4Beğeni
1Okunma
1
Bölüm
1,287Kelime
6 dkSüre
19.10.2025Tarih
Lâl, liseye başladığı ilk yılında, ailesi ile birlikte yeni bir şehre taşındı. Her şey yabancıydı: okul, insanlar, sokaklar... Bir kez daha kendini tanıtmaya, insanlara kendini göstermeye çalışıyordu. Ama konuşamıyordu. Sessizdi kelimeler, duyguları ona hiç kolay gelmemişti. Ve bu yüzden kimse onu anlamıyor, anlamak da istemiyordu. Lâl, dışlanan taraf olmaktan yorulmuştu, ama bir kez daha aynı döngüye hapsolmuş gibiydi. Yeni okulunda, yeni hayatında, bir yerlerde bir arkadaş, bir yer bulabilecek miydi? Belki de Lâl'i bu yalnız dünyasından sadece gerçek aşk kurtarabilirdi? “Gözlerin konuştu, dünya duymadı; sen yine de susarak büyüdün.”
SESSİZ ÇIĞLIKLAR
Bölüm 1
Bugün benim için büyük bir gündü. Ailemle birlikte yeni bir şehre taşınmış, hayatımın yepyeni bir sayfasını açmak üzereydim. Okulumun ilk günüydü… Aslında lise hayatımın ilk günü.
İçimde karmaşık duygular vardı. Heyecan mıydı bu? Yoksa sadece kaygı mı? Belki de ikisinin garip bir karışımıydı. Yeni sınıf, yeni yüzler, bilinmeyen koridorlar… Ama en çok da bir kez daha kendimi anlatma düşüncesi yoruyordu beni.
Konuşamıyor olmak, sanki kalın bir duvar örüyordu çevremle arama. İnsanlar beni anlamıyor, anlamak da istemiyordu. Hep öyle olmuştu zaten. Geçmişte uğradığım zorbalıklar, sessizliğimin ardına sakladığım gözyaşlarım hâlâ içimde bir yerlerdeydi.Ama belki de bu şehirde, bu okulda… Her şey farklı olabilirdi. Belki bu kez, biri sesimi duymasa da kalbimi duyabilirdi.Üniformamı düzelttim. Siyah eteğimi elimle aşağı doğru çektim, beyaz gömleğimin düğmelerini bir kez daha kontrol ettim. Siyah-kırmızı kravatım biraz yamuktu, düzelttim. Diz kapağıma kadar gelen beyaz çoraplarımı ve siyah ayakkabılarımı son kez gözden geçirdim. Aynanın karşısına geçip kendime baktım.
“Hazır mısın, Lâl? Gerçekten hazır mısın?”
İçimdeki ses cevap vermedi, sadece sustu. Belki de cevabı ben de bilmiyordum. Her zamanki gibi.
Yüzüme zoraki bir sakinlik yerleştirmeye çalışırken kapı aralandı. Annem ve babam içeriye girdi.
“İyi şanslar, güzel kızım,” dedi annem, gözlerinde hafif bir endişeyle. Babam ise omzuma dokunarak başını salladı. “Kendine dikkat et.”
Ben sadece hafifçe gülümsedim, başımı salladım. Ses çıkaramasam da onların sevgisini hissedebiliyordum. Onlara doğru adım attım ve sımsıkı sarıldım. Bu kucaklama, belki de bugünkü en güçlü kelimemdi.
Annem ve babam odamdan çıktığında, çalışma masama doğru ilerleyip çantamdan bir defter ve kalem çıkardım. Konuşamadığım için dışarıya çıktığımda yanımda hep bir kalem ve defter bulundururum. Sonuçta çoğu insan beden dili bilmez ve ben kendimi açıklamaya çalıştığımda bu defter ve kalem iş görür. Kalemi elime aldığımda, büyük harflerle yazmaya başladım:
“MERHABA. ADIM LÂL. KONUŞAMIYORUM VE KENDİMİ İFADE EDEMİYORUM.”
Sayfada yer kalmadığında diğer sayfaya geçtim. Her bir kelimeyi yazarken içimde belirsiz duygular yeşeriyordu. Yazmaya devam ettim:
“SORULARINIZ OLURSA BU DEFTERDEN CEVAPLAYABİLİRİM. BENİM İÇİN KONUŞAMAMAK ENGEL DEĞİL, SADECE FARKLI BİR YOL.”
Bir diğer sayfaya geçtiğimde derin bir nefes alarak yazmaya devam ettim.
“KİTAPLARI, GÖKYÜZÜNÜ, RESİM ÇİZMEYİ SEVERİM. BİR DE MÜZİĞİ — EVET, DUYABİLİYORUM.”
Sayfayı biraz süslemek istedim. Kenarına küçük bir yıldız çizdim, yanına da bir gülümseme. Başka bir sayfaya geçerek son cümleyi yazdım:
“ARKADAŞIM OLUR MUSUNUZ?”
Defteri kapatmadan önce yazdıklarıma bir kez daha baktım. Bu sadece birkaç satırdan ibaretti belki ama içinde ben vardım. Gerçek ben.
Defteri kapattıktan sonra sandalyeden kalkıp çantamı koluma taktım. Defteri çantama koydum ve son kez boy aynasından kendime baktım. Yukarıdan bağladığım siyah saçlarım güzel duruyor, siyah harelerim umutla bakıyordu. Gözlerim sanki bana “Sen yapabilirsin.” der