Kitaplar Özellikler İletişim İndir
PATRONUM ESKİ SEVGİLİM
Aşk/Romantizm

PATRONUM ESKİ SEVGİLİM

2Beğeni
2Okunma
1 Bölüm
702Kelime
4 dkSüre
07.05.2026Tarih
Defne Aykar, kardeşinin hayatını kurtarmak için, sevdiği adamın annesiyle bir anlaşma yapıp, sevdiğinin hayatından tamamen çıkar. Yıllar sonra ise bir şirkette işe başlayan Defne, asistanlık yapacağı adamın sevdiği adam olduğunu görür. Kendi aşkı içinde hiç bitmemiştir ama Asaf onu atlatmış gibi duruyordur. Daha doğrusu Defne öyle sanıyordur.

GİRİŞ

Genç kız, sakin adımlarla kafenin kapışmadan içeriye girdi. Etrafındaki masalara dikkatle bakarak, ağır ağır ilerlemeye başladı. Biraz ilerledikten sonra atadığı kişiyi bulunca onun oturduğu masaya doğru ilerledi.

Selam verme gereği duymadan, orta yaşlardaki kadının karşısındaki sandalyeye geçip oturdu. Karşısında hemen hemen kırklı yaşların sonunda olan ama halen güzelliğinden bir şey kaybetmemiş olan kadını kısaca süzdü.

Sevdiği, aşık olduğu adamın; Asaf’ın annesiydi bu kadın. Emel Karalar. Biraz daha kadını inceledikten sonra, iç çekerek sırtını geriye, sandalyeye yasladı.

Olmak istediği yer kesinlikle burası değildi. O Asaf’ın yanında olmalıydı şu anda. Hakikaten, ne işi vardı ki burada? Sabahın köründe telefonu çalmış, o da aceleyle Asaf uyanmasın diye kapatmaya çalışırken, yanlışlıkla açmıştı.

Telefonda duyduğu ses, asil ve oldukça düzgün bir diksiyona sahip olan bu kadının sesiydi. Asaf’ın annesi olduğunu, onunla görüşmek istediğini söylemiş, sonra da hemen buluşmak istediğini belirtip, bu kafenin adını vermişti.

Aslında, kadın ilk aradığında da, buraya gelirken de ne söyleyeceğini az çok tahmin edebiliyordu. “Asaf’la ayrılmanı istiyorum!” , “Oğlumun peşini bırak. Sen ona göre biri değilsin!” , “Ya da ne kadar istiyorsan söyle ve oğlumun peşini bırak!”

Evet evet, son düşündüğü cümle kesinlikle karşısında oturan kadının söyleyeceği türden bir cümleydi. Kadın önünde duran kahvesini nazik bir hareketle tuttu ve dudaklarına götürerek küçük bir yudum aldı. Fincanı yerine koyarken, gözlerini genç kıza dikti ve yavaşça konuşmaya başladı.

“Hastanede yatan bir kardeşin olduğunu biliyorum. Tedavisi olan ama her doktorun tedavi edemeyeceği bir hastalık. Tedavi edebilecek en iyi doktorlarında yurtdışında olduğunu biliyorum. Her geçen gün kardeşinin durumu kötüye gidiyor. Ama eğer istersen, seni ve kardeşini yurtdışına gönderebilirim. En iyi doktorlarda tedavi olur, sen de eğitimini orada tamamlarsın. Sana düşünmen için bir kaç dakika veriyorum. Ama bunu düşünürken şunu da hiç unutma; bir telefonumla kardeşini kabul edebilecek hiç bir hastane bulamazsın Türkiye’de. Ne özel hastane, ne de devlet hastanesi. Akıllı bir kıza benziyorsun ve doğru kararı vereceğinden eminim!”

Kadın söyleyeceklerinin bittiğini belirten bir hareketle yeniden kahve fincanını eline aldı ve nazikçe yudumlamaya başladı. Defne ise böyle bir şeyi hiç beklemiyordu. Kadın kendisini araştırmış, her şeyini de öğrenmişti. Şöyle bir düşününce aslında haklıydı. Kardeşi, Demir’in iyileşmesi için en iyi çare, yurt dışına gitmekti. Zaten hastalık kendini ilk göstermeye başladığı zaman kendisi de bunu araştırmıştı. Biliyordu en iyi doktorların ve tedavinin yurtdışında olduğunu.

Asaf’ı çok seviyordu. Hatta ilk görüşte aşık olmuştu o adama ama kardeşi ve sevdiği arasında kalsa, elbetteki kardeşini seçerdi. Bu hayatta kardeşinden başka kimsesi yoktu. Anne babaları küçükken ölmüş, bir o akrabada, bir bu akrabada sığıntı gibi yaşamışlardı. Bu hastalık çıktığından beri, kimse

📖 Uygulamada Oku
App Store Google Play