Mafyanın derin yolu 1
MAFYANIN DERİN YOLU
1. BÖLÜM
yıllar önce Madrid (Capileira, Endülüs)
"Pedro, daha ne kadar kaçacaksın dostum? Ne oldu, kaçacak yerin mi kalmadı?"
Adam silahını sıkıca tuttu; "Bizi alt etmek kolay değil!" diyerek iki el ateş etti. Ardından Pedro, henüz iki yaşındaki oğlu Sergio’yu ve karısı Sofia’yı sakladığı arkadaşının evinden alıp hızla araba ile uzaklaştı.
Sofia panik içinde, "Neler oluyor Pedro, nereye gidiyoruz?" diye sordu. Genç adamın nefesi kesiliyordu. "Çok kötü Sofia... Ben... Ben Alonzo’yu vurdum," dedi.
Ardından arabada acı bir fren sesi duyuldu ve araç yoldan hızla savruldu.
GÜNÜMÜZ...
Sergio Rodriguez:
Başımda yine çok şiddetli bir ağrı vardı. Biraz hava almak için malikanenin bahçesine çıktım. Elimdeki viskiyi yudumlarken, adamlarımdan en güvendiğim kişi olan Gustavo yanıma yaklaştı.
"Patron, adamı getirdik," dedi.
Elimdeki viski bardağını tek dikişte bitirip, "Güzel, getirin," dedim. Gustavo ve diğer adamlarım, orta yaşlı, pislik görünümlü bir adamı karşıma getirdiler. Sakince sordum: "Kaç bilgi sızdırdın?"
Adam titreyerek, "Bayım, ben..." diye söze başladı.
Gözlerinin içine bakıp, kelimelerin üzerine basa basa tekrar ettim: "Kaç bilgi sızdırdın?"
"Beni zorladılar!" dedi adam, sesi yalvarır gibi çıkarak.
"Seni zorladılar mı? Masum insanları tartaklarken yüzün gülüyordu," dedim. Adam kekeleyerek, "Ben... Ben yapmadım," diyebildi.
"Bunun konuşacağı yok Gustavo, gereğini yapın," dedim ve malikaneye doğru ilerledim. Kulübe gitmek için hazırlanmalıydım. Ardımdan duyduğum iki el silah sesiyle birlikte malikaneye gülümseyerek girdim.
Eda korhanlı:
Annem Neva Sultan’ın ısrarları üzerine, okul gezisi için İspanya’nın başkenti Madrid’e gelmiştik. gezimizde dinlenmek için kafeye geçtiğimizde masaya oturduk Arkadaşlarım Fatih ve Erva yanıma gelip, "Eda, bu gece çıkıyoruz; sen de bizimle gel, olur mu?" dediler.
"Bilemem, bakarız," dedim. Doğrusu bugün pek keyfim yoktu. O sırada çalan
Telefonuma baktığımda "Ablam" yazısını görünce sevinçle açtım. Çünkü telefonun ucunda minik bıcırığım, ablamın kızı Miray vardı. Tontişim... Bir insan bu kadar mı teyzesine çeker denilecek türdendi resmen.
"Fıstığım!" dedim.
Telefona ablam çıkmıştı, şaşırmıştım. "Dur, veriyorum fıstığına," dediğinde, "Teyzoş!" diye gelen o cimcime sesle yüzümde güller açtı. "Özledim seni," diye hayıflanması ise beni resmen eritti. Kızımız daha beş yaşındaydı ama sanki yirmi yaşında bir aklı vardı minik cadımın.
Ardından telefonu eniştem Daniel aldı. Evet, ablamın eşi İspanyol’du. Yeni yeni oturan Türkçesiyle, "Naber balediz?" dedi. Evet, eniştem "baldız" demeye çalışıyordu.
Gülüp, "İyiyim, senden naber enişte?" dedim.
"İyi... Madrid’de kuzenim olduğunu biliyorsun, onunla iletişime geçeceğim. Sana orada şey olur; göz kulağı," dedi. Eniştem bu sefer de "göz kulak olur" demeye çalışıyordu.
Ablam telefonu tekrar alıp, "Enişten tam konuşamıyor ama orada kendini yalnız hissetme hayatım, eğlenmene bak," dedi.
"Sağ ol ablacığım, görüşürüz," dedim. "Görüşürüz güzelim," diyerek telefonu kapattı.
Derin bir "of" çektim. İstanbul’da babam, Madrid’de eniştem... Mafya ailesi olmak böyle zor bir şeydi; her an başımıza bir