Kitaplar Özellikler İletişim İndir
Mafyanın Veliahtı
Aşk/Romantizm

Mafyanın Veliahtı

13Beğeni
130Okunma
22 Bölüm
37,609Kelime
3 saat 8 dkSüre
20.04.2026Tarih
Kendini bile sevmeyen bir kız, dünyada tek sevdiği şeyi, abisini, öldüren aileden intikam alabilmek için sevmediği ama oldukça güçlü bir mafya ailesinin varisi olan Kerimhan ile evlenemeye razı olur.
Kerimhan, ise duygusuz adamın tekidir. O sırada hayatında olan, ailesinin tasvip etmediği bir kızla ilişkisi vardır. Ancak, o kızı bile sevmemektedir.
Kübra ile evlenmeyi babası istediği için kabul ediyor gibi görünse de kız ile yalnız kaldıkları her seferinde ona bu işten vazgeçmesi için baskı yapar.
Çünkü, hayatındaki kızı sevmese de bebeğini taşıdığı için onu bir kenara atmayacaktır. Ve Kübra, ne ailesinin istediği gibi elit bir kızdır, ne de onun kafasındaki eş modeline uygundur...
Kız arkadaşı, babasından aldığı üç kuruş için bebeğini öldürüp onu terk ettiğinde, babasının her zamanki gibi doğru seçimler yaptığına, ileri görüşlü olduğuna bir kez daha ikna olur.
Evlenmeyi kabul eder.
Ancak bir sorun vardır.
Kübra asla istediği gibi hareket etmiyordur. Fazla dik başlıdır.

Bölüm 1

Kübra, burnundan soluyordu. karşısında duran kocasına öfkeyle bakarken “Siktir git, metresini becer!” dedi. Dudağının kenarını dilinden dökülmemiş olan küfürlerle kıvırdı.

“Tabi, yapabiliyorsan!” derken cümleye birçok anlam sığdırmayı başarmıştı.

Kerimhan, gözlerini kıstı. Kızın ona meydan okuyan erimiş çikolata rengindeki gözlerine bakarak hafifçe çenesini salladı.

Yeşil gözlerindeki tüm parlaklık aniden yitip gitmiş, yerini yapay, donuk bir matlığa terk etmişti.

Kübra, onun ciddi anlamda sinirlendiğini bilmesine rağmen sinirle çenesini kasmaya devam ederek başını geriye attı.

Kerimhan, “Yapabiliyorsam mı?” diye yavaşça sorduğunda başını belli belirsiz salladı.

“Bence senin metresin bile yok! Yalan! İbnenin tekisin!”

***

“Nişanlıyım ben!” dedi Kübra.

Kendi sesini tanıyamamıştı. Dudakları başkası tarafından hareket ettiriliyordu sanki…

Başı dönüyor, midesi bulanıp duruyor, kendini berbat hissediyordu.

Tuvaletin aralık kapısında dikilmeye devam eden uzun boylu korumayla aynadan bakışmaya devam ediyordu. Adamın yakışıklı olduğu gerçekti. Fakat yakında başkasıyla evlenmesi gerekecekti.

“Henüz değilsin,” diyen adam kapıyı kapatıp üzerine doğru yürümeye başladığında lavaboya tutunup döndü.

Kalçasını arkasına yaslayıp dik durmaya çalışırken kaşlarını çattı. Nereden bildiğini sormak aklına gelmemişti. Tek düşünebildiği bir adamla yalnız olduğuydu.

“Yardımına ihtiyacım yok, dışarı çık, iyiyim ben!” diyerek korumanın çıkmasını beklerken ne kadar rezil halde olduğunu anlamasın diye yeniden arkasını döndü.

Adam dediklerini umursamadan tam arkasına kadar geldi. Dokunmuyordu ama bedeninden yayılan enerji, kızın tepeden tırnağa titremesine neden oluyordu.

Yeşil gözleri kızın kahve gözlerinin yansımasıyla buluşunca “Hareketlerine dikkat edeceksin!” diye konuşmaya başladı. Sesi öyle bir tondaydı ki Kübra, kendini adamın emrinde çalışan biri gibi hissetmeden edememiş, bu histen de nefret etmişti.

“Oturup kalkmana, konuşmana, giydiklerine hatta bakışlarına bile… Sen Tekin Aksoy’un gelinisin. Bundan sonra adım atmadan ya da ağzını açmadan önce bunu düşünecek, ona göre davranacaksın!”

Kübra, bir koruma tarafından azarlanmanın şokuyla parmaklarını lavabonun soğuk mermerine bastırarak adama döndü. Sendeleyip adamın betondan dökülmüş gibi dimdik duran bedenine yığılır gibi oldu ama kendini toparlayıp güç de olsa dik durmayı başardı.

Başını geriye atıp “Sen kimsin de benimle bu şekilde konuşuyorsun?” dedi sinirle. “Ve yine söylüyorum, sen kimsin de bana bu kadar yaklaşıyorsun? Canına mı susadın?”

Adam, duruşunu bozmadan sinirle gözlerine bakıp “Kerimhan Aksoy!” dedi. “Müstakbel nişanlın!”

Kübra, gözlerini kırpıştırıp görüntüyü netleştirmeye çalışırken adam uzanıp olması gerekenden çok daha açık duran göğüs dekoltesini yukarı doğru çekiştirmeye çalışınca refleksle eline tokadı geçiriverdi.

“Çek şu elini üzerimden!”

Üzerindeki elbiseyle zaten rahatsız hissediyordu, bir de adamın delici bakışlarını açık teninde hissediyordu ya yer yarılsa da içine girse istiyordu. Dediği şeye ise ne tepki vereceğini bilememişti.

Üniversitedeyken bir çocukla çıkmıştı ama çocuk abisini görünce toz olmuştu. Ondan başka kimseyle ne konuşmuş ne de görüşmüştü. Boş zamanlarının çoğunu abisiyle geçirirdi. Annesinin baskılarından bir tek onun sayesinde kurtulur onun sayesinde nefes alırdı. Abisi, nefesiydi…

Birlikte