Kitaplar Özellikler İletişim İndir
Nefes Payı
Askeri

Nefes Payı

71Beğeni
346Okunma
3 Bölüm
5,034Kelime
25 dkSüre
04.05.2026Tarih
Bazen hayatta kalmak bir nefes payı kadardır.

Bir yanda geçmişte verdiği kararın ağırlığını sivil hayattaki vurdumduymazlığıyla maskeleyen Yüzbaşı Göktuğ Göksu. Diğer yanda karadaki kayıplarından kaçmak için suyun derinliklerine sığınan Irmak Tuna.

Biri her şeyi kontrol altında tutmaya çalışırken nefesi tükenen bir kadın, diğeri her şeyi kontrolü kaybettiği için yıkan bir adam.

Gerilim tırmanıyor, nabız yavaşlıyor ve asıl savaş şimdi suyun altında başlıyor.

1.

Su soğuktu. Hem de öyle bir soğuktu ki bedeninin artık hissizleşmeye başladığını hissediyordu. Henüz çıkmak için erkendi. Zihnini susturmayı denedi. Tamamen kendine odaklanmak zor olsa da başarmaya oldukça yaklaşmıştı. Derken anılar gizlendiği kuytulardan çıkarak temizlediği zihninin tüm alanını işgal etmeye başladı. 

Göz kapaklarının ardındaki karanlık tuzlu suyun baskısıyla birleşti. Ciğerlerindeki oksijenin her bir zerresini idareli kullanması gerektiğini biliyordu ama zihnine sızan görüntüler kalp atışını hızlandırarak göğüs kafesine içeriden basınç yapıyordu. Suyun otuz metre altında paniklemek bedenin kendi kendini tüketmesi demekti. 

“Sakin kal,” diyordu içindeki ses. “Sakin kal.” Irmak parmak uçlarını avuç içine doğru hafifçe sıktı, bacak kaslarındaki istemsiz gerilimi serbest bıraktı ve zihnindeki gürültülü perdeyi indirdi. Kendini bir kez daha tamamen kapatmayı başardı.

Bir buçuk dakika zihnini susturma eylemi bir kez daha sekteye uğradığında minik bir nefes verdi dudaklarının arasından. Ve sonunda pes ederek hareketlendi ve yüzeye doğru yükselmeye başladı.

Yüzeye doğru çıktıkça suyun rengi açıldı. Başını sudan çıkardığında aldığı ilk nefes Urla’nın rüzgarıyla birleşip genzini yaktı. Maskesini alnına itip paletlerini çıkarırken, iskelenin ahşap zeminine vuran dalgaların çarpışından başka hiçbir şey duyulmuyordu. 

Bir süre derin derin soluklandı. Ardından bakışlarını elindeki kronometreye indirdi yavaşça.

7.32 

Bıkkın bir nefesle daha aralandı dudakları. Ardından kendine küsmüş gibi alt dudağı yavaşça aşağıya doğru sallandı. Yine olmamıştı. Oksijen desteği olmadan nefesini tutarak dünya kadınlar rekorunu egale etmek, hatta on dakikaya tamamlamak istiyordu suyun altında kalışını… Fakat bir türlü 7.50’den öteye gidememişti henüz. 

Kaslarındaki uyuşukluğu atmak için havlusunu omuzlarına geçirdiği sırada telefonun titreşimi ahşap zeminden ayak tabanlarına ulaştı. Ekranda beliren isim, o anki izolasyonunu bölmeye yetkili tek kişiye aitti. Turan Albay… Manevi baba bildiği adama… Babasının en yakın arkadaşına…

Aramayı yanıtlayıp telefonu kulağına götürdü. “Efendim yakışıklı?” Karşı taraftan önce küçük bir gülme sesi geldi. 

"Sudaydın yine değil mi? Kaçıncı arayışım bu!" dedi Turan Albay. Soru sormamış durum tespiti yapmıştı. Çünkü Irmak sadece derste olduğu ve suyun altında olduğu zamanlar telefonunu açmazdı. Telefonun ucundan gelen sitemle karışık değerlendirme Irmak’ın dudaklarında kısa, belli belirsiz bir tebessüm yarattı.

"Çıkalı henüz iki dakika oldu," diye yanıtladı ıslak saçlarını tek eliyle ensesinde toplamaya çalışırken. "Senin bu saatte karargahta olman gerekmiyor muydu? İş başında nasıl düştüm aklına?”

“İki dakikada laf mı çarptın sen şimdi bana?” 

Irmak havlusunun uçlarını göğsünde birleştirdi. 

“Estağfurullah canım. Ne haddimize!”

“Seninle konuşmam gereken acil bir mesele vardı. Onun için aradım.”

Adamın değişen ses tonuyla

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play