B1-SALI
Hayat bazen tek bir gecede değişir derler. Ben buna uzun süre inanmadım. Çünkü
hiçbir gecenin, birini kendinden bile şüphe ettirecek kadar acımasız olabileceğini
düşünmemiştim. Meğer en büyük yanılgım da buymuş.
Sıradan ve boktan bir salı gününe uyandım yine. Dün geceki müşteriden sonra bedenim
hâlâ bitkindi. Beni beceren o şerefsiz sanki yılların birikmiş arzusunu üzerimde boşaltır
gibi davrandı. Gözümün içine bile bakmadan, parasının son kuruşuna kadar sömürdü
adeta. Çünkü burada tek bir markenin bile kıymeti var.
“Liora yataktan kalkar.”
Neyse ki aylık kira ücretini tam bir gün önceden çıkarabildim. Ama sorunlarım bununla
bitmiyor. Bedenimi hastalıktan korumam için almam gereken ilaçlara param kalmadı.
Ve bu benim için hayati bir mesele. Çünkü ben bir hayat kadınıyım ve istemeden
hastalık taşımak ya da bir çocuk doğurmak istemiyorum.
“Liora paketinden bir kırmızı sigara çıkartır.”
Ah ve elbette lanet olası sigara da var... Bu boka çocukluk arkadaşım Stella yüzünden
bulaştım. Sanki başka derdim yokmuş gibi bir de beni buna alıştırdı ve kısa sürede
bağımlısı oldum.
“Liora başını ovalar ve ardından iç geçirir.”
Acilen birkaç müşteri daha bulmam gerekiyordu. Hem ilaç hem de karnımı doyuracak bir şeyler almalıyım. Dolapta neredeyse hiçbir şey yok. Ve artık hırsızlık yapıp polislerin eline düşmek istemiyorum. Aridhelm’da kadınların hiçbir değeri yok zaten. Yaptığımız en küçük hatanın bedelini bile çoğu zaman canımızla ödüyoruz. Kulağa çok saçma gelebilir ama gerçek.
“Liora masadaki gazeteyi alır.”
Yine tanıdık bir başlık. Aynı gün içinde kaybolan iki kadının haberiyle açılıyor gazete. Ve evet sadece kadınlar. Bu artık tesadüf olamaz. Ortada ya gizli bir operasyon var ya da işini iyi yapan bir katil. Şaşaalı krallığımız aylardır bu olayı gerçek bir niyetle çözmeye çalışmıyor. Dediğim gibi… Biz burada önemsiziz. Sadece tek başına, çaresizce Tanrı’dan mucize bekleyen et parçalarıyız.
“Liora ayağa kalkar.”
Üzerime düzgün bir şeyler geçirip aynaya baktım. Göz altlarım morarmış, dudaklarım
solgunlaşmıştı. Kendime benzeyen bir yanım kalmamış ama hâlâ nefes alıyorum.
Şimdilik bu kadarı yeterli. Bir umutla cebimi yokladım ama boşunaydı. Kalan birkaç
banknotla ne ilaç alabilirim ne de yiyecek.
“Liora nefesini tutar ve dışarı adım atar.”
Sokağa adımımı atar atmaz Aridhelm’in kasveti yüzüme çarptı bir kez daha. Hava kirli ve griydi. Benim gibi birkaç kadın daha kaldırım kenarlarında müşteri bekliyor, çocuklar çöplerden bir şeyler çıkarmaya çalışıyor, köşe başlarında ise asık suratlı polisler nöbet tutuyordu. Hepsine alıştım artık. Sokaklar bazen düşmanın, bazen de fırsatın evidir. Hangisi olduğunu anlamak için şanslı olmak gerekir. Ama benim