız:

Birinci kısım: Anıt.

Burası efsanenin doğduğu yer.

Son Gölge Savaşçısı — laneti durdurmaya en çok yaklaşan kişi — Sasha adına dikilen bir taş bulunur burada.

Taş, cam bir fanusun içinde durur.

Fanusun altı suyla çevrilidir; sudan taşa kadar uzanan bir yol vardır.

İnsanlar minnettarlıklarını o yoldan geçerek gösterir.

Fanusun çevresindeki ışıklar, lanetin gölgesini unutturmayacak kadar soluktur.

Suyun etrafında yosun tutmuş taşlar dizilidir; her birinin bir anlamı olduğuna inanırız.

Annem hep öyle derdi.

Efsanemizi bilmeyen biri bile bu anıtın bizim için farklı bir

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play