Kitaplar Özellikler İletişim İndir
Nehra: Hüküm ve Kül
Dark Romance

Nehra: Hüküm ve Kül

2Beğeni
0Okunma
3 Bölüm
12,060Kelime
1 saatSüre
06.09.2026Tarih
Hasret, sokaklarda büyümüştü. Aç kalmayı, kaçmayı, susmayı ama en çok da hayatta kalmayı öğrenmişti. Beş yıl önce Savaş Alasker onu bulduğunda yolu yeraltının acımasız krallığı Nehra ile kesiştiğinde, artık geri dönüşü olmayan bir dünyanın kapısından içeri girmişti.

O, bu karanlık dünyanın görünmeyen yüzü, sessiz bir teslimatçıydı sadece. Paket taşıyor, emirleri uyguluyor ve asla soru sormuyordu. Çünkü bilirdi Nehra'da soru soranların ömrü uzun olmazdı.

Bu karanlık dünyanın merkezindeyse tek bir adam vardı Savaş Alasker. Soğukkanlı, acımasız ve önünde bütün bir şehrin diz çöktüğü mutlak bir hükümdar. İnsanların adını fısıldayarak söylediği, kurallarında merhamete asla yer ayırmayan bir lider. Hasret için Savaş, ulaşılamaz ve tehlikeli bir hayranlıktan ibaretti.

Ta ki o geceye kadar.

Gücün hükmettiği, sadakatin kanla ödendiği ve aşkın küle dönüştüğü karanlık bir yeraltı hikâyesi.

00. GİRİŞ | DONAN RUHLAR ŞEHRİ •


XXXTENTACION - ALONE,PART3 🖤


GEÇMİŞ...

12.12.2021


Zaman, gece yarısını çoktan geçmişti. İstanbul'da kasvetli, bardaktan boşanırcasına yağan kar taneleri tenimi yalayıp geçerken, ıslanan kısa siyah saçlarım yüzüme yapışıyordu. Günlerdir ağzıma tek bir lokma koyamamanın verdiği açlık sızısı, ayazın sertliğiyle birleştiğinde artık gövdemi bir zehir gibi ele geçirmişti. Üstelik bugün benim on sekizinci yaş günümdü.


Herkesin geleceğe umutla baktığı o eşikte, ben sadece hayatta kalmaya çalışan bir ölüden ibarettim. İnsanların dilekler dileyip mum üflediği bu yaşta, ben nefes alabilmenin bile vermiş olduğu ağır bedel ile eziliyordum. Geçmişim koca bir çaresizlikten ibaretti, geleceğim ise önümde uzanan bu karanlık sokak kadar belirsiz ve soğuktu.


Aynı yerde durmak bedenimi daha da üşüttüğü için sokaklarda çaresizce yürümeye devam ediyordum. Her adımımda ayaklarım karların içine gömülüyor, sanki şehir beni yavaş yavaş yutmak istiyordu. Rüzgarın yüzüme vurduğu her darbe, bu dünyada ne kadar yalnız ve kimsesiz olduğumu fısıldayan acımasız birer tokat gibiydi. İçimde ne bir kaçış ümidi ne de yarını görme arzusu kalmıştı, sadece adımlarımın beni götürdüğü o belirsiz sonun bir an önce gelmesini diliyordu yorgun kalbim.


Gözüm yanından geçtiğim bir apartmanın giriş katındaki penceresine takıldı. İçeriden sokağın karanlığına inat sıcak, sarı bir ışık yansıyordu. Üç kişilik bir aile, yaklaşan yılbaşı için evlerinde çam ağacı süslüyordu. Ufak kızlarının boyu ağacın üst dallarına yetişemediği için babası onu sevgiyle kucağına almış, süsleri kendi elleriyle yerleştirmesine yardım ediyordu. Annesi ise kenardan onları izleyip gülümsüyordu.


Hayatım boyunca hiç sahip olamayacağım bu sıcak aile ortamını izlemiş olmanın verdiği acıyla gözlerimi hızla oradan çektim. Göğsüme saplanan kıskançlık ve çaresizlik hissi, dışarıdaki ayazdan çok daha keskin bir şekilde canımı yakmıştı. Bugün benim doğum günümdü ama bu koca şehirde hiç kimse için bir şey ifade etmiyordum.


Adımlarım biraz daha hızlandı, sanki o pencereden kaçarsam içimdeki bu dayanılmaz yalnızlık acısından da kaçabilecekmişim gibi körü körüne yürümeye devam ettim.


Dünyada bu kadar çok mutlu insan varken, benim kendi doğum günümde bile aç ve yalnız bir şekilde sokaklarda sürünmem içimi her şeyden daha çok acıtıyordu.


Düşüncelere dalmış öylece yürürken adımlarım birden birbirine dolandı, başım döndüğü için sendeledim. Kafamı kaldırdığım an, sokak lambalarının cılız sarı ışıkları gözlerimin önünde büyüyüp küçülmeye başlamışlardı. Daha fazla ayakta kalmaya dayanamadığım için sırtımı eski bir binanın çatlak duvarına yasladım. Açlık ve soğuk yüzünden artık bir adım bile atamayacak hale gelmiştim. Havanın soğukluğu üzerimdeki eski paltoyu delip geçtiğinde bacaklarım artık benden tamamen vazgeçmişti. Yaslandığım duvarda yavaşça kayıp dizlerimin üzerine yığıldım. Nefesim yetmez olmuştu, sanki her nefes alışımda ciğerlerime binlerce iğne batıyordu.


Karların benden çaldığı

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play